Politika Ve Strateji

ENFLASYON, FAİZ VE MERKEZ BANKASI

Her insan aşağı yukarı haberlerde, günlük hayatta, okulda bu kelimeleri duymuştur. Son yıllarda oldukça tartışılan ve ülke ekonomisinin gidişatını belirleyen enflasyon, faiz ve merkez bankası tam olarak nedir? Biz bu gelişmeleri nasıl yorumlayabiliriz? Günümüzde eline telefonu alan ekonomi hakkında atıp tutmaktadır, işte bu sebepten doğru ve yanlışı ayırmak enflasyon, faiz ve merkez bankasının görevleri hakkında bilgi sahibi olmak ekonomi hakkında konuşmak için bir zorunluluktur. Temel matematik bilginiz varsa daha kolay bir şekilde bu kavramları analiz edebilir ve yorumlayabilirsiniz. Ben de zaten Hacı Dedemin anlayacağı dilden bu kavramları anlatmaya çalışacağım. Şimdi yazımıza geçelim ve finansal okur yazarlık oranına da katkı sağlamış olalım.

Merkez Bankası

  1. Fiyat istikrarını sağlamak: Merkez bankasının bir numaralı görevi yani en temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Fiyat istikrarı nedir peki?

Fiyat istikrarı, ekonomik kararlarda dikkate almayı gerektirmeyecek ölçüde düşük bir enflasyon oranıdır.  Banka, bu amaç doğrultusunda uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı araçları doğrudan kendisi belirler, bir başka deyişle araç bağımsızlığına sahiptir. İşte günümüzde MB’nin bağımsızlığına ilişkin bir sürü yorum var ama bizim, herkesin bildiği MB’nin sadece araç bağımsızlığına sahip olduğudur. MB başkanı atanmayla gelir, MB’ye her dönem belirli hedefler verilir ve MB’ye bu hedefleri bu dönem tutturacaksın denir. MB, bu hedeflere nasıl ulaşacağı ile ilgili bağımsız bırakılmıştır.

2. Finansal istikrarı sağlamak: Finansal istikrar Merkez Bankası için destekleyici amaç özelliğine sahiptir. Bu kapsamda Banka, Türkiye’deki finansal sistemin istikrarı için para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici önlemleri almakla sorumludur. 

3. Döviz kuru rejimi: Ülkemizdeki döviz kuru rejimini Hükûmet ile birlikte belirlemek, biçimlendirmek ve uygulamak; Bankanın bir diğer görevidir. Bunun yanında, Türkiye’deki altın ve döviz rezervlerini saklamak ve ülke menfaatleri doğrultusunda yönetmekten sorumlu kurum, yine Merkez Bankasıdır. 

4. Banknot basma ve ihraç imtiyazı: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 87. maddesine göre para basma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) aittir. Ancak TBMM banknot basma ve ihraç yetkisini süresiz olarak Merkez Bankasına devretmiştir. 

5. Ödeme Sistemleri: Merkez Bankası; fonların ve menkul kıymetlerin güvenli ve hızlı bir şekilde aktarılması ve mutabakatının gerçekleştirilmesi için yeni sistemler kurmak, kurulmuş ve kurulacak sistemlerin kesintisiz işlemesini sağlamak, gözetimini gerçekleştirmek ve gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür. 

5 başlıkta MB’nin yapması gerekenleri ve görevlerini sıraladık. MB, bu görevleri yapabilmek için para politikasını kullanır. Her dönem de zaten PPK (Para Politikaları Kurulu) toplanır. Burada bilmemiz gereken en önemli nokta Para politikaları ile Maliye politikalarının ayrımıdır. Maliye politikasını Maliye Bakanlığı kullanır. Bu sebepten MB ve Maliye Bakanlığı iş birliği içinde olmalıdır. Şurayı çok iyi öğrenin Maliye Politikası, Merkez Bankası’nın görevleri içinde değildir.

Enflasyon

Hikaye dinlemeyi seven bir milletiz o sebepten hemen bir örnekle anlatalım bu enflasyonun ne olduğunu:

Türk Lirasının satın alabileceği mal yada hizmet, satın alma gücü açısından gözlemlenmektedir. Enflasyon yukarı yönlü ise paranın satın alma gücünde azalma olduğu ortaya çıkar. Enflasyon oranı yıllık %2 ise , bu sene 1 Liraya alınan hizmetin fiyatı 1 yıl içerisinde 1,02 Lira olur. Malların fiyatları enflasyona uğradıktan sonra aynı tutarda paraya aynı malı veya hizmeti alamazsınız. Yani elinizdeki para durunca değer kaybeder.

Öncelikle enflasyon doğal bir şeydir. Makul düzeyi gelişmiş ülkeler çapında %5’ten az olarak kabul edilmektedir. %10’u geçtiği vakit ise tehlikeli ve ekonomiyi olumsuz etkileyecek hale geliyor demektir. Daha üst oranlara ise hiperenflasyon deniyor ama biz ondan bahsetmeyeceğiz.

Enflasyon neden olur ?

Ekonomistler bir sürü teori ortaya atmışlardır ama günümüzde iki temel teori üzerine durulmaktadır:

  1. Teori: Satın alma gücünün fazla olduğu ve piyasadaki ürünlerin-malların ise az olduğu durumlarda ortaya çıkar. Yani talebin arzdan daha fazla olduğu durumlardır.
  2. Teori: Şirketlerin maliyetleri arttığında kar marjını korumak için fiyat arttırmak gerekir. Artan maliyetler ithalatın ücret,vergi,ya da öngörülemeyen maliyetler gibi durumlar içerebilir.

Enflasyonun sonuçları nelerdir?

Ortalama olarak herkes enflasyonun kötü olduğunu düşünüyor ama yüzde yüz bir oranda kötü bir durum değildir. Enflasyon farklı yöntemlerle ülkelerin ekonomisinde farklı etkiler yaratır. Aynı zamanda enflasyonun hedeflenen yada hedef dışı olup olmadığına da bağlıdır. Enflasyon oranı halkın refah seviyesinde (hedeflenen enflasyon) önemli bir değişikliğe yol açmıyor ise, bu enflasyon telafi edilebilir ve ülke içindeki maliyeti yüksek olmayacaktır. Örneğin; Bankalar faiz oranlarını değiştirebilir ve işçi ücretlerindeki teşvikli artışlar bu enflasyon oranını kompanse edebilir.

Hedeflenmeyen enflasyon olduğunda şu sorunlar ortaya çıkabilir ;

Borç verenler enflasyon oranlarını doğru tahmin edemez ise borçlular kazanır. Paranın bugün ki değeri ile gelecek değeri arasında bir azalma varsa ödünç alanlar için bu durum faizsiz kredi almaya benzeyecektir. 

Enflasyon oranlarındaki belirsizlik şirketler için daha az yatırım, tüketici için ise daha az harcama anlamına gelecektir.Buda uzun vadede ekonomiyi resesyona (küçülmeye) bile sürükleyebilir.

Ülkedeki her ürünün fiyatlarında anlık borsa fiyatları gibi değişiklikler olabilir. Üretici için de tüketici için de sıkıntılı durumlar ortaya çıkar. Enflasyon oranları diğer ülkelere göre daha yüksekse, yerli ürünlerin rekabet gücü düşecektir. Tüketiciler mal-hizmet fiyatların devamlı yukarı yönlü gitmesinden şikayet eder ancak çoğu zaman maaş-ücret artışı da eş zamanlı geldiği için bu mal hizmet fiyat artışını gözardı ederler. Burada asıl sorulması gereken soru maaş-ücret artışınız ile mal-hizmet fiyatlarındaki artışın aynı hızda olup olmadığıdır.

Faiz

Bizim burada anlatacağımız faiz herkesin haberlerde gördüğü Merkez Bankasının politika faizidir. Şimdi anlatacağım şeyi oldukça anlamını kaybettirmeden sadeleştirmeye çalıştım:

Politika faizi ise en basit tabirle Merkez Bankaları tarafından belirlenen, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranıdır. Merkez Bankaları bu faiz oranı üzerinden bankaların repo taleplerini karşılar. Bankalar ellerindeki tahvil ve bonoları teminat verip Merkez Bankalarından para alarak repo yaparlar. Böylece kendilerine fon oluşturmuş olurlar. En kaba tabirle “Faiz paranın fiyatıdır” diyebiliriz. (Politika faizi, yıl içinde genellikle aylık periyotlarda Para Politikası Kurulu toplantılarında açıklanır.)

Para piyasaları diğer piyasalardan farklı değildir. Merkez bankaları açısından da, para piyasalarında ya para miktarını ya da paranın fiyatı olan faiz oranını kontrol etmek mümkündür. Merkez bankaları para arzını değil de, faiz oranını kontrol etmek istediğinde, uygulanan politikaya faiz politikası denir.

Para politikası para arzı, kısa vadeli faiz oranları veya kurlar gibi enflasyon üzerinde belirleyici olan değişkenlerin kontrolüne dayanır.

Bu bağlamda bir ülkenin merkez bankasının politika faizini artırması yani paranın fiyatını artırması o ülkenin para biriminin diğer ülke para birimleri karşısında değerinin artması anlamına gelirken; politika faizini düşürmesi yani paranın fiyatını düşürmesi o ülkenin para biriminin diğer ülke para birimleri karşısında değerinin düşmesi anlamına gelir.

– Artist Derin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir