Politika Ve Strateji

Ekonomi ve Politika’nın Evrimi

Giriş:

Sanayi Devrimi’nden sonra, Dünya’nın siyasi açıdan işleyiş mekanizması yeni bir seviyeye ulaştı. Başat devletlerin hızlı bir şekilde sanayileşmesi, pazar arayışlarını tetiklemiş, sistem hammadde al- bilgi/ teknoloji sat tarzına bürünmüştü. Bu değişim, ekonomiden yaşam tarzına her şeyi etkilemiş, bir virüs gibi dokunmadığını bırakmamıştı.

Bir Örnek:

Varsayalım ki bir köyde on farklı toprak sahibi olsun. Bu toprak sahiplerinin her birinin elindeki topraklar onlara büyüklerinden miras kalmış. Bu köyde tüm ekonomi, takas usulü ile işlediğinden geçerli bir para birimi yok. Her şey, ama her şey toprak sahiplerinin toprakları içerisinde ürettikleri ürünleri ihtiyaç duydukları ürünler ile değişmelerine bağlı.

Böyle bir ortamda ekonomik açıdan gelişebilmek için yapılabilecek çok fazla şey var. Örneğin topraklarınızın tamamına patates ekebilirsiniz. Böylece hem yüksek verim alırsınız hem de farklı ürünleri ekmekle uğraşmadığınızdan kolayca üstesinden gelebilirsiniz. Fakat bu, diğer toprak sahiplerine yüzde yüz muhtaç olduğunuz anlamına da gelir. Çünkü sadece patates ile yaşayamazsınız. Takas şarttır. Olur da bir gün diğer toprak sahipleri sizin patatesinizi istemezse ya da kendi patateslerini üretmeye başlarlarsa tamamen aç kalabilirsiniz.

Bir başka yöntemi düşünelim, diğer toprak sahiplerine zorbalık yapmak isteyebilirsiniz. Böylece topraklarından elde ettikleri ürünlerin bir kısmına düzenli olarak el koyarsınız ve böylece istediğiniz ürüne istediğiniz kadar sahip olabilirsiniz. Bu noktada da beslemeniz gereken askerler ciddi bir sorun yaratır. Çünkü diğer toprak sahipleri örneğin günde on beş oduna ve birkaç kilo sebzeye-mevyeye ihtiyaç duyarken sizler için bu sayı çok çok daha fazladır. Bu üretim ve tüketim dengesini yakalamak için çok sıkı kurallar gereklidir. Ufacık bir hesap hatası ile birçok köylü açlıktan ölebilir ya da hedeflenen ekonomik noktanın çok altında kalınabilir.

Tabii alınabilecek tüm kurallarda çeşitli hiyerarşiler de önemli rol oynarlar. Toprak, sahibinin yönetiminde mi olacak (bu durumda bir dizi yanlış karar alınabilir.) yoksa köylülerin seçtiği bir grup insanın mı yönetiminde olacak (bu durumda karar alma mekanizması yavaşlar)? Bir başka kritik nokta ise köylülerin düzendeki etkisinin ne kadar olacağıdır. Eğer sistemin tamamı köylülerin üzerine kuruluysa isyanlar kaçınılmaz olur. Toprakta istikrar olmazsa, o halde rekabet eden bir toprak sahibi olunamaz.

Yeni Sistem

1900’lerde tüm bu çark örnekteki gibi işliyordu. Toprağınızı doğru ürünlerle değerlendiriyorsunuz, hammaddelerinizin sadece ucuza çıkarılanlarını kullanıyorsunuz ve elinizdeki bu ekonomiyle şehirleşiyorsunuz. Böylece dışa bağımlılığınız azalıyor, ekonominiz büyüyor ve gelecekteki muhtemel savaşlarınıza lojistik sağlayabilmek için gerekli altyapı kurulmuş oluyor. Sizin askerinizin elinde düşman askerinden daha iyi silahlar varsa, askerinizin karnı daha toksa ve gerekli propagandayı düzgün yapmışsanız siz kazanıyorsunuz; beyaz bayrak çekmiş düşmanın topraklarındaki hammaddeyi sömürüyorsunuz ve kurduğunuz yeni devletin başına size sadık insanları geçiriyorsunuz. İşte savaşlar böyle işliyordu. Bu dönemde ne kadar güçlü komutanlarınız olursa olsun, gerekli lojistiğiniz yoksa kaybediyordunuz.

Fakat bu sistem işlevini tamamen yitirdi. Artık birkaç istisna dışında hiçbir büyük devlet, sermayesini devasa bir orduya harcamıyor. Yeni bir savaşa girerek ordusuna milyar dolarlar harcamak yerine bu parayı yeni bir yatırımı için kullanıyor. Böylece ekonomisinde -toprak almadan- büyüme yakalayabiliyor. Böyle bir durumda yönetimler neden savaş istesinler ki? Bırakın sadece yönetimlerden bahsetmeyi, 2020’nin dünyasında büyük devletlerde barış çağrısı yapan bir lider, seçim yarışına gelenekçilere göre artı bir puanla başlıyor. Bugünlerde oy kazanmak isteyen bir siyasetçiyseniz, çevrenizi nasıl kirlettiğinizden ve bunun önüne geçebilmek için neler yapacağınızdan bahsetmelisiniz.

“Günümüzde cehennem kendine inananların, cennet ise paralı askerlerin mekanıdır.”

-Cehenneme Övgü, Gündüz Vassaf

Gelişen Ülkelerin Yeni Sistemdeki Yeri

Mısır ya da BAE gibi, -büyük devletlere kıyasla- kendi yağında kavrulan devletlerde durum daha başka. Böyle devletlerde savaş halâ destek görüyor, halklar bu çatı altında toplanabiliyor. Bu tarz -kontrol etmesi güç- durumlarda ambargo seçeneği çok kuvvetli gözüküyor. Sonuçta bugün İran, ABD’ye ambargo uygulayacağını açıklarsa, bu çok büyük bir haber olmaz. Fakat bunun tam tersi, İran ile komşu olan Türkiye’yi bile etkilemişti.*

Kendi yağında kavrulan savaş yanlısı ülkeler için ele alınması gereken bir başka konu da ne kadar sanayileştikleri ve dışa ne kadar bağımlı oldukları. Örneğin, askeri teçhizatlarının yüzde doksanını dışarıdan alan bir ülke (A) ile askeri teçhizatlarının yüzde ellsini dışarıdan alan bir ülke(B) arasında – eğer istikrarları ve ekonomileri benzerse- çıkacak savaş, ikinci ülkenin (B) -kağıt üzerinde- kazanacağı bir savaş olacaktır. Buna karşılık, her iki ülke de maruz kaldığı ambargo yüzünden ve savaşa harcadıkları kaynak yüzünden ekonomik açıdan geri kalacaklardır.

Öyleyse savaş, 2020 dünyasında -genel şartlarda- alınabilecek en kötü kararlardandır. Çünkü ekonomi ve politika, bugünün düzeninde savaşa yer veremeyecek kadar dengede bulunan “strateji” terazisinin kollarıdır. Terazinin kollarındakileri artırmak istiyorsak her iki kola da aynı ağırlıkları, yavaş yavaş koymalıyız. İlerleyişin tek ama tek yolu budur.

-Yusuf Çağrı

*https://www.aydinlik.com.tr/abd-nin-iran-a-ambargosunun-turkiye-ye-bedeli-10-milyar-dolar-dunya-temmuz-2018

Kaynakça: 21.Yüzyıl İçin 21 Ders, Yuval Noah Harari

Yazarın bir önceki yazısı:

Türk’ün Modernizasyonu -1

Türk’ün Modernizasyonu-1

Yazarın bir önceki yazısı: Türk’ün Modernizasonu -2

Türk’ün Modernizasyonu-2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir