Politika Ve Strateji

ABD İÇ SAVAŞI

Köleliğin Tanımı

Konuya başlamadan önce kölenin tanımlamasını yapmak gerekir. TDK’ye göre köle, savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse, kul, esir anlamlarına gelmektedir. Başka bir tanımlamada ise birinin emri altında bulunan, özgür olmayan kimse şeklinde geçmektedir.

Köleliği Eleştirenlerin Gerekçeleri

Köleciliği eleştirenler insanların zorla çok uzun saatler boyunca çalıştırıldığını, çeşitli işkenceler ve ceza yöntemleri ile insanlık onurunun çiğnendiğini ileri sürüyorlardı. Ayrıca kölelerin mal gibi alınıp satılmasının aileleri parçaladığını savunuyorlardı. Kölelere yapılan muamele dolayısıyla kölelerin eğitim-öğretim, kişisel gelişim gibi konularda ilerleme kaydedemediklerini vurguluyorlardı.

Diğer yaygın gerekçe ise ekonomik gerekçeydi, köleliğin Güney’i geride bıraktığı ve endüstrileşmesini engellediği şeklindeydi. Aslına bakılırsa bu gerekçe iç savaşa giden yoldaki en önemli faktördür. Kıta boyunca Atlantik’ten Pasifik’e ulaşan Amerika’nın gelişmesi durma noktasına varmıştı. Fetih harekeleriyle birleşen tarafların hesaplaşma vakti de gelip gelip çatmıştı.

Kaynak: wikipedia

Köleliği Savunanların Gerekçeleri

Günümüz şartlarında köleciliğin savunulacak bir tarafı olmadığı konusunda herkes hemfikirdir fakat tarihi değerlendirirken o günün koşullarını göz önünde bulundurmanın gerekli olduğunu akıldan çıkarmamalıyız. Köleliği savunanların gerekçeleri ise işverenin işçiye sürekli olarak istihdam sağlaması, hastalık ve yaşlılık geldiğinde köleye sahip çıkılması gibi nedenlerdi. Ayrıca üst bir kültüre ve dine sahip olduğunu düşünen köle sahipleri, bu ilkel ve puta tapan köleleri topluma kazandırmak ve medenileştirmek için böyle bir sürece ihtiyaç duyulduğunu savunuyorlardı. Gelişme konusunda ise Güneyin geri kalmadığını aksine Kuzeylilerin çok hızlı geliştiğini iddia etmekteydiler.

Köle nüfusu ve Irkçılık

Sorun aslında yasalardan ziyade bir ırkçılık olmasından kaynaklanmaktadır. Kölelik daha çok Afrika’dan getirilenler ve onların nesilleri üzerinden devam etmektedir. İç savaşın bitmesinden ve köleliğin yasal olarak kaldırılmasından çok sonra bile sorunlar devam etmiştir. Hatta izlediğim bir filmdeki gerçek bir olay özellikle çok dikkatimi çekmişti. Jesse Owens isimli 4 altın madalya alarak rekorlar kıran bir atlet onuruna bir davet veriliyor fakat atlet zenci olduğu için mekana almıyorlar ve o zamanın kurallarına göre mekana arka kapıdan çalışanların girip çıktığı arka kapıdan girmeye zorlanıyordu.

Nüfus olarak ise 1850’lerde ülkenin nüfusu yirmi üç milyonu aşmıştır. Ülkedeki bütün kölelerin sayısı ise o dönemde 3.200.00 civarında civarındadır. Mississipi ve Güney Carolina’da beyaz nüfusunu geçmeleriyle beraber Louisiana’da eşit durumdaydılar. Güneydeki Georgia Orta Alabama gibi sıcak iklim ve uçsuz bucaksız düz arazilerde köle nüfusu oldukça fazlaydı. Diğer bölgelerde ise siyah nüfusu toplam nüfusa göre oranları 1/7, 1/10 geçmemekteydi. Esasen bu kadar çok köle ve topraklar belli bir azınlık ailelerin elindeydi. Asıl kıyametin kopmasının nedeni de buydu zaten. Kuzeyliler endüstriye kazandırılmamış bu derecede büyük ve ilkel tarımın olduğu bölgeleri kapitalist düzene açmak istiyordu. Bir yandan da gelişen Kuzey sanayisinde olan eleman açığını buradan götürdüğü zenciler ile sağlamayı planlıyorlardı. Yani olay her zamanki gibi tamamen duygusal “$$$”.

Renk koyulaştıkça köle oranı artıyor.

Savaş Önleme Çabaları ve Tartışmalar

ABD’nin yeni ve benzersiz temeller üzerinde yükselen bir devlet olması sebebiyle hangi kurumun neye karar verip veremeyeceği konusunda bazı muallaklar bulunuyordu. Örneğin bazıları kongrenin köleliği yasaklamaya yetkisi olduğunu ileri sürüyordu diğerleri ise kongrenin böyle bir yetkisi olmadığını öne sürüyorlardı. Yüksek mahkeme kongrenin kölelikle ilgili verdiği bazı kararları bozuyordu. Kuzey yeni kazanılan topraklara kendi endüstrisini götürmek istiyordu Güney ise kendi yönetim sistemini bu bölgelere aktarmakta kararlıydı. ortak bir paydada buluşabilmek için 1850 Uzlaşması tamamlanmaya çalışılmaktaydı. bu uzlaşı sonucunda her iki tarafta haklarından belli miktarlarda taviz vermek zorunda kalmıştır. uzlaşı onaylanınca kısa bir nefes alınabildi fakat Senatör Douglas’ın girişimleriyle Utah ve New Meksico’nun köle konusunda bölge halkının karar vermesi gerektiği yasasını geçirmiştir. Bu olaydan sonra artık ortalık toz duman olmuş ve taraflar iyice ayrışmıştır.

Abraham Lincoln ‘ün Başkan Seçilmesi

Abraham Lincoln

Gerçekleşenlerden seçimlere girerken köleliği savunan Whig Partisi bu seçimlerdeki başarısızlığıyla beraber tarihin tozlu raflarında yerini almaya hazırlanıyordu. Demokratlar ise ikiye ayrılarak Lincoln ‘ün Başkanlığa giden yolunu ardına kadar açtı. Lincoln ‘ün bakış açısını şu sözüyle görebiliriz. “Otuz bir eyalet halkının, otuz ikinci eyalete köleliğin asla girmemesi gerektiğini söylemesinden Nebraska’daki otuz bir vatandaşın otuz ikincisini köle edilemeyeceğini söylemesi ne gibi üstün bir hakka dayanır.”

William Cullen Bryant’ın Köleliğin yasalaşmasına karşı çıktığı şu yazısını paylaşmadan geçmek herhalde büyük haksızlık olur. “Eğer bu karar yasa olarak kalırsa kölelik, köle taraftarı eyaletlerin şimdiye kadar söyledikleri gibi onların özel kurumu olmak yerine Federal bir kurum olacak, Kölelik yurdu olma damgasını kabul eden eyaletlerin olduğu gibi özgür sıfatıyla övünen eyaletlerin de, yani Birliğe dahil bütün eyaletlerin ortak malı ve ortak ayıbı haline gelecektir. Bundan sonra yasalarımızın egemenliğine giren her yerde bu yasa beraberinde zincir ve kamçıyı götürecek, bayrağımızın dalgalandığı her yerde o, bir kölelik bayrağı olacaktır. Öyleyse bu bayraktan yıldızların ışığı ve sabah kızıllığının ışınları silinmeli, karaya boyanmalı ve onun sembolleri kamçı ve zincir olmalıdır. Anayasanın bu yeni yorumunu sorgusuz sualsiz kabul mü edeceğiz…? Asla asla!”

William Cullen Bryant

Birlik ve Konfederasyon Kıyaslaması

Haritadan anlaşılacağı üzere Kuzey’in Güney’e karşı bariz bir üstünlüğü var. Kuzey’in gelişmeleri nedenlerini sıralayacak olursak nüfusu daha fazladır çünkü Avrupa’dan göç edenler Kuzey’i tercih etmektedir. geldiklerinde kölelerle rekabet etmeyi kendilerine konduramadıkları için bu şekilde bir durum oluşmuştur. Diğer taraftan endüstrileşen Kuzey çok fazla çeşitte ve adette üretim kapasitesine sahiptir. İhracat konusunda da ileride oldukları için banka sistemi ve para konusunda da Güney’e göre oldukça üstündür. Konfederasyon ise kendi üretimi çok düşük olduğu için savaş teçhizatı bakımından dışa bağımlıydı. Donanmadaki Birliğin üstünlüğü ile birlikte dışarıdan yardım alamaması ileride savaşın sonunda çok etkili olmuştur. Güney’in avantajı ise birlik kadar güçlü olmamasına rağmen birlikten ayrılmaya kalkıştıklarında sadece uzun süre savunmada kalmalarının ve işgal edilemeyeceklerini göstermelerinin yeterli olmasıydı.

North: Kuzey, South: Güney, population: nüfus, railroad mileage: demir yolu uzunluğu, manufacturing plants: üretim tesisi industrial workers: endüstri çalışanları

Savaş

Savaşın nasıl şiddetli olduğunu General T. Sherman’ ın sözleriyle anlayabiliriz. “Şimdi kendini hariçte gösteren korkunç derecedeki ölüm ve tahribat manzarasıyla bütün dünyayı hayrette bırakmak yeterli. Son iki ay zarfında, her geçen gün savaş sürekli şiddetlendi ve ben ordulardan biri veya her ikisi mahvoluncaya kadar bir aranın verileceğine dair hiçbir işaret görmüyorum… Birkaç bin kişinin ölümü ve paramparça olmasına artık küçük bir iş, bir sabah saldırısı gibi bir şeyler gözüyle bakar oldum. Çok muhtemeldir ki, kalbimiz çok katılaştı.” ve şöyle bitiriyordu ” Savaşın en kötüsü de henüz başlamadı.”

Savaş başladığında Kuzey savaşın hemen biteceğini ve kazanılacağını düşünüyordu. Savaşın başlamasıyla birlikte evdeki hesabın çarşıya uymadığı ortaya çıkacaktı. Savaşın ana planı Konfederasyon’u ortadan Mississipi Irmağı boyunca ikiye bölmekti. Aslında bunda da başarılı olundu fakat Güneyliler çok başarılı ve tecrübeli olan Robert E. Lee ve Thomas J. Jackson gibi başarılı generallere sahipti. Virginia bölgesinde Robert E. Lee çok başarılı mücadeleler sonucu Birlik güçlerini durdurmuş yer yer geri çekilmelerini sağlamıştır.

Savaşın seyrinde en büyük etken güçlü Birlik donanmasının ablukasının delinememiş olmasıydı. Zaman içerisinde Güney tükenen kaynaklarının yerini dolduramazken, Birlik gerek göçmenler gerek üretim gücü sayesinde kendini tazelemeyi başarabiliyordu. Bunca farka rağmen Birlik sonucu bir türlü sonuçlandıramıyordu. İşte bu noktada Lincoln “Kölelerin Azadı Bildirgesi'” dünyaya ilan etmiştir. Bu bildiri sayesinde Avrupa’daki halkların sempatisini kazanmıştır. Bu sayede de hiçbir Avrupalı devlet zaten yenilmekte olan Konfederasyon’a yardım etme riskini almamıştır.

Savaşın Sonuçları

İç savaşta ölenlerin sayısı 620.000’i bulmaktadır. Bu sayı neredeyse Amerika’nın şimdiye kadar savaşlarda verdiği ölümlerinin toplamına denktir. Kayıp sayısı 400.000, yaralı sayısı ise 476.000 kadardır.

Savaşı Birlik kazandı fakat iki taraf da büyük hasarlar aldı. Abraham Lincoln Appomattox Teslimiyeti ‘nin üzerinden bir hafta geçmeden suikasta uğradı .Kölelik kaldırıldı, büyük bir aristokrasi de dolayısıyla tasfiye olmuş oldu. Kuzey-Güney kini onlarca yıl devam etti. Savaş bittikten sonra 20 yıl boyunca Demokrat bir başkan çıkarılamadı. Doğuştan Güneyli bir başkanın başa gelmesi için ise 50 yıl kadar beklemek gerekecekti.

Kaynakça

NEVINS, Joseph Allan; COMMAGER, Henry Steele; İNALCIK, Halil. ABD tarihi. Doğubatı, 2008

Konuyla İlgili Tavsiyeler: 12 Yıllık Esaret Filmi, Django Unchained Filmi, Tom Amca’nın Kulübesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir