Politika Ve Strateji

Borsa’nın Tarihi

Günümüzde borsa kavramı bize çoğunlukla hisse senedi alınıp satılmasını çağrıştırır. Fakat geçmişe dönüp bakıldığında ticarete konu olabilecek her türlü malın el değiştirmesiyle borsacılığın temellerinin atıldığını görürüz.

Son yıllarda yatırımcıların alışkanlıklarına göre şekillenen borsa piyasaları işlem hacimlerinin artmasının da etkisiyle teknolojiye bağımlı hale gelmiştir. Böylelikle işlemler eskiye göre çok daha kolay yapılabilmektedir.

Pazar ve panayır gibi yerlerde yapılan alım – satım işlemleri zaman içinde ilerleme kaydetmiştir. İşte, borsacılık işlemleri de bunlarla birlikte yaygınlaşmıştır. Bu işten para kazanıldığını gören bazı tüccarlar ise bu pazarları günümüzün emtia borsalarına çevirmiştir.

Hisse senetlerinin ticari işlemlerde kullanılmaya başlaması ise çok daha sonra gerçekleşmiştir. Ülkeler arasında ticari işlemler yaygınlaşınca para birimlerinin birbirine dönüştürülmesi gibi sorunlar yaşanması kaçınılmaz olmuştur.

Bunun üzerine de Bretton Woods anlaşması imzalanmış ve dolar – altın dönüştürülebilirliği kabul edilmiştir. Bu anlaşmaya katılan ülkeler para birimlerini dolar ve altına endeksleyerek ticari işlemlerini gerçekleştirmiştir.

İlk olarak emtia borsalarının kurulmasının ardından döviz, altın ve kıymetli evrak borsaları gelişim göstermeye başlamıştır. Kıymetli evrakların alınıp satılması ile borsalar devamlılık kazanmıştır ve borsa binalarının kurulması artık bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Birçok kaynağa göre ticari evrakların borsa işlemlerine dahil olması borsacılığın gelişiminin en sonunda yer almaktadır. Bunun nedeni, başta Roma Hukuku olmak üzere hukuk alanında görülen gelişmelerde bulunmayan sınırlı sorumluluk ilkesinden dolayı kıymetli evrak kurumlarının hukuk sistemlerine yerleşmesidir.

15. yüzyılda denizciliğin ve dünya deniz ticaretinin gelişim göstermesi ile İngiltere, İtalya, Belçika ve Hollanda gibi denizci ülkelerde büyük ticaret merkezleri kurulmuştur. Bu ticaret merkezlerinde yürütülen faaliyetlerin birçoğunu aracılar yapmıştır.

Büyük miktardaki aracı yükümlülükleri ticari senetler ile kredi belgelerinin doğmasına ve 15. yüzyılda ilk poliçelerin kullanılmasına neden olmuştur. Ticari senetlerin kullanımının yaygınlaşmaya başlaması ile birlikte senetlerin el değiştirmesine ilişkin de bazı kurallar ortaya çıkmıştır.

Bugün, Belçika’nın Brugge şehrinde bazı Yahudi ailelerin para ticaretini meslek haline getirmesi de borsacılığın ilk faaliyetlerinden sayılmaktadır. “Borsa” kelimesinin de bu şehirde yaşayan ve ticaretle uğraşan Van der Burse ailesinin isminden geldiği bilinmektedir.

15. yüzyıla denk gelen o dönemlerde bölgeye gelen tüccarlar, ailenin “Hotel des Burses” adını verdiği konaklarındaki işlem fiyatlarını baz almayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Daha sonra “borsa” adı bu gibi yerlerin genel ismi olmuş ve günümüze kadar gelmiştir.

Kısacası en eski tarihli piyasa olan borsanın temelleri pazarlara ve panayırlara dayanmaktadır. Paranın bulunmasından sonra ticaret gelişmiş ve insanlar sadece ihtiyaçlarını karşılamak dışında daha çok para kazanmayı amaçlamışlardır. Daha fazla paraya sahip olma isteği de borsaların doğuşunun önünü açmıştır.

Borsa’nın süreci

Kuruluş ve Uyuklama

Yeni kurulan bir borsanın hemen hızlı bir çalışma temposu ortaya koyması beklenemez. Bir süre kendisini ve temsil ettiği yatırım alanını halka tanıtmak zorundadır. Bu tanıtım yavaşça gerçekleştirilir ve borsaya karşı halkta bir ilgi uyandırılmaya çalışılır.

İşleme Geçme

Artış gösteren ilginin yeterli bir düzeye çıkması ile borsada ilk işlemler başlar. Ama bunların miktarı azdır.

Borsada yatırım yapanlar zamanla kazançlı çıktıklarını ve yatırımlarının uzun vadede diğer yatırım araçlarından daha verimli olduğunu gördükçe yatırımlarını arttırırlar. Buna paralel olarak da fiyatlar yükselir. Fiyatların yükselmesi ile birlikte herkes kazanacaktır. Böylelikle talep biraz daha artacaktır.

Spekülasyon

Borsalardan kar elde edildiğini görenler borsaya koşacaklardır ve talebin aşırı artmasına karşın arzın buna paralel artmadığı görülecektir. Bunun sebebi elinde hisse senedi bulunanların fiyatların yükseldiğini görünce daha fazla yükselmesini beklemeleri olabilir.

Elinde büyük portföy bulunan holdingler, aileler, iştirak bankaları ise hisse fiyatları ikame bedeline ulaşmadan satışa geçmek istemezler. Arz – talep dengesizliği arttıkça fiyat yükselişleri de hızlanacaktır. Herkes çok kazanmaya başlayacaktır. Talep de daha çok artacaktır.

Çöküş

Halkın hisse senedi talebini durduracak veya piyasaya birden bire bol hisse senedi dökülmesine yol açacak herhangi bir olay olması beklenir.

Yükselen fiyatları satışa geçmek için yeterli gören ve herkesten önce davranmak isteyen büyük portföy sahipleri ani bir satışa geçer. Bunun üzerine diğer portföy sahipleri de satışa geçerler ve bir panik ortamı oluşur.

Paniğin başlaması ile birlikte önce fiyatlar hızla düşmeye başlar, daha sonra da alıcı olmadığı için iş hacmi düşmeye başlar. Fiyat ve iş hacmindeki düşüş genellikle başladığı noktaya kadar varmaz. Bu noktanın biraz üstünde ya da bayağı ileri bir noktasında durur.

Olgunluk

Piyasa, yaşanan bu durumdan mutlaka bir zarar görmüştür fakat bu olgunlaşmaya katkı sağlar. Bundan sonra yatırımcı anlamalıdır ki, artık hisse senedi fiyatlarının sonsuza dek yükselmeyeceği ve düşerken de sıfıra inmeyeceği öğrenilmiştir. Bundan sonra da daha küçük yükseliş ve düşüşler gerçekleşecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir