Aydınlık Geleceğe !

Boğaziçi üniversitesi protestoları

Boğaziçi Üniversitesi Olayları
4 Ocak 2021 Tarihinde Melih Bulu Cumhurbaşkanı tarafından rektörlük görevine atandı. Bu tarihten itibaren protestolar yaşanmaya başlandı. Alınan bilgiler eşliğinde yorumlamadan önce Bulu’dan önceki rektör Özkan’ı ve Bulu’yu tanıyalım.
Prof.DR. Mehmet ÖZKAN
1986 Yılında Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümü mezunudur. ABD’nin Vanderblit Üniversitesinde Elektrik Mühendisliği alanında Lisans ve doktorasını yaptı. 1988’de master ve 1991 yılında doktora derecelerini aldı. 1992 yılında Japonya’da özel bir kuruluşta çalıştı. 1995 yılından itibaren Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği bölümünde müdür yardımcılığı yapmıştır. 2016 Yılında araştırmadan sorumlu rektör yardımcılığı görevini yürütmüştür.
Özkan’ın hakkında bilgi sahibi olduğu yazılımlar:
Matlab, Pettern Recognition, machine learning, teaching, lecturing, simulations, robotics, elektronics, algorithms, data analysis, C, C++
Prof. Dr.Melih BULU
1992 Yılında yüksek öğrenimini ODTÜ Endüstri Mühendisliği bölümünde tamamladı. Boğaziçi üniversitesi finans alanında yüksek lisans yaptı. Yönetim ve organizasyon alanında doktora eğitimi aldı. FMC-Nurol ve Tusaş’ta mühendislik yaptı. P&G firmasında fabrika müdür yardımcılığı yaptı.
2003-2010 yılları arasında Boğaziçi ve İstanbul Ticaret üniversitelerinde yarı zamanlı olarak İş Stratejisi ve Oyun Teorisi dersleri veren Bulu, 2009 yılından itibaren tam zamanlı akademisyen olarak çalışmaya başladı. 2008 yılında doçent, 2016 yılında profesör unvanı aldı. 2010-2014 yılları arasında İstanbul Şehir Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanlığını yürüttü. 2016-2019 yıllarında İstanbul’da İstinye Üniversitesinin kurucu rektörü olarak görev yaptı ve 2020’de Haliç Üniversitesinin rektörü olarak göreve başladı.
2004 yılında kurucularından olduğu Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu (URAK) adlı sivil toplum kuruluşunun önce genel koordinatörlüğünü, 2017-2019 yılları arasında yönetim kurulu başkanlığını yaptı ve URAK çatısı altında Türkiye’nin sektörel ve şehir bazında rekabetçilik analizlerini yaptı. 2021 yılında YÖK’ün önerdiği 9 aday arasından Cumhurbaşkanı kararı ile Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atandı.
Rektör atamalarının yasal dayanakları nelerdir ve şartları:
KHK ile yapılan rektör atamalarına ilişkin düzenlemeyle devlet üniversitelerinde rektör, YÖK tarafından önerilecek, profesör olarak en az 3 yıl görev yapmış 3 aday arasından Cumhurbaşkanınca atanacak.
Bir aylık sürede önerilenlerden birisinin atanmaması ve YÖK tarafından, iki hafta içinde yeni adaylar gösterilmemesi halinde Cumhurbaşkanınca doğrudan atama yapılacak.
Rektörün görev süresi 4 yıl olacak. Süresi sona erenler aynı yöntemle yeniden atanabilecek ancak aynı devlet üniversitesinde iki dönemden fazla rektörlük yapılamayacak. Rektör, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü tüzel kişiliğini temsil edecek.
Vakıflarca kurulan üniversitelerde rektör, mütevelli heyetinin YÖK’e teklifi ve YÖK’ün olumlu görüşü üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanacak.
Yazar görüşü:
Olayların başladığı günden itibaren olayların organize bir şekilde yürüdüğü aşikar duruyor. Önceki Rektör Özkan’ın göreve gelmesi ile de protestolar yaşanmış ancak kısa bir sürede durulmuştu. Bulu’nun görevlendirilmesi ile önceki protestolardan tanınan simalar ortaya çıkmaya başladı. Özellikle demokratik haklarını kullanarak bu kararı protesto eden öğrencilerin üzerinden hem ülke gündemini yönlendirme hem de olayları alevlendirme çalışmaları yapılmaktadır. Atama kararını hukuki açıdan geçerli bulmayan ve tatmin olmayan kişilerin şiddet içermeyen ve yasa dışı olmaması koşuluyla protesto hakkı yasalar çerçevesinde koruma altına alınmıştır. Ancak bu olaylar esnasında yaralama, yasa dışı sloganlar atmak, işgal girişimi, güvenlik güçlerine saldırmak gibi eylemler kesinlikle yasaktır. Biden dönemi yazımda Biden’ in sivil darbeler ile ülkede hükümet değiştirme yolunu seçebileceğini yazmıştım. Şu anda Avrupa ve Amerika’nın gözü Boğaziçi olaylarında. Ardı ardına açıklamalar ile olayları ateşlemeye çalışmakta ve Türkiye’yi sıkıştırmak istemektedirler. Avrupa ve Amerika’da ki olayların nasıl bastırıldığı herkesçe malumken herhangi bir yaralama olayı olmayan Türkiye’yi bu şekilde kınamaları akıllarda soru işareti bırakmaktadır.

Kadıköy ‘de yaşanan polise saldırı girişimi de olayları başka bir Gezi parkı olayına çevirme girişimidir. Halk içerisinde biriken karşıtlığı değişik bölgelerde dışa vurarak geniş alanlara yayılması için yapılmıştır. Halk ile arasında güven sorunu oluşan polislerin olaya müdahili sert olacak bu şekilde karşılıklı kin ve nefret tohumları ekilecektir. Aynı zamanda Kâbe afişinin yerlere serilmesi de halk arasında gerginliğin yaşanması ve kutuplaştırma çalışmasının tezahürüdür.

LGBTli bireyler tarafından yapıldığının söylenmesi de bunu daha iyi ortaya çıkarmaktadır. Bu şekilde bu bireyler ve destekçilerin bir kutupta olmasını , dini hassasiyeti olan ve karşı olan grubun diğer grupta olmasını sağlayıp çatışma ortamı yaratma düşüncesi olduğu anlaşılmaktadır. Açılan afiş kesinlikle tahrik ve kutuplaştırma amacı taşımaktadır. Olaylar atama kararını protestodan çıkıp ideolojik bir havaya bürünmeye başladı.

Yakın bir zamanda şiddet olayları ile olayların başka bir boyuta geçmesi denenebilir. Üniversitede son olarak göz altına alınan 65 şüpheliden 58’inin farklı terör örgütleri ile ilişkisinin olduğu saptanmış geriye kalan 7 kişinin bir suç kaydı bulunamamıştır. 58 şüpheliden :
1 şahsın DHKP-C üyesi olup arandığı
28 şahsın DHKP-C, MLKP, TKEP\L , TİKKO, THKPC, TKML terör örgütleri ile ilişkili olduğu
22 şahsın PKK\KCK silahlı örgütleri ile geçmişte suç kaydı olduğu
7 şahsın farklı terör örgütleri ile iltisaklı oldukları tespit edilmiştir.
Yani olaylar saptırılmaya ve Türkiye karşıtlığı bir hal almaya başladı. Bu tarz kişilerin devreye girdiği olaylarda diğer ülkelerin nasıl protestolara katıldığını gezi olaylarında gördük. Yabancı basının nasıl göstericilere direktifler verdiğini nasıl bilgi kirliliğinin oluştuğunu gördük. Bu nedenle öğrenci ve hocaların bu tarz tahriklere gelmemeleri bu tarz şahısları uzaklaştırmaları gerekmektedir. Muhalif partilerin bu tarz olaylar karşısında temkinli ve sınırlı destek veremleri gerekmektedir. Çünkü içerik olarak rektör ataması sebep görünse de saptırılmaya müsait bir hava oluşmuştur.

Sayın Mansur YAVAŞ ve İMAMOĞLU’nun açıklamalarını bu bakımdan doğru bulmuyorum. Bu tarz olaylar hakkında yorum yapmak kesinlikle belediye başkanlarının görevi değildir. Seçimden önce gördüğüm ve çokta takdir ettiğim sayın Yavaș’ın bir paylașımını anımsadım’belediye bașkanı siyaset yapmaz, hizmet Eder diye ‘ kesinlikle o șekilde devam edilmeliydi. Biz farklıyız gençleri anlıyoruz ancak onlar anlamıyor tarzı yaklaşımlar gibi siyasi popülerlik elde etmek için yapılan söylemler ile Z kuşağını etki altına almak istemektedirler. Özellikle 2023 seçimlerinde bu iki adayın ismi zikredilirken buradan yaşanacak şiddet olaylarının kendilerine zarar vereceği aşikardır. Bu tarz söylemler olayları siyasileştirmekte ve kutuplaştırma girişimlerinin ekmeğine yağ sürmektedir. Hükümet karşıtları ve muhalif kesim ne olduğuna bakmadan protestoları desteklerken hükümet yanlıları öğrencilerin taleplerini anlamadan onları terörist ve sapkın ilan etmektedir. Umarım olaylar büyümeden herkesi memnun edecek bir sonuca bağlanır. Hükümetin bu tarz olaylara müsamaha göstermediği ve geri adım atmadığı herkesçe biliniyor umarım protestocular içerisindeki provokatörler ayrıldıktan sonra gençler dinlenip istekleri dikkate alınır. Protestocuların ‘katil polis, üniversiteden defol!’ sloganlarını kesinlikle doğru bulmuyorum. Bulmama sebebimi de şu şekilde açıklıyorum. Orada ki gençlerin yaşında o gençleri yada onların sevdiği kişileri korumak için şehit oldu o polisler.

Nice Fethi SEKİN’ler millet yaşasın diye şehit oldu. Daha ilk maaşını almadan bir yatağı bir masası olan Salih HÜSEYİN’ ler korudu gençlerimizi, darbe girişiminde onlarca şehit veren PÖH korudu gençlerimizi, ömrünün baharında daha 21 yaşında şehit olan Aydın NAZİLLİOĞLU korudu gençlerimizi daha adını sayamadığım yüzlerce binlerce şehit bizi korurken kendi canını verdi. Onların ve arkalarında bıraktıkları çocuklarının, eşlerinin, anne ve babalarının anılarını zedelemek kimsenin haddine değildir. TÜRK POLİSİ KAHRAMANDIR.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir