Politika Ve Strateji

Bir Yeni Suikast

Muhsin FAHRİZADE Kimdir?


Kum kentinde 1957 yılında dünyaya gelmiştir. 1979 yılındaki İran İslam devriminin ardından kurulan Devrim Muhafızlarında görev aldı. Savunma Bakanlığı Araştırma ve İnovasyon Kurumu Başkanı ve İmam Hüseyin Üniv. Fizik Prof. olarak çalışmaktaydı. Muhsin FAHRİZADE yıllar öncesinden Mossad tarafından hedef gösterilmiş bir İranlı Nükleer fizikçi profesördür. İran nükleer programının babası olarak biliniyor.
2011 yılında BM tarafından hazırlanan raporda İran’ın nükleer bomba elde etmesi için gerekli teknolojiyi elde etmesi için gerekli kilit kişi olarak kayda geçmiştir. Batılı gazetecilerin en çok röpörtaj yapmak istediği kişidir. Aynı zamanda ABD’nin Foreing Policy Dergisi tarafından hazırlanan Dünya’nın en güçlü 500 kişi arasında kendine yer bulan 5 kişiden biridir.
1989 yılında kurulan İran’ın gizli programı ‘Amad’ Peojesnin başındaki kişi olduğu idda edilmiştir. UAEA’ya göre program 2003 yılında sona ermiştir.

Netenyahu tarafından 2018 yılında ‘Bu kişinin adını unutmayın .’ denilerek direkt olarak hedef gösterilmiştir.
İsraillli kaynaklar 2018 yılında Mossad’ın suikast girişiminde bulunduğunu ancak başarılı olamadığını yazdı.
İranlı kaynaklara göre Fahrizade’nin ismi BM kaynaklarını kullanarak İsrail tarafından öğrenilmiştir.
Fahrizade 1940’larda ABD’de atom bombası yapan Fizikçi Robert OPPENHEİMER ile karşılaştırılıyordu.


Suikast Nasıl Gerçekleşti?
Korumaları ile evine giden Fahrizade’nin aracına ateş açılmış ağır yaralı olarak hastaneye götürülmüş ancak kurtarılamamıştır. İran dört terörist’in öldürüldüğünü açıklamıştır. İran saldırıdan doğrudan İsrail’i sorumlu tutuyor. Şimdilik İrail yada ABD’den bir açıklama yok.
Devrim Muhafızlar:’ Tüm saldırıları yanıtsız bırakmadığımız gibi bunu da yanıtsız bırakmayacağız’ diye açıklama yaptı.
İranlı dört fizikçiye 2012-2014 yıllareı arasında suikastler gerçekleştirilmiştir. Bu suikastler bize Kasım SÜLEYMANİ suikastini hatırlatıyor. O suikastte de yıllar öncesinden Netenyahu’nun direkt hedef göstermesini gördük ve sonuçta SÜLEYMENİ suikaste uğradı. Benzer olayların yaşanması yüksek olasılık olarak duruyor.
Bu saldırıların temelinde İsrail’in Biden politikalarından korkması ve olası yumuşamanın önüne geçme çabaları olarak görülmekte. İsrail Trump gitmeden ilişkileri oldukça germe çabası içerisinde. Özellikle İran’ın yapıcı söylemlerine Biden’in uzlaşmacı tavrı yeni bir anlaşma yapılacağının sinyalini veriyordu. İsrail en başından anlaşmaya karşı duruyordu. Yaptırımların kalkması ile büyük ekonomik ve askeri kalkınma sağlayacak İran’ı kendisi için ölümcül tehdit olarak görüyor. Trump’ın en başından beri İran’ a karşı sert tavrını devam ettiriyor. Bu sebeple bu suikast’ten memlun olduğunu söyleyebiliriz. Olası yakınlaşmayı önlemek için ek hamleler gelebilir.
Aynı zamanda yakın zamanda Hakan FİDAN’ın da İsrailli kaynaklar tarafından hedef gösterildiğini unutmayalım. Bu tarz suikastler yıllardır coğrafyamızda aşina olduğumuz senaryolar. ABD USS Nimitz uçak gemisi ve yanındaki filoyu tekrar Körfeze yolluyor. Bu uçak gemisi Hindistan ile tatbikat yapmak için bölgeden ayrılmıştı.


Tamamen İran’ın tepkilerini sınırlamak için yapılmış bir göz dağı diyebiliriz. İran’ın karşı hamleleri oldukça sınırlı olacaktır. İsrail, ABD ve Batılı devletleri tamamen sarmış durumda olası bir hareketlenmede İran çok daha fazla şey kaybedebilir. Bu sebeple suikastleri önlemek temel amaç olmuş durumda.
30 Kasım 2007’de Nükleer Fizikçi Prof. Dr: Engin ARIK ve yanındaki akademisyenlerin içinde bulunduğu uçak düşmüş 59 kişi yaşamını yitirmişti. Arık’ın nükleer alanında uzman olduğu ve toryumdan nükleer enerji elde etmenin yolunu öğrendiği idda edilmişti.
Bu konu hakkındaki yazmız yakında sizlerle olacak.
AMAD Projesi Nedir?


AMAD Projesi, İsrail’in nükleer silah geliştirmek amacıyla devam ettiğinden şüphelenilen IAEA’ya göre 1989’da başlatılan ve 2003’te durdurulan bir İran bilimsel projesini ifade ediyor
UAEA Raporuna göre
2005’ten başlayarak, IAEA üye ülkelerinden İran’ın 1980’lerin sonunda bir nükleer patlayıcı cihaz geliştirmeyi amaçlayan bir plan başlattığını belirten bilgiler topladı. Bu bilgiler, bu faaliyetlerin Fizik Araştırma Merkezi (PHRC) Bölümlerinde başladığını ve 2000’lerin başlarında Mohsen Fakhrizadeh önderliğinde Amad planının projelerine odaklandığını gösterdi. [4] IAEA’ya göre, program nükleer yükleri tasarlamayı ve entegre etmeyi (proje 110 ve 111), patlayıcı bileşenler üretmeyi (proje 3), uranyumu zenginleştirmeyi amaçlamaktadır.
Aynı bilgiler, “AMAD Planı kapsamındaki faaliyetlerin 2003 sonlarında durdurulduğunu ve işin tam olarak kaydedildiğini, ekipmanların ve iş yerlerinin temizlendiğini veya bertaraf edildiğini, böylece işin hassas doğasını tanımlayacak çok az şey olacağını” gösterdi.
Ağustos 2015’te Yol haritası kapsamında İran UAEA’ya ek ayrıntılar sağladı ve bir nükleer patlayıcı cihazın geliştirilmesini amaçlayan herhangi bir programın varlığını ve özellikle AMAD Planının varlığını reddetti.
UAEA, İran’ın Nükleer Programı ile ilgili Geçmiş ve Mevcut Beklenmedik Sorunlar Üzerine Nihai Değerlendirme adlı 2015 raporunda şunları değerlendirdi:
“İran’da, koordineli bir çaba olarak 2003 yılı sonundan önce bir nükleer patlayıcı cihaz geliştirilmesiyle ilgili bir dizi faaliyet gerçekleştirildi ve bazı faaliyetler 2003’ten sonra gerçekleştirildi [ancak] bu faaliyetler fizibilite ve bilimsel çalışmaların ötesine geçmedi ve ilgili belirli teknik yeterliliklerin ve kabiliyetlerin edinilmesi. Ajans, İran’da 2009’dan sonra bir nükleer patlayıcı cihazın geliştirilmesiyle ilgili faaliyetlere dair hiçbir güvenilir göstergeye sahip değildir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir