Politika Ve Strateji

AİLE TUTUMUNUN VE SINAV KAYGISININ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN AKADEMİK BAŞARISINA ETKİSİ

Eren Topkaya

Kemal Özdemir

Serdar Öztürk

İnsan davranışlarının temeli olan kişiliğin kişinin doğumundan ölümüne kadar geliştiği ve süreklilik gösterdiği kabul edilir. Bu gelişimin temel taşları ise çocukluk döneminde atılır. Bu bilgiye dayanarak kişilik gelişiminde en önemli etkenin aile olduğunu söylenebilir.

Toplumun en küçük yapıtaşı olan aile, aynı evi paylaşan insan topluluğundan daha fazlasıdır. Bundan dolayı ailenin, çocuğu gelecek için fiziken ve ruhen sağlıklı yetiştirmesi en önemli vazifesidir. Bu süreçte ailelerin çocuklara farklı tutum sergilemeleriyle farklı aile tipleri oluşmuştur. (Yapıcı, Ş. ve M. Yapıcı (2005)

Aile tutumlarının farklı olmasına neden olan bazı faktörler vardır. Bu faktörlerin etkisiyle tutumlarda farklılıklar meydana gelir. Bu farklılıkların temelinde kişinin bulunduğu toplumun kültürel ve sosyo-ekonomik düzeyi, ahlak anlayışı ve değerleri, kişinin inanç ve ideolojisi, kişilik özellikleri ve ailenin kişiyi yetiştirme şekli yatar.

Ailedeki fertler arasındaki iletişim de bu tutumların temel taşıdır. Aile içinde tartışma, gerilim, şiddet ve çatışma çocuğa olumsuz etki eder. Ruhsal açıdan hem kaygıya yol açar hem de kişilik bozukluklarına sebep olur. (Yörükoğlu, A. 2002)

Anne baba tutumları gerçekten çocuğun yaşamında oldukça büyük etkiye ve öneme sahiptir. Bu tutumlar çocuğun gelişiminden tutun da yaşam hedefi ve çeşitli amaçlar oluşturmasına kadar her aşamada son derece etkilidir. Evde etkili bir iletişim ve etkili bir anne baba tutumu çocuğun ve ailedeki tüm bireylerin huzurunu etkiler. Anne baba tutumları birçok şekilde olabilir bunlardan bazıları; demokratik, otoriter baskıcı, ilgisiz, aşırı izin verici, aşırı koruyucu, mükemmeliyetçi tutumlardır. (Yavuzer, H. 1997)

Demokratik Anne Baba Tutumu

Ailenin çocuğa karşı sergilediği en güven çok güven temin eden, en hoşgörülü ve destekleyici olan tutumdur. Bu tutumda anne baba çocuğa sevgi ve şefkat gösterir, sıcakkanlı yaklaşırlar ve çocuğunu her koşulda ve durumda destekler ve yanında olur. Kıyaslama olmaz hiçbir zaman ve çocuğun olumlu davranışları ön plana çıkarılır. En küçük başarısı bile desteklenir. Evde karar alınırken çocuğun fikri alınır her zaman. Fikir ve düşünceleri ne kadar basit ve anlamsız olsa da çocuk dinlenir. Problemlere çözüm ortaklaşa bir şekilde aranır. Anne babalar çocukla olan iletişime önem veririler. Böylelikle çocukla iletişimi engelleyen unsurları kullanmayıp sağlıklı bir iletişim halinde olurlar. (Yılmazer, Y. (2007)

Görüldüğü üzere sevgiyi esas alırlar ve çocuklarını olduğu üzere kabul ederler. Aile, çocuğun ilgi ve yeteneklerine göre yetiştirilmesini ister. Bu şekilde çocuk duygu ve düşüncelerini anlatmaya teşvik edilir. Böylelikle çocukların kendini açma becerileri gelişerek atılgan ve kendine güvenli kişilik geliştirir. Bu ailenin çocukları kendine güvenli, yaratıcı, araştırmayı seven, bağımsız, hoşgörülü, her anlamda kendine yeterli, özgüveni yüksek, sosyal becerisi yüksek, insanlara karşı nazik saygılı ve duyarlı, başkalarını önemseyen özelliklere sahip olurlar. Dolayısıyla fiziki, zihni ve sosyal anlamda sağlıklı bireyler yetiştirir bu tutuma sahip aileler. (Karataş, Z. & Tagay, Ö. 2018)

Tutarsız Anne Baba Tutumu

Anne baba tutumları arasında aşırı hoşgörülü ile aşırı otoriterlik arasında gidip gelen bir tutumdur. Bu tutumda anne babaların olaylara nasıl tepki verecekleri kestirilemez. Anne baba çocuğun davranışlarına farklı tepkiler gösterir. Bazen kızdıkları bir şeye, bazen hiç kızmadan yaklaşabilirler. Babanın gösterdiği tepkiden sonra annenin şefkat göstermesi ve çocuğun yaptığı yanlış davranışı görmemezlikten gelmesi de bu tutum içindedir. Ebeveynler arasında da bir tutarlık yoktur. Bu ailede çocuklar karar vermede çok zorlanırlar. Çünkü toplum tarafından kabul edilip onaylanan davranışları anne babanın tutarsız tutumları yüzünden öğrenmeleri zordur. Diğer insanlara şüphe ile bakarlar, güvensiz olurlar, dengesiz, isyankâr ya da kabul edici bir tavır ve tutum benimseyebilirler. (Karataş, Z. & Tagay, Ö. 2018)

Otoriter- Baskıcı Anne Baba Tutumu

Anne baba çocuk üzerinde aşırı derecede kontrol sahibidir. Her davranışında ya da isteğinde baskılayıp sindirmeye çalışır. Çocukları ile sıcak ilişki kurmaz ve bütün kuralları katı bir şekilde uygulama eğilimindedir. Bu tip aileler çocuğun kuralları sorgulamaması ve kurallara uyması konusunda çocuğun korkması gerektiğini düşünürler. Kurallar ne olursa olsun çok önemlidir. Çocuğun her koşulda kurallara uyması, itaat etmesi beklenir. Çocuk eğer uymazsa buna kesinlikle cezalandırılır. Bu cezalandırmanın amacı çocuğa ders verme, aynı hatanın veya benzer hataların tekrarlanmasının önüne geçebilme düşüncesidir. Bu çocuklar kurallara uyan ama saldırgan çocuk olabilirler. (Kesici, Ş. (2007) Çocuklarda benlikle ilgili ve özgüvenle ilgili sorunlar olabilir. Devamlı olarak ailesi tarafından eleştiriye maruz kaldığından dolayı çocuk, çekingen ve aşağılık duygusuna sahip olur. Hata yapma tedirginliği duyarak sınavlarda kendine güveni kalmaz derslerde başarısız olabilir. Çünkü karar vermede bağımsız davranma becerisi koyamaz ortaya. Başkaları üzerinde ise ailede öğrendiklerini uygulayan baskıcı bireyler olabilirler. (Karataş, Z. & Tagay, Ö. 2018)

İlgisiz Anne Baba Tutumu

Bu anne babalar çocuğun her türlü ihtiyacına ve isteğine ilgisiz davranırlar. Çocuğu önemsemez ve zaman zaman görmezden gelebilirler. Çocuğun aynı evde yaşadığını dahi unutabilecek kadar kayıtsız davranışlar sergileyebilirler. Bu çocuklar kendilerini gösterme ihtiyacı içerisinde olabilirler. Sevgi görmek ya da ihtiyaçlarını karşılamak için riskli grup ya da kişilerle iletişime geçebilirler. Riskli davranışlar gösterebilirler. Böylesi durumlarda ebeveynler ilgisiz kalabilir ve kayıtsız davranışlar gösterebilirler. Çocuk, ebeveynlerini rahatsız etmediği zamanlarda çocuğun varlığı yokluğu belli değildir. Bu yüzden çocukların özgüvenleri ve benlik saygıları kendileri ile hiç ilgilenilmediğinden düşük olabilir. Ayrıca bu çocuklar saldırgan tutum ve tavırlar, öfke ifadeleri gösterebilirler. (Karataş, Z. & Tagay, Ö. 2018)

Aşırı İzin Verici Anne Baba Tutumu

Bu tutum genellikle tek çocuklu ailelerde görülür. Anne baba çocuğun her istediğine olumlu bir yanıt verir. Her koşulda izin verici ve kural koyulmaz bir tutum sergiler. Çocuklarına hayır diyemeyen her şeye evet diyen anne baba tutumudur. Her şeye izin vermenin çocuğu mutlu edeceği düşünülür. Bazı anne babalar baskıcı ailede büyüdüklerinden çocuğunun da aynı baskı altında kalmasını istemezler. Bundan dolayı çocuklarını gevşek bir tutumla büyütmek isterler. Bu tutum çocuğa o kadar sınırsız bir özgürlük tanır ki çocuğun ilerde şımarık bir birey olmasını sağlar. Bu çocuklar daha az bağımlılık gösteren, sorumluluk alma davranışları düşük olan bireyler olabilirler. Ayrıca öz kontrolleri düşük olabilir. Herhangi bir hedef belirleme, işe başlama, odaklanma ve sürdürmede sorunlar yaşayabilirler. Sosyal ilişkileri, arkadaş seçimi ve birisine ya da arkadaşa bağlanma konusunda sorunları olabilirler. (Karataş, Z. & Tagay, Ö. 2018)

Aşırı Koruyucu Anne Baba Tutumu

Bu tutumda aile çocuğu aşırı derecede korur kollar. Aşırı izin verici tutumun tersidir. Aile çoğu şeyi çocuğa zarar gelecek endişesiyle kendisi yapmaya çalışır. Genellikle anneler tarafından sergilenen bir tutumdur. Çocuk kendi başına karar veremez seçimlerini anne babası yapar. Çoğu şeyi yaparak yaşayarak deneyimlemesine izin verilmediği için şüphe içerisinde olabilir. Deneyimleyerek öğrenmesi engellendiğinden kendisini fark etme ve kendini geliştirme fırsatlarını yakalayamayabilir. Çocuk ebeveynlerinden bağımsızlığını kazanamadığı için hayatındaki kişilere bağımlı olur. Aile, çocuğun kendi ayakları üzerinde durmasına müsaade etmediğinden dolayı bu bireylerin özgüvenleri gelişmemiştir. (Karataş, Z. & Tagay, Ö. 2018)

Mükemmeliyetçi Anne Baba Tutumu

Bu tutumda anne baba çocuğa aşırı derecede hedefler koyar ve bu hedeflere ulaşsalar bile daha mükemmeli ister. Genellikle kendi ulaşamadıkları hedeflerine, çocuklarının ulaşması için çabalarlar ve bunu yaparken de yüksek standartlar belirlerler. Bu ebeveynler kendileri için mükemmeli ister ve kendileri için de standartları vardır. Her zaman kafalarının içinde mükemmel vardır ve bu mükemmele aile bireylerinin ulaşmasını beklerler. Bu anne baba tutumuna sürekli maruz kalan çocukta hedef belirlemede sorunlar, öz güven ve benlikle ilgili sorunlar, karar verme sorunları, erteleme davranışı görülebilir. Hep kendilerine ulaşılmaz hedefler koyarak hayal kırıklığı yaşayabilirler ve kendilerini işe yaramaz görebilirler. (Karataş, Z. & Tagay, Ö. 2018)

Açıklanan anne baba tutumlarından en etkilisi demokratik anne baba tutumudur. Bu ailede yaşayan ve bu tutumlara uzun süre maruz kalan çocuklar her yönden daha sağlıklı olacak ve sağlıklı nesiller oluşturacaklardır. Sosyal öğrenme ve çevre yaşamımızda oldukça önemlidir. Çocuk kendisine nasıl davranılırsa yetişkin olduğunda benzer tutumlar gösterecektir. Sağlıklı aile temelleri atmak istiyorsak anne baba olarak mutlaka demokratik tutum içerisinde olmalıyız.  (Yörükoğlu, A. 2002)

Sınav Kaygısı

Kaygı bireyin belirli durumlarla karşılaştığında ortaya çıkan bedensel, duygusal ve zihinsel farklılaşmalarla görülebilen uyarılma durumudur. (Ball, S. 1995) Sınav kaygısı ise, sınavdan önce farklı fizyolojik ve psikolojik durumlarla oluşan ve performansına etki eden yoğun duygu durumudur. Ayrıca bireyin sınavdan sonra ortaya çıkacağını zannettiği başarısızlığı genelleyerek bireysel başarısızlığı gibi anlamasından kaynaklanan ve öğrenilmiş olan bilgilerin sınav anında etkin şekilde uygulanması engelleyip başarısızlığa sebep olan durum hakkındaki fazla endişe olarak da tanımlanabilir. (Spielberger, C. D. 1966), (Hill, K. T. & Sarason, S. B. 1966)

Eğer öğrenciler sınav anında kendini boşlukta gibi hissedip terleme, kalp çarpıntısı, gerginlik, bulantı vb. belirtilerinin olduğunu dile getiriyorsa, sınavdan sonra kendini rahat hissettiği zamanlarda soruları çok daha kolay çözdüğünü söylüyor, gerçek performansını gösteremediğini söyleyip buna inanıyorsa, ders çalışma ve sınava yoğunlaşma da güçlük çektiğini dile getirip, yorgunluk belirtileri olduğunu söylüyorsa ve zihninde istemediği düşüncelerin olduğunu söylediği takdirde bu kişilerin sınav kaygıları vardır. (Schwarzer, R. 1988)

Sınav kaygısı yaşayan öğrenciler de bu durumdan olumsuz etkilenip, ders başarıların da düşüş gösterecek ve ne yaparsa yapsın kendini başarısız görüp, depresif duygu durumunda olacaklardır. Ayrıca okula gitme istekleri azalacak ve buna bağlı olarak da devamsızlık durumlarında artış görülecektir. (Öner, N. 1990), (Kirkland, K. & Hollandsworth, J. G. 1980)

Akademik Başarı

Basit bir tanım yapacak olursak doğru planlanmış öğretim uygulamalarıyla öğrencilerin kendi potansiyelinin üst düzeyinde başarıya ulaşmasıdır. Akademik başarı; kaynakları verimli kullanmak ve sorumluluğunu yerine getirmektir. Ve bunun için en iyi yer öğrenci için okuldur. Eğer ki okuldaki derslerinde kendisinden beklenileni yerine getirir notlarını yüksek tutarsa bu öğrenci akademik olarak başarılı bir öğrenci olmuş olur. Akademik başarısı yüksek olan öğrencinin benlik saygısı, özdenetimi, özsaygısı yüksek olur. Sosyal olarak toplum tarafından sevilen bir birey haline gelir. (Yavuzer, H. 1997)

Özetleyecek olursak aile tutumları bireyin gelişiminde en önemli faktör olduğu için akademik başarısını elbette etkileyecektir. Amaçladığımız araştırmamızda da göreceğiz olumsuz anne baba tutumu sınav kaygısını yanında getirterek akademik başarıyı olumsuz etkileyecektir.

YÖNTEM

Evren ve Örneklem

Araştırmanın evren ve örneklemi Türkiye’nin 40 üniversitesinde öğrenim gören 150 öğrenciden oluşmaktadır.

Veri Toplama Araçları

Araştırmamızda sınav kaygısını belirlemek için “Sınav Kaygısı Ölçeği”, öğrencilerin anne baba eğitim düzeyini, öğrencilerin akademik başarılarını ve anne baba tutumu ile ilgili bilgilerini belirleyebilmek amacıyla da araştırmacı tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır.

Sınav Kaygısı Ölçeği

Bu ölçek Baltaş (1999) tarafından geliştirilen 50 adet kaygı cümlesinden ayıklanarak oluşturulan 34 maddeye indirgenerek izin dahilinde alınarak oluşturulmuştur. Ölçekten alınacak en düşük puan 34 en yüksek puan ise 170’dir.

Ölçek 5’li Likert tipinde olup maddeler

(1) Hiçbir zaman

(2) Nadiren

(3) Bazen

(4) Sık sık

(5) Her zaman şeklinde derecelendirilmiştir. Ölçekte ters kodlanan madde bulunmamaktadır. Ölçeğin puanlaması ise kaygı düzeylerini gösterir.

34- 78 puan: Düşük Düzeyde Kaygı

79-125 puan: Orta Düzeyde Kaygı

126-170 puan: Yüksek Düzeyde Kaygı

Aile Tutum Ölçeği

Anne baba tutumlarının ölçülmesi öğrencilere hazırladığımız formda öğrenciler tarafından belirlenmektedir. Bunlar:

1-) Demokratik

2-) Tutarsız

3-) Otoriter- Baskıcı

4-) İlgisiz

5-) Aşırı İzin Verici

6-) Aşırı Koruyucu

7-) Mükemmeliyetçi

Akademik Başarı Ölçeği

Akademik başarıyı belirlemek için öğrencinin sınıf düzeyindeki not ortalaması olan GANO’suna bakmak için öğrenciler için hazırladığımız formda öğrenciler tarafından doldurulmuştur. Ve GANO için belirlediğimiz başarı aralığı şudur:

0-1,99 arası BAŞARISIZ

2-2,99 arası ORTA DÜZEY

3-4 arası ise BAŞARILI

Veri Toplama Süreci

Veri toplama süreci online olarak gerçekleştirilmiştir. Covid-19 salgını dolayısıyla evlerden Google Form uygulaması üzerinden hazırlanılan formun linki üniversite öğrencilerine ulaştırıldı.

Verilerin Analizi

Değerlendirmenin ilk bölümünde Sınav Kaygısı Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu’ndaki anne baba tutumları, akademik başarı ve sınav kaygısı bilgisayar ortamında sınıflandırılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler SPSS programına aktarılmıştır. Sınav kaygısı ve anne baba tutumlarının akademik başarıyı ne düzeyde yordadığını saptamak amacıyla regresyon analizi yapılmıştır.

BULGULAR

Tablo 1. Aile Tutumları için Frekans ve Yüzde Değerleri

Aile TutumlarıN%
Demokratik9664
Diğer Tutumlar5436

Tablo 1 incelendiğinde araştırmada yer alan Öğrencilerin ailelerinin 96 (%64)’sının demokratik, 54 (%36)’ünün diğer tutumları sergilediği görülmektedir.

Tablo 2. Öğrencilerin Kaygı Düzeylerinin Frekans ve Yüzde Değerleri

Kaygı DüzeyiN%
Düşük Düzeyde Kaygı3020
Orta Düzeyde Kaygı10570
Yüksek Düzeyde Kaygı1510

Tablo 2 incelendiğinde araştırmada yer alan öğrencilerin 30 (%20)’unun düşük düzeyde, 105 (%70)’inin orta düzeyde, 15 (%10)’inin yüksek düzeyde kaygı yaşadığı görülmektedir.

Tablo 3. Öğrencilerin Akademik Başarıları Düzeylerinin Frekans ve Yüzde Değerleri

Akademik Başarı DüzeyiN%
Başarısız138,7
Orta6543,3
Başarılı7248

Tablo 3 incelendiğinde araştırmada yer alan öğrencilerin 13 (%8,7)’ünün başarısız, 65 (%43,3)’inin orta, 72 (%48)’sinin başarılı akademik düzeye sahip oldukları görülmektedir.

Tablo 4. Aile Tutumunun Akademik Başarı Düzeyi Değişkeni ile Yordanmasına İlişkin Regresyon Analizi Sonuçları

DeğişkenBStandart Hataβtp
Constant2,036,2438,376,000
Aile Tutumu,557,104,4165,365,000
Sınav Kaygısı6,803E-6,002,000,003,998
R=,416R² =,173    
F=15,412P=,000    

Üniversite öğrencilerinin aile tutumları ve sınav kaygıları akademik başarı düzeyi değişkenindeki toplam varyansın %17,3’ünü açıklıyor.

Standartize edilmiş regresyon katsayısına (β) göre, yordayıcı değişkenlerin göreli önem sırası aile tutumu sınav kaygısı şeklinde olmuştur.

Regresyon sonuçlarının anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde ise, aile tutumları değişkeninin akademik başarı üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu; sınav kaygısı değişkeninin ise önemli bir etkisinin bulunmadığı görülmektedir.

TARTIŞMA

Bu çalışmada, deneklerin aile tutumu ve sınav kaygısının üniversite öğrencilerinin akademik başarısı üzerinde etkili olup olmadığı araştırılmıştır.

Aile tutumunun üniversite öğrencilerinin akademik başarısına etkisine bakıldığında, ortaya çıkan bulguların istatistiksel olarak mukayese edilmesi neticesinde aile tutumu ve üniversite öğrencilerinin akademik başarısı arasında p<0,05 düzeyinde anlamlı bir farklılaşma olduğu bulunmuştur. Gökçedağ (2001) akademik başarı ile otoriter tutum arasında negatif bir ilişki, demokratik tutum ile pozitif bir ilişki olduğunu; Özcan (1996) anne-babaların koruyucu ve baskıcı disiplinden uzaklaştıkça öğrencilerin akademik başarılarının olumlu yönde etkilendiğini görüşleri ile paralellik göstermektedir.

Bu sonuçlarda aile tutumu ile üniversite öğrencilerinin akademik başarısı üzerine anlamlı fark olmasının da etkili olabileceği sanılmaktadır.

Yapılan anketler sonucunda üniversite öğrencilerinin sınav kaygı düzeyinin öğrencilerinin akademik başarısına etkisine bakıldığında, ortaya çıkan bulguların istatistiksel olarak karşılaştırılması ile üniversite öğrencilerinin sınav kaygı düzeyi ve akademik düzeydeki başarısının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir farkının bulunmadığı görülmüştür.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Yapmış olduğumuz araştırma da aile tutumları ve sınav kaygısının akademik başarı üzerine etkileri incelenmiştir. 

  • Başarısız akademik düzeydeki öğrencilerin %15,4’ü demokratik tutumlu ailelerdeyken %84,6’sı diğer tutumdaki ailelerdedir
  • Orta akademik düzeydeki öğrencilerin %53,8’i demokratik tutumlu ailelerdeyken %46,2’si diğer tutumdaki ailelerdedir
  • Başarılı akademik düzeydeki öğrencilerin %81,9’u demokratik tutumlu ailelerdeyken %18,1’i diğer tutumdaki ailelerdedir

Araştırma sonucunda aile tutumları daha demokratik olan öğrencilerin akademik başarılarının diğer aile tutumuna sahip olan öğrencilerden akademik anlamda başarı düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Yaptığımız çalışmanın bulguları aile tutumları değişkeninin (özellikle de demokratik aile tutumunun) akademik başarı üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğunu; sınav kaygısı değişkeninin ise akademik başarı üzerinde önemli bir etkisinin bulunmadığı görülmektedir. Öğrencilerin aile tutumları daha demokratik olduğu takdirde öğrencilerin akademik başarı düzeyleri yükselecek ve sınav kaygılarında düşüş gözlenecektir.

Öğrencilerdeki akademik başarı düzeyini artırmaya ve sınav kaygısını azaltmaya yönelik çeşitli bilgi ve teknikler kullanılarak bireylere bu konularda etkili çözüm yolları sunulabilir. Öğrencilerin akademik başarılarının artırılması için ailede daha demokratik davranışlar sergilenebilir. Öğrencilerle daha sık iletişim kurularak onların akademik başarısı ile ilgili bilgiler alınabilir. Öğrencilerin kendilerini kötü hissetmelerine neden olacak tepkiler vermek yerine onları daha teşvik edici olabilir. Sınavlara plan ve programlı bir şekilde çalışmalarında yardımcı olunabilir. Yapılan bu araştırmalar sonucunda elde edilen veriler öğrencilerin akademik başarısını artırmaya yönelik yapılacak çalışmalarda ve öğrencilerin başarı düzeyini sınav kaygısının nasıl etkileyeceğine ilişkin konularda kullanılabilir. Aile tutumları ve sınav kaygısının akademik başarıyla etkisi konulu bir araştırmayı başka üniversiteler de araştırmaya eklenerek farklı üniversitelerle biraz daha detaylandırılıp mevcut faktörlere farklı faktör de dahil edilebilir.

KAYNAKÇA

Gökçedağ, S. (2001), “Lise Öğrencilerinin Okul Başarısı ve Kaygı Düzeyi Üzerinde Anne Baba Tutumlarının Etkilerinin Belirlenip Karşılaştırılması.”, Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir.

Özcan, H. (1996), “İlkokul Öğrencilerinin Özgüvenleri, Akademik Başarıları ve Anne Baba Tutumları Arasındaki İlişkiler.” Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Hill, K. T. & Sarason, S. B. (1966). The relation of test anxiety and defensivenes to intelligences, and school performance, over elemantary school years. A Futjer Longitudional Study. Monographs of The Society for Research in Child Development. 3, 92-104

Spielberger, C. D. (1966). Anxiety and Behavior. New York: Academic Press.

Spielberger, C. D. (1966). Test Anxiety Inventory. Palo Alto, CA: Consulting Psychologist Press.

Kirkland, K. & Hollandsworth, J. G. (1980). Effective test taking: Skillacquisition versus anxiety reduction on techniques: Journal of Consulting and Clinical Psychology, 48, 431-439.

Ball, S. (1995). Anxiety and test performance. In Spielberger, C. and Wagg, P. (Eds.), Test Anxiety: Theory, assessment and treatment. Washington, DC. Taylor & Francis Publishers.

Schwarzer, R. (1988). Worry and emotionality as seperate componenets in test anxiety. International Review of Applied Psychology, 33, 205-220.

Yörükoğlu, A. (2002). Çocuk Ruh Sağlığı. 25. Basım, Özgür Yayınları, Ankara.

Öner, N. (1990). Sınav Kaygısı Envanteri El Kitabı. Yüksek Öğretimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı Yayını: 1-2.

Yılmazer, Y. (2007). “Anne-Baba Tutumları ile İlköğretim İkinci Kademe Öğrencilerinin Okul Başarısı ve Özerkliklerinin Gelişimi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi.” Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Karataş, Z. & Tagay, Ö. (2018). Okul Psikolojik Danışmanı El Kitabı. Vizetek Yayıncılık 3.Basım, Ankara.

Kesici, Ş. (2007). Ortaöğretim öğrencilerinin anne baba tutumlarının ve rehberlik ihtiyaçlarının mesleki karar verme zorluklarını yordaması. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 18, 329-339.

Yavuzer, H. (1997). Çocuk Psikolojisi, İstanbul: Remzi Kitabevi, 14. Basım

Yapıcı, Ş. ve M. Yapıcı (2005). Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi, Ankara: Anı Yayıncılık

Yavuzer, H. (1997). Çocuk Eğitimi El Kitabı, İstanbul: Remzi Kitabevi, 7. Basım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir