Politika Ve Strateji

Duygular ve Kimya

“…Ve tüm bunların (duyguların) özünde yatan şey, basit veya karmaşık biyokimyasal reaksiyonlardır.”

-Çağrı Mert Bakırcı

Gün içerisinde hepimiz aynı duyguları yaşarız. Seviniriz ve üzülürüz, korkarız ve şaşırırız, nefret ederiz ve aşık oluruz. İlginçtir ki bu duyguların bizi farklılaştırdığını düşünüp dururuz. Oysa ki gerçekler bu düşüncenin tam tersini işaret eder. Duygular, bırakın insanları birbirinden farklı kılmayı, bizi hayvanlardan da farklı kılmaz. Duygusal süreç -hepimizin aynı duyguları yaşadığımız gerçeğini de göz önünde bulurarak söylemeliyim ki- insanlarda ve hayvanlarda benzer şekilde gerçekleşir. Örneğin köpeklerler de özlem duyabilirler veya depresyona girebilirler. Bu duygular, sinirsel salgı maddelerinin beynin ilgili noktalara kimyasal emirler vermesiyle hissedilir.

Barry Averitt, sıçanlar üzerinde yaptığı bir deneyde dişi sıçan ile yalnız bıraklımış bir erkek sıçanın hipotalamusuna* endorfin enjekte eder. Her aşamada endorfin** dozajının giderek artırıldığı bu deneyin ilk aşamasında erkek sıçan, dişi sıçana sadece kur yapar. Deneyin ikinci aşamasında ise sıçanlar birçok kez çifleşir. Sıçan deneyinin üçüncü ve son aşamasında kafese yeni bir dişi sıçan koyulur. İlginçtir ki erkek sıçan dişi sıçana sadık kalır ve yeni dişiyi umursamaz. Erkek sıçanın neden böyle davrandığını henüz bilmiyoruz; ama tahminlere göre endorfinin doz aşımı, sadakat duygusunu tetikliyor. Özetle; hipotalamusu uyardığımızda ejakülasyona***, hipotalamusa zarar verdiğimizde ise cinsel gücün kaybına sebep oluyoruz.

Duygularımızın enteresan taraflarından birisi ise limitlenmiş olmalarıdır. İster büyük ikramiyeyi kazanmış olun ister yorucu bir iş gününden sonra kocanızın size en sevdiğiniz yemeği yaptığını öğrenmiş olun, beyniniz aynı dopamini salgılar. Dahası insan türünün korunabilmesi için olsa gerek; Dünya’nın en mutlu insanı dahi olsanız, herhangi birinin haftalık seks rutinini gerçekleştirdiğinde hissettiği kadar iyi hissedemezsiniz.

Söz konusu beynimizin kimyası olduğunda sadece duygularımız ve davranışlarımızdan bahsetmek yetersiz kalacaktır. Depresyon ya da şizofreni gibi hastalıkların da sebebi hormonlardır. Örneğin sigara, alkol, uyuşturucu ve bazı ilaçlar dopamin salgısını artırır, dolayısıyla bunları kullanan kişiler bağımlı hale gelir. Çünkü beynimiz dopamin salgıladığında kendimizi mutlu hissederiz. Gün içinde haddinden fazla mutlu olmak kimyayı bozabilir, kişinin hayal görmesini sağlayabilir. Şizofreni teşhisi konulmuş kişilerin  kullandıkları ilaçlar işte bu hormonları düzenlemeye yöneliktir.

“Duygularımızı kimyasal yollar ile değiştirmek olasıdır.”

-Selçuk Aslan

Bilim insanları -yukarıda bahsettiğimiz üzere- duygularımızın meydana getirdiği hisleri yok edecek bilgiye sahipler. Örneğin kırk yıllık eşinizin sizi aldattığını öğrendiyseniz ve bu durum sizde major depresyona sebebiyet verdiyse psikiyatristiniz size beyninizi mutluluk hormonları salgılaması yönünde tetikleyecek ilaçlar önerebilir. Eğer aşkın yarattığı hüznü yokedebilecek ilaçlarımız varsa, belki bir gün aşkı yokedecek ilaçlarımız da olabilir. Şimdiye kadar büyük ikramiyeyi kazanmış biri ile ağır yaralı bir mamutla karşılaşmış avcı-toplayıcının hisleri arasında hiçbir fark yoktu. Zamanla insan her ne kadar daha sağlıklı ve rahat bir hale geldiyse de mutluluk seviyesi hep aynı kalıyordu. Belki beynimizin kimyasını kontrol etmeyi başararak bu problemin üstesinden gelebilir, böylece evrenin en şanslı canlıları olabiliriz!

Yusuf Çağrı

*Hipotalamus, omurgalı canlılarda bulunan, beyin ile endokrin sisteminin iletişiminden sorumlu bölgedir.

** Endorfin (endo-morfin), insan beyninde salgılanan, vücut ağrılarına karşı uyuşturucu özelliği de bulunan, halk arasında mutluluk hormonu olarak da bilinen salgı. En çok cinsel ilişki esnasında salgılanır.

*** Boşalma durumu.

Kaynakça:

Evrim Ağacı, Duygularımız Neden Evrimleşti?

Şizofeni.com, Şizofreni- Dopamin İlişkisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir