Bölgesel ve Küresel Güçlerin Türkiye-Gürcistan İlişkilerine Etkileri

Uluslararası sistem, SSCB’nin dağılmasının ardından günümüzde hala devam etmekte olan yeniden yapılanma sürecine girmiştir. İki kutuplu sistemin ortadan kalktığı bu süreçte birçok istikrar sağlayamayan devlet ortaya çıkmıştır. Bu istikrarsız yapılanmaya en çok rastlanan bölgelerden biri Güney Kafkasya olmuştur. Özellikle Rusya, ABD gibi büyük güçler ve bunların yanı sıra NATO ve AB gibi topluluklar bu bölgeye yönelik politikalarına oldukça önem vermiştir.[1] Bu çerçevede Türkiye, Gürcistan’ın en çok güvenebileceği ülke konumundadır.[2] Bahsedilen güçler arasında bölgeye en çok ilgi gösteren ve bölgeye hâkim olmak isteyen Rusya Federasyonu olmuştur.[3]

Rusya Federasyonu

SSCB’nin dağılmasının ardından Rusya’nın “Arka Bahçesi” olarak isimlendirdiği Güney Kafkasya bölgesinde aktif siyasi rol alabilmek ve nüfuz alanlarını kontrol etmek istemesi, Türkiye’nin bölgedeki konumunu zora sokan bir etken olarak görülmektedir. Gürcistan’ın ABD ve Batı ile yakın ilişkiler kurarak politikalarını bu yöne çevirmesi, Rusya’yı oldukça rahatsız eden bir durum haline gelmiştir. Gürcistan’ın Batı’ya yönelmesinin altında yatan temel neden, Rus hegemonyası altına girmek istememesidir. Rusya ise bu yaklaşıma karşılık Gürcistan’ı sürekli olarak doğal gazla cezalandırmış, ülkenin iç istikrarını bozmaya yönelik faaliyetlerde bulunmuştur.[4]

Soğuk Savaşın bitmesinin ardından stratejik önemini kaybedeceğini düşünen Türkiye, Sovyetlerin çöküşünü ve ardından oluşan istikrarsız süreçleri o coğrafyada ‘Bölgesel Güç’ konumuna gelebilmek için fırsat olarak görmüştür. Türkiye, dış politikasının temeline Rusya’yı karşısına almadan, Batı ile sağlam ve istikrarlı bir ilişki kurmayı oturtmuştur.[5]  Fakat Rusya ve Türkiye arasındaki potansiyel çıkar çatışmaları, iki ülke ilişkilerinin sürekli gergin olmasına neden olmuştur.[6]

Avrasyacıların iktidara gelmesiyle birlikte Rusya’nın dış politikası yönünü değiştirmiş, Kafkasya’ya yönelmiştir. Özellikle NATO’nun genişleme süreci içerisinde kendisine tehdit olarak gördüğü ABD’nin bölgedeki varlığının önüne geçebilmek için Ulusal Güvenlik Doktrinini kabul etmiştir.[7] Bu doktrinde Rusya çok kutuplu dünya düzeninin ortaya çıkması için elinden gelen her şeyi yapacağını vurgulamıştır. Aynı zamanda NATO’nun doğuya doğru genişlemesi Rusya’yı kaygılandırmış, dış politikasında dönüşüm yaşanmasına neden olmuştur.[8]

Rusya, SSCB’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan yeni cumhuriyetlerde nüfuzunu kaybetmemek, eski Sovyet topraklarını bir arada tutabilmek amacıyla BDT’yi (Bağımsız Devletler Topluluğu) de araç olarak kullanmıştır.[9] Rusya, BDT ülkeleri içerisinde en çok Gürcistan’la siyasi açıdan çatışma yaşamış, Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne saygı göstermeyerek içeresinde yaşamış olduğu ayrılıkçı hareketlere destek vermiştir. Türkiye açısından Rusya’nın atmış olduğu her adım olumlu/olumsuz birçok sonuca yol açmıştır. Türkiye bölgede hem NATO üyesi hem ABD müttefiki olarak Rusya için bir tehdit oluşturmaktadır.[10]

Gürcistan’ın yönünü Batı’ya dönerek NATO’ya üye olmak istemesi, olayların büyük çatışmalara dönüşmesine neden olmuştur. Yaşanan en büyük çatışma 2008 yılında gerçekleşen Rusya-Gürcistan savaşıdır. Savaş ülkede büyük iç sorunlara neden olmuş, iktidar değişikliği gerçekleşmiştir.[11]

Rusya’nın bölgedeki hâkimiyetinden kurtulmak isteyen Gürcüler, bu çatışma sonrasında buna engel olamayacaklarını anlamışlardır. Türkiye bu gelişmelerin karşısında aktif bir politika sergilememiş, Rusya’yı karşısına almak istememiştir. NATO üyesi olması, Türkiye’nin atacağı somut adımların savaşa girmekle sonuçlanacağı düşünüldüğü için, Türkiye soğukkanlı ve diplomatik adımlar atmayı tercih etmiştir. Türkiye, Gürcistan politikasında Rusya’yı göz ardı etmemiş, bu yüzden Türkiye-Gürcistan ilişkileri stratejik ortaklık çerçevesinde olağan bir seyir izlemiştir. Türkiye, kendi sınır güvenliği ve çıkarlarını temel alarak; Rusya’yı karşısına almamış aynı zamanda Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne de saygı duymuştur. Bölgede aktif rol oynamak isteyen diğer bir güç ise ABD’dir.[12]

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)

ABD’nin Gürcistan politikasının temel odağı, stratejik önceliktir. ABD, bağımsızlığından sonra komünizm yayılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış ve Rusya hâkimiyetine girmek istemeyen Gürcistan’a destek vermiştir.[13] SSCB’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan güç boşluğunu doldurmak isteyen ABD, tıpkı Türkiye gibi Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğini savunmuştur. ABD’nin Gürcistan politikasındaki en önemli stratejik aracı demokrasinin yayılmasıdır. Bu politika ile bölgede yer alan ülkelerde Amerikan tarzı demokrasi kurulacak, kurulan demokrasi Rusya’ya karşı adeta bir silah görevi görecektir.[14]

ABD’nin Gürcistan’a yönelik politikalarından biri ise ekonomik eksende enerji kaynaklarının Dünya pazarlarına güvenilir ve istikrarlı bir şekilde ulaştırılması olmuştur.[15] Bu çerçevede Türkiye’nin de dâhil olduğu BTC (Bakü-Tiflis-Ceyhan) boru hattının güzergahı bölgesel ve küresel ilişkiler bakımından önem arz etmektedir. Bölgesel bir denge kurabilmek amacıyla ABD bu projeyi desteklemiştir.[16]

ABD açısından Güney Kafkasya politikası; 11 Eylül saldırılarından ve 2008 olaylarından sonra değişim içine girmiştir. Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra artan küresel etkinliği, Güney Kafkasya’da da kendisini göstermiştir. Fakat Rusya bu tek kutupluluk düzenini hoş karşılamamış, bu durumda yönünü ABD’ye dönen Gürcistan’ı fırsat buldukça çeşitli yollarla cezalandırmıştır. 2008 olaylarından sonra öne çıkan Rus etmeni; Gürcistan’ı zor duruma sokmuş, toprak bütünlüğünün korunması riskli bir hal almıştır.[17]

ABD, bölgede Rusya’nın etkinliğinin artmasına izin vermemiş; hem kendi çıkarları doğrultusunda, hem de bölgesel istikrar sağlanması için politikalar uygulamıştır. Uluslararası sistemle bütünleşme amacında olan Gürcistan, ABD ve Türkiye ile işbirliği içerisinde olmuştur. ABD, bölgede kendi çıkarları tehlikeye düştüğü zamanlarda pasif politika izleyerek, sessiz kalmıştır. Rusya’nın askeri ve siyasi alandaki yetersizliği, ABD’nin bölgede önemli bir aktör olmasını kolaylaştırmış, bu gerçekleşirken de Türkiye önemli bir araç olmuştur. ABD, Türkiye’yi bölge ülkelerine model olarak göstermiştir.[18] Bölgede etkili olan bir diğer güç ise Avrupa Birliği’dir.

Avrupa Birliği (AB)

AB, genişleyen sınırları çerçevesinde istikrarı sağlamak, enerji ihtiyacını karşılamak ve sınırlarında gerçekleşmesi olası çatışmaları önlemek amacıyla komşuluk politikası içerisinde yer verdiği Gürcistan’la politikalarını da bu doğrultuda düzenlemiştir. Daha öncesinde İşbirliği ve Ortaklık Anlaşmasına dayanan ilişkiler, komşuluk politikasıyla yeni bir boyuta taşınmıştır. Gürcistan, Batı’ya yakınlığı ile diğer Güney Kafkasya ülkelerinden bir adım önde sayılmakta ve üyeliği önemli bir hedef olarak görülmektedir.[19]

AB Ülkeleri

AB, Gürcistan’ın sahip olduğu jeostratejik önemin bilincinde olarak, sınırlarını kuşatan dost ülkeler kuşağında Gürcistan’a da yer vermiştir. Avrupa komşuluk politikası ve yumuşak diplomatik “Sivil Gücü” aracılığıyla Gürcistan’ı ayrıcalıklı bir ortak olarak gören AB, Gürcistan’ın birlik ile bütünleşmesini kaçınılmaz kılmaktadır.[20] Aynı zamanda yeni komşuluk politikası çerçevesinde Gürcistan’da yaşanan sorunlara müdahil olması gereken AB, uluslararası bir aktör olarak çatışmalarda adil çözüme katkı sağlamaktadır. AB’nin dış politika önceliği uluslararası işbirliğini sağlamak ve erken uyarı sistemini geliştirmektir.[21]

AB, SSCB’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan yeni devletlerin reform hareketlerini desteklemiş, demokrasi ve insan hakları konusunda da etkin bir rol oynamaya çalışmıştır.[22] Rusya-Gürcistan savaşında ateşkesin sağlanmasında arabuluculuk rolü oynayan AB, Güney Osetya ve Abhazya konusunda etkili olamamıştır.[23] Türkiye’de tıpkı Gürcistan gibi yönünü Batı’ya çevirmiş, stratejik olarak batılılar tarafından önemli bir kapı halini almıştır.[24] SSCB sonrası dönemde Gürcistan üzerinde etkili olan bir diğer yapılanma ise NATO’dur.[25]

Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO)

Gürcistan bağımsızlığının ardından batıyla bütünleşebilmek için NATO’yu bir araç olarak görmüştür.[26] NATO, askeri niteliğinin yanı sıra “yeni dünya düzeninin değerlerini” öne çıkaran Avrupa-Atlantik stratejisinin önemli bir aracı olarak görülmektedir. NATO bölgelerin batı ile bütünleşmesini sağlamak amacıyla bazı devletlerle işbirliği yaparak üyelik kapısını açık tutmaktadır. Gürcistan ise “Gül Devrimi” ile iktidara gelen Saakaşvili döneminde NATO’ya üyeliği dış politikada öncelik haline getirmiştir. Gürcistan, 2004 tarihinde NATO ile Bireysel Ortaklık Eylem Planı’nı geliştiren ilk ülke olmuş ve 2006’da aday ülke konumuna geçmek için önemli adımlar atmıştır.[27]

NATO amblemi üye ülkelerin bayraklarıyla birlikte

Gürcistan’ın 2008 yılında patlak veren Rusya-Gürcistan savaşının ardından NATO’ya üyelik isteği gittikçe artmıştır. İç sıkıntılar yaşayan Gürcistan NATO’yu Rusya’ya karşı bir güvence olarak görmüştür. Gürcistan’ın güvenliği için NATO’ya üyelik, halkında talep ettiği bir politika olmuştur. Gürcistan içerisinde NATO’ya üyelik konusu dikkate alınarak yapılan anketlerde katılımcıların yüzde 57’si entegrasyonu desteklemiştir.[28]

Türkiye’nin NATO’ya üye olması ve stratejik ortaklık ilişkilerinin bulunması Gürcistan için oldukça önemlidir. Gürcistan, Türkiye’nin askeri tecrübesinden faydalanmak istemiş, Türkiye’den gelecek desteklere hep açık olmuştur. Türkiye-Gürcistan ilişkilerinin iyi yönde ilerlemesi, Türkiye’nin batıya olan yakınlığı ve NATO’ya üye olmasıyla bağlantılıdır. Türkiye, stratejik ortak olarak gördüğü Gürcistan’ın Batı ile bütünleşmesini desteklediğini her fırsatta belirtmiştir.[29] Gürcistan’ın şimdiki Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili, NATO üyeliği hedefi konusunda kararlı olduklarını belirtmiştir.[30] Gürcistan’ın Batı yanlısı politikaları ve NATO’ya üyelik hedefi; onu Rusya’dan uzaklaştırmış, batının desteğini kazanmasını sağlamıştır.[31]

Ayşenur Soyfidan Yazdı…


Kaynaklar

[1] Şen, … Türkiye’nin Güney Kafkasya Politikası, s.57.

[2] Alsırt, “…Gürcistan’ın Yeniden Yapılanması ve Bu süreçte Türkiye İle İlişkileri, s.68.

[3] Sapmaz, Rusya’nın Transkafkasya Politikası ve Türkiye’ye Etkileri, s.14.

[4] Elmas,“Türkiye’nin Gürcistan Politikasındaki Değişim ve Dönüşüm”, s.345.

[5] Mitat Çelikpala, “Türkiye ve Kafkasya: Reaksiyoner Dış Politikadan Proaktif Ritmik Diplomasiye Geçiş”, Uluslararası İlişkiler Akademik Dergi, C.7, S.25, Bahar 2010, s.95-96.

[6] Muhammet Koçak, “Türkiye-Rusya İlişkileri”, SETA,  S.201, Mayıs 2017, s.8.

[7] Yılmaz, “…Rus-Gürcü İlişkileri ve Kırılma Noktaları”,  s.25.

[8] Torun, …Gürcistan’da Amerika Birleşik Devletleri- Rusya Federasyonu rekabeti,  s.34-36.

[9] Gökçe, “Competition The Caspion Region …”, p.197.

[10] Alsırt, “…Gürcistan’ın Yeniden Yapılanması ve Bu süreçte Türkiye İle İlişkileri, s.76-89.

[11] Elşan İzzetgil, “Türkiye-Gürcistan İlişkileri”, https://www.academia.edu/6905055/T%C3%BCrkiye-G%C3%BCrcistan_ili%C5%9Fkileri (Erişim Tarihi:28.05.2019).

[12] Elmas,“Türkiye’nin Gürcistan Politikasındaki Değişim ve Dönüşüm”, s.346-350.

[13] Nazim Caferov ve Araz Aslanlı, “ABD ve Güney Kafkasya: Ağustos 2008 Öncesinde ve Sonrasında”, Aksaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, S.4, C.8, Aralık 2016, s.3.

[14] Torun, …Gürcistan’da Amerika Birleşik Devletleri- Rusya Federasyonu rekabeti,  s.14-15.

[15] Mert, Türkiye’nin Kafkasya Politikasında Gürcistan, s.135.

[16] Çelikpala, “Türkiye ve Kafkasya…”, s.96.

[17] Caferov ve Aslanlı, “ABD ve Güney Kafkasya: …”, s.3.

[18] Hatem Cabbarlı, “ABD’nin Kafkasya Politikası ve Türkiye”, https://www.academia.edu/4243374/ABD_N%C4%B0N_KAFKASYA_POL%C4%B0T%C4%B0KASI_VE_T%C3%9CRK%C4%B0YE (Erişim Tarihi:28.05.2019).

[19] Sinem Kocamaz, “Avrupa Birliği’nin Komşuluk Politikası Çerçevesinde Transkafkasya İle İlişkileri”, https://www.ceeol.com/search/article-detail?id=165818 (Erişim Tarihi:28.05.2019).

[20] Özer, “… Gürcistan-AB İlişkileri”, , s.109.

[21] Rövşen Şahbazov, Yeni Küresel Sistemde Avrupa Birliği ve Güney Kafkasya, Ankara, EkoAvrasya Yayın, Temmuz 2015, s.99-100.

[22] Gökçe, “Competition The Caspion Region …”, p.201.

[23] Bilge Adamlar Kurulu Raporu, “Kafkasya’daki Gelişmeler ve Türkiye”, , s.41.

[24] Alsırt, “…Gürcistan’ın Yeniden Yapılanması ve Bu süreçte Türkiye İle İlişkileri, s.88.

[25] Bilge Adamlar Kurulu Raporu, “Kafkasya’daki Gelişmeler ve Türkiye”, , s.40.

[26] Cüneyt Yenigün ve Mehmet Ali Bolat, “Gürcistan: Yeni Dünyanın Doğu-Batı Sınırı”, Dünya Çatışmaları, C.1, 3.Baskı, 2010, s.458.

[27] Burçin Canar, “Soğuk Savaş Sonrasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Karadeniz Politikası”, SBF dergisi, C.67, S.1, 2012, s.59-63.

[28]Keskin, “Gürcistan’ın AB ve NATO Hayali”, s.504-506.

[29] Elmas,“Türkiye’nin Gürcistan Politikasındaki Değişim ve Dönüşüm”, s.349.

[30] Avrasya İncelemeleri Merkezi, file:///C:/Users/asus/Downloads/NATO-GÜRCİSTAN%20EĞİTİM%20TATBİKATI’NI%20DİPLOMATLAR%20ZİYARET%20ETTİ.pdf (Erişim Tarihi:29.05.2019).

[31] Demirağ, “Bağımsızlıktan Kadife Devrime…”, s.133.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir