Aydınlık Geleceğe !

Abd-İran savașı

İran-Amerika savaşının çok fazla konuşulmaya başlandığı bu günlerde olası bir savaş durumunda oluşacak durumları ele alacağız bu yazımızda. Öncelikle olası bir çatışma durumunda ABD’nin bunu tek başına yapmayacağını zaman içinde gördük. NATO’yu bu saldırı için yardıma çağıracaktır. Nato demek Abd demek bunu biliyoruz. Her ne kadar yumuşamadan yanada olsalar da Kanada, Birleşik Krallık ve Fransa ABD’nin her operasyonuna destek vermiş ve doğrudan müdahale etmiştir. İlk dalga çok büyük ihtimalle havadan İran’ın milis gruplarını Suriye ve Irak’ta vurmak olacaktır. Bunun sebebi milis grupların doğrudan bir devlete bağlı olmaması ve hareketlerinden doğrudan İran’ı sorumlu tutamamaları olacaktır. Hem de bu bölgelerde olan ABD askerleri için tehdit olmalarıdır. Bu grupları kontrol etmekte bir o kadar zordur.

Özellikle ABD üslerine baktığımızda İran tam bir çembere alınmış durumda. Bu da İran’a her taraftan saldırabileceklerini gösteriyor. Tabi ki İsrail bu saldırının temel sebebi ve tarafı olacaktır. Suudi Arabistan ve İsrail , ABD’nin İran’ı vurması için büyük baskı yapıyorlar tam bir taaruz olmasa da uranyum zenginleştirme tesislerinin yok edilmesini istiyor. Bu tarz bir saldırıda İsrail doğrudan uçak filoları ile destek verecektir. Suudi Arabistan ise daha çok mali destek ve sınırlı askeri yardım ile dahil olacaktır. Savaş sadece silahla kazanılmaz korkunç maliyetler çıkarır bunu da Suudiler karşılar. İran hss sistemleri yoğunlukla Rus yapımı ve yerli üretim sistemlerden oluşuyor. Kendi sistemleri daha çok rus yapımı sistemlerden yola çıkılarak yaptıkları hss’ler oluyor. Rus yapımı sistemlerin nasıl yok edileceğini Türkiye Dünya’ya gösterdi. NATO buna dair bilgi paylaşımı istedi ve müttefik kuvvetler ile paylaşıldı. Yani bu sistemlerin F-35,F-22-,f-18,f-16 gibi hem hızlı hem de bazılarında bulunan stealth özellikli uçaklara eklenecek akıllı ve uzun menzilli mühimatlarla yok edileceği kesin gibi görünüyor.


İran son olarak BAVAR-373 Hava savunma sistemini tanıtmış bunu S-300’ün gelişmiş bir hali olduğunu ilan etmiştir. İran tehdit ettiği gibi Türkiye’de ki Amerikan üslerini vurması onun için felaketin en büyüğü olacaktır. Türkiye Nato’da veto hakkını kullanabilecek ve müttefikleri ile bölgede ABD ve Rusya’yı dengeleyen bir ülkedir. Bu tarz bir saldırı Türkiye’nin egemenliğini ihlal etmek doğrudan çatışmaya çekmek demek olacaktır. Özellikle bu tarz bir saldırıya Türkiye’nin sert şekilde karşı çıkacağı ve İslam devletleri üzerindeki etkisini de düşünürsek İran’ın vururuz tehdidi çok akla yatkın gelmiyor. Türkiye kendi egemenlik hakları tehlikeye düşmediği sürece doğrudan müdahalede bulunmaz ve İran’ı politik olarak destekler. Kendi ülkesi içerisindeki ABD üslerinin saldırıya katılmasını ne derece önler o da bir soru işareti çünkü olası bir İran saldırısında ABD ve NATO büyük baskı uygulayacaktır. Kara harekatı çok küçük bir ihtimal belki sınırlı alanlarda hava indirme ile sınırlı operasyonlar yapılır çünkü İran coğrafi olarak engebeli ve zor bir alan bilmeyenler için tam bir tuzak gibi duruyor. Bu nedenle daha çok hss, hava kuvvetler, nükeer tesisler, hava alanları, enerji hatları, ulaşım ağları ve askeri alanlar vurulacaktır. Halkı baskı altına alıp hükümete karşı kışkırtmak için sivil bazı alanları da vurulacaktır. Rusya ve Çin silahlı çatışmaya kesinlikle girmeyecektir. Daha çok uluslar arası alanda bunu dillendirip baskı kurmaya çalışacaktır. Ancak şunu da biliyoruz ki İsrail çıkarları söz konusu olunca bütün Dünya tek bir noktada toplanabiliyor. Özellikle 2016 yılında Türkiye’nin veto oyunu geri çekmesi ile İsrail Brükselde daimi ofis bulundurma Nato tatbikatlarına katılma , Nato silah sistemlerinden ve imkanlarından faydalanma hakkına kavuşmuştur. Bunu da birçok silah sisteminin alımında ve yapılan yardımlarda görüyoruz.
İran büyük olasılıkla buna karşılık İsrail i füzeler ile vurma, Suudi Arabistan’a füze saldırısı ve ABD’nin Irak ve Suriye’de ki askeri noktalarına saldırı ile karşılık verecektir. Ancak bunu ne kadar sürdürebilir pek bilinmez zira gelişmiş radar sistemleri sayesinde bu silah sistemleri hemen fark edilip vurulacaktır. Temel sorun şu ki ABD ve İsrail silah teknolojisi olarak İran’da en az 50 yıl ilerde. İran silah sistemleri ambargodan dolayı daha çok eskinin biraz değiştirilmiş, adı değiştirilmiş bir türü olarak ortaya çıkıyor.


Kahhir – 313 uçağının çalışmalarına 2012 de başlanmış 2013 yılında engelişmiş uçak , stealth özelliği var diye kamuoyuna tanıtılmıştı ancak bir çok uzman bırakın en gelişmiş uçak olmasını bu uçağın uçamayacağını büyük hatalarının olduğunu iddia etmişti.

2018’de kevser savaş uçağı tanıtılmış özellikler ve tasarımı ile f-5’e benzerliği birçok kişide kopyalanmış yada f-5 boyanıp yeni diye sunuluyor düşüncelerini beraberinde getirmiştir.


Böyle bir operasyon İran’ın bölge içerisindeki etkisini büyük ölçüde kıracaktır. ideolojik olarak farklı etki alanları olduğu için Türkiye’nin alan kazanmasına ve daha etkin olmasına sebebp olacaktır. Ancak bu İran’ın bölünmesi ve terorist grupların içeride güç kazanmasına sebep olacaktır. Tabiki Suriyede olduğu gibi cefasını çekmek Türkiye’ye düşecektir. Yoğun bir göç dalgası ile karşı karşıya kalacaktır. Sınırlardaki belirsizlik her zaman sizide etkileyecek reaksiyonlar yaratır. Bunu Ypg’nin alan kazanması ile Türkiye sınırı için tehdit oluşturmasından yada Daeş’in ordan Türkiye’ye saldırmasından gördük. Sağlam kalmak istiyorsak komşularımızında sağlam ve sorunsuz olması gerekmektedir. Savaştan sonra İran büyük yara alacaktır nükleer tesisleri, hss sistemleri, hava kuvvetleri, askeri noktaları, barajları ve elektrik santralleri büyük oranda yok olacaktır. İsrail küçük bir devlet olduğu için ölen her kişi büyük kayıp demek bu onlara büyük bedeller ödetecektir. İsrail hem orda savaşırken hem de kendi sınırlarını güvende tutmak için Gazze’yi yoğun şekilde vuracaktır.


Deniz kuvvetleri sınıflandırma ve kalite ölçüsü Doğu ve Batı bloğu açısından çok farklı özellikler sergiliyor. Gelişmiş silah sistemleri, toplam mühimmat kapasitesi, gemi ağırlığı, hızı , teknik kapasitesi gibi bir çok konuda değişkenlik gösteriyor. Örneğin İran’ın 2018’de suya indirdiği Sahand destoriyerinin deplasman ağırlığı 2500-3000 ton arasında ve boyu 95 metre uzunluğundadır. Türkiye de kullanılan Ada sınıfı korvetlerin deplasman ağırlığı 3000 ton uzunluğu 99 metredir. Yani Nato standartlarına göre değil destoryer birer korvetçik olabilirler. Destoryer denizin tankı gibi görev yapar hem hava unsurlarından hem deniz hem de su altı unsurlardan koruma sağlar. Yani ABD destoryerlerini şahin malesef İran destoryerleri serçe gibi düşünebiliriz.

Bir de USS NİMİTZ uçak gemisi ve yanındaki deniz filosunu düşünelim. Bu geminin güvenliğini sağlamak için destoryerler, denizaltılar, hava savunma fırkateynleri ve hava unsurları bulunmakta. Yani İran’ın denizde de pek şansı kalmıyor.
Olası bir kara harekatında ABD ikinci Vietnam faciası yaşayabilir. Çünkü Vietnam coğrafik yapısını bilmeyen ABD askerleri bir çok yerde pusuya düşmüş önceden kazılan tünellerle gafil avlanmıştır. Irak düz arazi olduğu için direniş örgütleri gerilla taktiğini aktif kullanamamıştır. Olası kara harekatında İran dağları kan gölüne dönecektir. Tabi ki ABD bunu yapmak yerine etnik unsurları yanına çekmek için bağımsızlık vaadi verecektir. Bunu İsrail’i kullanarak Türkleri, K.I.B.K.Yönetimini kullanarak Kürtler üzerinden yapacaktır. Zira bunu yaptığını çokça gördük.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir