En Zengin Tarihe Sahip 8 Medeniyet


İnsanlık tarihinde en önemli mevzu uygarlık tarihidir. Bilime göre ilk insanın dünyadaki varlığı ve onun ataları 2 milyon yıl öncesine kadar giderken, dinler ise insanoğlunun yaklaşık 15 yıl yaşında olduğunu söyler. Bu konularda din ile bilim çelişse de ortak bir görüş olarak uygarlık tarihinde ortak sonuçlar elde etmişlerdir. Şimdi, insanların avcı toplayıcılığı bırakıp sosyal bir varlık olarak yaşamaya karar vermeleri ve bunun sonucunda medeniyetleri ortaya çıkarmasıyla diğer insan topluluklarına göre ön plana çıkan medeniyetler ve onların günümüzdeki mirasçı ilkelerini göreceğiz. Altını çizmekte fayda var. Halen ihtilaflı olan hakkında yeterince kanıt bulunamayan kültür medeniyetleri sayılmamıştır. Biz burada dünyanın 10 büyük ve diğer uygarlıkları etkileyen kurucu ve özgün olan uygarlıkları inceleyeceğiz.

1. Mısır Uygarlığı

Sanırsam hiç eğitim almamış biri bile Mısır’daki Giza Piramitleri hakkında duymuşluğu vardır. Bu uygarlığın en önemli özelliği birçok ilke imza atıp diğer ülkeleri etkilemesidir. Kendine has iklimi, toplumsal hayatı ve davranışları mevcuttur. Matematikte dört işlem, güneş takvimi, papirüs kağıdının mucididirler. Çölde yaşadıkları için çok komşusu olmayan bir uygarlıktır. Ülkeyi ikiye bölen ve tüm tarım faaliyetleriyle ülkeyi doyuran Nil Nehri onlar için kutsaldır. Milattan önce 2000 ve 500’lü yıllar arasında Firavun denilen tanrı kral olarak tanımlanan sınırsız yetkili yöneticilerle yönetildiler. Halk, Firavun’a tam bir itaatle bağlıydı ve ona taparlardı. Bu büyük saygıları, mimari eserlerine de yansır. Görkemli şehirlerde, kral mezarları, Sfenx denilen çok amaçlı dini yapılar ve devasa heykeller yaptılar. İnsan hakları konusunda o dönemin şartlarında yorum yapmak güçtür. Çünkü kölelik ve zorunlu çalıştırma tarihte çok sık rastlanan bir olgudur. Mısır Piramitleri dediğimiz Giza Piramitleri yapılırken köleler mi yoksa paralı işçiler mi çalıştırıldı tam bilinmiyor ancak her bir taşı 1.5 ton olan 1 milyondan fazla taşı taşımak için ya o zamanda görülmemiş bir teknoloji buldular ya da zor şartlar altında arı gibi insan çalıştırdılar. Bunu bilemiyoruz şu an için.

Ayrıca kendi yazı sistemleri olan hiyeroglifi çok iyi kullandılar ve şehirlerindeki birçok yapıyı bu yazıların kullanıldığı hikayelerle donattılar.

2. Çin Uygarlığı

Gök Irmak ve Sarı Irmak arasındaki bereketli topraklarda tarih sahnesine çıktığı düşünülen Çin uygarlığını diğerlerinden ayıran en önemli özellik, yüzyıllardır halen ilk çıktıkları topraklar üzerinde yaşayan ve başka bir bölgeye göç etmeyen uygarlıktır. Genelde bulunduğu coğrafyanın kuzeyinde yaşayan Orta Asya Türkleri ile mücadele etmiştir. Bu savaşı kısmen kazanmış ve Türkleri batıya iterek göç hareketi başlatmalarına sebep olmuştur.

Uzak Doğu’da yer aldığı için ilk çağlarda Batıdaki insanlar burası hakkında çok efsane duymuş ama buraya seyahat edebilenler sadece seyyahlar ve tüccarlar olmuştur. Yerleşik hayata bağlılıkları, ilginç inanç, müzik ve kıyafet yorumları, çağının en özgün uygarlıklarından olmasını sağlamıştır. Günümüzde kullandığımız birçok icadın temelleri Çin uygarlığınca kazandırılmıştır. Mürekkep, barut, ağaç hamuru ipek, kağıt, pusula ve matbaa ilk akla gelenlerdir. Her uygarlığın yükselme ve yayılma dönemleri olduğu gibi herhalde Çin uygarlığının bunu gerçekleştirdiği zaman periyodu modern dünyanın şu 2000’li yıllarıdır.

3. Hint Uygarlığı

Hindistan, kast sistemi gibi toplum sınıfı görüşü ve ilginç inançları sebebiyle farkını ortaya koymuştur. Bol yağış alan coğrafyası çok zengin bir ticaret merkezi olmuş ve Batı’dan, Ortadoğu’dan tüccarları buraya çeken özgü kumaş ve baharatları ile tanınmıştır. Siyasi birliği çok geç tamamlanan bu uygarlık, zenginlikleri sebebiyle çok kez dış müdahalelerle sömürülmüştür. Ülkede hüküm süren birçok dini inanç ve başta Hinduizm felsefesi vardır. Hinduizm, semavi olmayan yani ilahi olmayan çok eski bir dindir. Ülkenin tamamına Hint desek de birçok etnik grup ile ayrışır. Pencapiler, Peştular, Beluciler vs.

Hint uygarlığı göz alıcı mimarisi ve renkli kıyafet kültürüyle dünyaya iz bırakmıştır. Sıfır rakamının Hintliler bulmuştur.

İlk çağlarda Hindistan hakkında efsaneleri yerinden görme şansı, Büyük İskender’e kısmet olmuştur. Makedonya kralı olan İskender, doğu seferine çıkmış ve Persler ile yaptığı savaşları kazanarak önce Anadolu, Suriye, Filistin, Mısır, Mezopotamya ve İran almış ve yoluna İran ve Hindistan güzergahında devam etmiştir. İran’dan sonra Hindistan’a giren Asya fatihi İskender, bu yepyeni keşfedilmemiş topraklarda daha önce hiçbir Batılının görmediği bir kültürle, coğrafyayla karşılaşmıştır. O dönemlerde Hindistan, tıpkı derebeylik sistemi gibi küçük kabileler halinde yaşayıp merkezi bir krallıktan mahrum olmuştur. İlaveten İskender, Hindistan’ın dünyanın son noktası olduğunu, sonra batıda bir denizle tekrar Makedonya’ya ulaşacağını sanmıştı.

4. Irak Uygarlığı

Uygarlığın başlangıcı olarak bilinen Mezopotamya bölgesinin bugün büyük bölümü Irak’tadır. Irak muazzam bir tarih ve kültür birikimini miras almıştır. Bu coğrafya birazdan anlatacağımız tıpkı Anadolu coğrafyası gibi onlarca devlete, krallığa ve imparatorluğa ev sahipliği yapmıştır. Yerleşik hayatın, iktidar mücadelesinin, entrikanın ve zengin topraklarda rekabetin simgesi olan bu topraklarda bugün halen çekişme ve savaşlar devam etmektedir.

Burası sırayla, Sümer, Elam, Babil, Asur, Kalde, Pers, Helen, Roma, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı ve Arap kültürlerinin tümünü barındırmaktadır. Yazı burada bulunmuştur. Dinler burada yaygınlaşmış, birçok günlük icat burada bulunmuştur. Yerleşik tarım buradan çıkmış ve dünyaya yayılmıştır. Mimari, mühendislik, matematik, bilim, astronomi bu topraklardan geçen medeniyetler tarafından bulunmuştur. Ama bugün bu kötü vaziyette olması dünya kültür mirası için acıdır. Irak devletinin ihmalkarca kaderine terk ettiği bu tarihi birikim ve yapıtlar, Batılı sömürgeci devletlerin eline geçmiştir.

Peki Irak’ın Irak yapan bunca gelmiş geçmiş devletlerden hangileri bu kültür mirasına en çok katkı sunmuştur dersek, şüphesiz insan hakları ve kanun hükümleri ile dünyada hukuk inkılabı yaratan kral Hammurabi’nin Babil’i, yazıyı bulup tarih başlatan Sümer, başta yıldızlara bakan ve evreni inceleyen astronomi ve bunun yanında matematik, geometri, fizik, felsefe gibi pozitif bilimlerle uğraşan bilim insanlarının yetiştiği İslam medeniyetidir.

5. İran Uygarlığı

İran, bulunduğu bölgede en fazla istilaya uğramasına rağmen özgün kültürünü koruyup ilaveten de çevresindeki uygarlıkları etkileyen bir uygarlık olmuştur. İlk çağlarda ateşe tapan Zerdüşt dinini benimseyen, Asya’nın en güçlü krallığı olan Pers imparatorluğunu kurmuşlardır. Birçok hanedan ismi bu krallıklarda kullanılmıştır. Mesela Ahameniş İmparatorluğu gibi. İran, daha sonra Hz. Muhammed’in kurduğu İslam devleti tarafından fetholunmuş ve İslamiyet yayılmıştır. 15. Yy’de da mezhep görüşleri değişip Sunnilik’ten Şia’ya geçiş yapmışlardır. Günümüze kadar halen dünyanın en büyük Şia nüfusunun olduğu devlettir. Şia mezhebini yayma açısından komşu İslam ülkeleriyle devamlı bir ideolojik ve askeri mücadele içerisine girişmektedir.

Dilleri, bugün dünyanın en yaygın ve çeşitli dil ailelerinden olan Hint Avrupa Dil Ailesinin kurucu ve temel dilleri arasındadır. Farsça’nın en önemli özelliği edebi bir kulak hoşluğu vardır. Bu yüzden Selçuklu, Gazneli, Osmanlı gibi devletlerde edebiyat dili Farsça’dır. Meşhur düşünür, yazar ve ilim adamı Mevlana Celaleddin Rumi de Farsça’yı kullanmıştır.

Özgün kültürel öğeleri arasında en önemlileri, İran halıları, renklerin tanzimli ve gösterişli kullanıldığı mimarisi ve safran gibi baharatlarıdır.

Coğrafyası çok dağlıktır ancak zengin bir tarım yapılacak ülkedir.

İran’ın en talihsiz gerçekliği, İslam fethinin gerçekleştiği 630’lu yıllardan 1920 yılına kadar ülkeyi ya Araplar ya da Türkler yönetmiştir.

6. İtalya

Bu ülke, Avrupa ülkelerinin atası konumundaki iki ülkeden biridir. Akdeniz’in ortasındaki önemli konumu, zeytin gibi belli başlı tarım ürünleri ve çok fazla deniz kıyısına sahip olan ve gelişmesine fırsat yaratmıştır. Milattan önce 753 yılında Romus ve Romulus efsanesine göre Roma şehri kurulmuştur. Daha sonra bu şehir devleti büyümüş ve dünyada önemli bir güç haline gelen Roma Cumhuriyeti olmuştur. Yunan medeniyetinden aldığı demokrasi ve askeri metotları uygulamışlardır. Halkın seçkinlerinin olduğu senato en önemli devlet kurumudur.

Roma Cumhuriyeti büyüyüp, Tunus, Kuzey Afrika, İspanya, Fransa, Balkanlar ve Britanya’yı fethetmesi ve oralara şehirler karakollar kurması, Avrupa devletlerinin ve kültürünün temelini atmıştır. O zamanlarda yani ilk çağlarda nüfusun az olduğu ve dış dünyanın madenleri işlediği yıllarda halen mağara çağı yaşadığı Avrupa bu sayede gelişmiştir.

Bu büyük sınırlara sahip devlet, çok fazla iç karışıklığa ve siyasi rekabet ortamına sahne olmuştur. Bu sayede siyaset bilimi ve bürokrasi dünyaya Roma’dan yani İtalya’dan yayılmıştır. Bunun haricinde Roma, düzenli ve zırhlı orduları, bugün bile okutulan detaylı hukuk sistemi, Pagan ve Hristiyan kültürü taşıyan mimarı yapılarıyla çok ünlüdür. Hatta çoğu kişi İtalya’ya bu eserler için ziyaret eder.
Roma, ilk başta Paganist yani putperestliği benimsese de Hristiyanlık yayılınca sert müdahale ile engellemeleri işe yaramamış ve Hristiyanlığı kabul etmiştir. Bugün Katolik Hristiyanlığın başı Vatikan, İtalya’dadır.

7. Yunan Uygarlığı

Yunanistan, tarihte ilk olarak şehir devletleri olarak kurulmuş ve konfederasyon ittifakıyla bağlı bir bütün olmuştur. Burası da İtalya gibi Akdeniz’de çok önemli bir yere sahiptir ve geliri de denizcilik, ticaret ve biraz da o bölgede yetişen zeytin ile sağlanmıştır.

Ege Denizi’ndeki binlerce adada ve Batı Anadolu’da bu denizci uygarlığın izleri vardır.

Kendilerine has kıyafetleri, mimari eserleri ve yazı alfabeleri vardır. Burası birçok pozitif bilim dalının öncüsü bilim insanının memleketidir. Tarih, felsefe, fizik ve demokrasi burada doğmuştur. Sözlü kültürün yaygın olduğu dönemlerde taşkın ve katılımcı demokrasi ortamı ilginç ve eşsizdir. Bir de parşömen denilen kağıt, hayvan derilerinin üzerine yazmalar da Yunanistan icadıdır.

Yunanistan, Avrupa’nın kurucusu olan iki ülkeden biridir. Yunan kültürü, Avrupa’nın kültürü olmuştur. Bu Avrupa’nın ataları özelliği günümüzde bile Avrupa’nın Yunanistan’ı koruyup kollamasına vesile olur.

Yunan medeniyetinin en önemli özelliği, mitolojisidir. Efsaneler, tanrılar ve hikayeler heykel sanatının gelişmesine yol açmış ve mitolojileri dünya çapında üne kavuşmuştur.

8. Türk Uygarlığı

Bugün Türk uygarlığının mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar yaşamış, o topraklarda hüküm sürmüş ve devletler kurmuş olan Türk milletinin varisidir. Bu uygarlığın en önemli ve kendine has yönü, çıktığı yerde sürmeyişidir. İlk çağlarda göçebeliği benimseyen ve bu nedenle fazla bir mimari ve yazılı eser bırakmayan Türk Uygarlığı, bir de devlete olan taparcasına sevgisidir. Tarihte ne olursa olsun devletsiz kalmamaya çalışmış ve bağımsızlıklarına düşkünlüğü ile nam salmışlardır.

Başta bahsettiğimiz gibi, göçebe yaşam ve doğduğu yerden çıkıp yayılmasıyla, hem kendi kültürünü gittiği yere taşımış, hem de başka kültürlerden çok fazla etkilenmişlerdir. Bu durum, kültürde homojenliği ortadan kaldırıp çeşitliliği arttırmıştır. Dil, kıyafet, dini görüş, sosyal rutinler çok fazla değişim göstermiştir. Buna dayanarak Türk uygarlığının durağan değil, sürekli değişen dinamik bir kültür olduğunu söyleyebiliriz.

Türk Uygarlığı, et muhafaza ve kurutmayı, yoğurtu, ayranı, kürk ve yün kıyafet dikimini, ceket, pantolon, şapkayı, halı sanayisini bulmuş ve geliştirmiştir.

Yunan ve İtalya uygarlıklarındaki demokrasinin bir benzeri de Türk Uygarlığındaki, Kurultay denen devlet başkanı, ileri gelenler, komutanlar, ilim adamları ve halktan oluşan meclislerdir.

Kadın hakları çok gelişmiş bir medeniyettir. Sanırsam, günümüz Türkiye’si bu Türk Uygarlığındaki geleneğe fazla sahip çıkamamıştır. Bunu gündem ve son yıllardaki kadın hakları endeksleri gayet net gösteriyor.

Kadın, Türk Uygarlığında erkekle eşittir. Doğumu ve dolayısıyla hayatı başlatmayı sembolize ettiği için kutsaldır da. Erkekle kadın aynı eğitimi alır, aynı yetiştirilir, neredeyse aynı kıyafeti giyer. Belki kadınların kıyafeti yaldız ve süslemeleri ile farklılık gösterir. Erkeklerle birlikte savaşa gider, orduya katılırdı.

Müzikleri, çalgıları, edebiyatı çok özgündür.

Bu medeniyette en önemli motiflerden biri at olmuştur. At, hem bir binek hem bir arkadaş gibidir. Atın üzerinde savaşılır, gezilir, yemek, yenir hatta uyunurmuş.

Türk Uygarlığında önceleri Şamanizm ve Gök Tanrı inancı varken sonra İslamiyet kabul edilmiş ve sosyal hayat tamamen farklılaşma ve şekillenme yoluna girmiştir. İslamiyet’in Türk Uygarlığına etkisi halen devam etmektedir. 

2 thoughts on “En Zengin Tarihe Sahip 8 Medeniyet

  1. Türklerde ilk, orta çağı, yunanlarda filozofları, çinde hanedanları atlamışsınız ama güzel bşr yazı olmuş.

    1. Merhaba. Türklerde aslında genel olarak ilk çağı anlatmıştım. Özgün kültür olarak İslamiyet öncesi Türk medeniyetini yani. Onun haricinde yorumunuz için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir