HAZAR BÖLGESİ ENERJİ REKABETİNDE RUSYA VE İRAN

Rusya’nın İzlediği Politika

Dünya Savaşı’na kadar Sovyet petrolleri ucuz ve taşınabiliyor olabilmesi açısından daha elverişli olarak gözükmekteydi. Sovyetler Birliğinin savaş sonrasında dağılması ile beraber Hazar Havzasında Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan’da katılmış oldu.[1] SSCB’nin dağılmasına kadar olan süreçte Hazar Bölgesinde İran ile egemen pozisyonda olan Rusya, SSBC dağıldıktan sonra bu egemenliği sürdürmeye devam etmek istemiştir.[2]

Hazar Havzasında bulunan en büyük etkenin petrol ve doğalgaz rezervlerinin barındırıyor olması politik anlaşmazlıklara itmiştir. Kıyı devletlerin bölgenin deniz mi yoksa göl mü tartışmalarının oluşması ve bu bağlamda belli bir statüye koyulması gözlenmekteydi bu tartışmayı körükleyen Rusya’nın aslında amacı o bölgeden çok uluslu şirketlerin çekilmesini istemesi ve bölgede başat güç olmayı temenni etmesi yatmaktadır.[3] 

2001 yılında İran ile Rusya’nın yayımladıkları bildiri ile, statü belirlenene kadar bölgede sadece kıyı devletlerin yararlanacağı bir ortak alan düşüncesi oluşturulmak istemiş ve ortak yönetim olması savunulmuştur.[4] Ancak bu yaklaşıma İran ve Rusya hariç hiçbir kıyı devlet olumlu bir şekilde yaklaşmamıştır.   Bu durumun ortaya çıkmasından dolayı Rusya kimi zaman düşünce ve kıyıdaş devletlere karşı saflarını değiştirmiştir.[5]

Rusya’nın enerji tekelinde üstün olmasından diğer ülkeler ve şirketler rahatsız olmakta bu sebeple enerji kaynaklarına alternatif bulmak ve kaynak arttırılmasını, desteklenmesine istemişler ve yeni projelerin oluşumunu sağlamaya çalışmışlardır. Rusya’nın bir enerji devleti olmak istemesi ile petrol şirketleri kurmaya çalıştığı gözlemlenmektedir. Bunu sağlamak amacı ile bölgeye bağımsız olan (ABD ve AB) şirketlerinin egemen olmasını engellemek istemektedir. Rusya – Türkiye arasındaki gerginlik ise diğer bölgelere sağlanacak enerji dağıtımında güzergahın belirlenmesi konusudur Rusya’nın son zamanlara Hazar Kaynakları sevkinde Türkiye’den daha faal politika yürütmektedir.  Mart 2000 yılından bu yana Başkan Putin’in Hazar Kaynaklarında köprü rolü oynamak istemesi bu duruma uygun politikalar izlemesi, boru hatlarını Rusya topraklarından geçecek şekilde inşa edilmesi, kapasitelerin arttırılması bazında çaba göstermektedir. [6]

Rusya’nın Doğu-Batı Enerji koridorunun önemli boru hatları olan Bakü-Ceyhan Petrol ve Trans-Hazar Doğalgaz Hattı’nın oluşumundaki güzergahları engellemek ve bu boru hatlarının kendinden geçip enerjinin dağıtılmasında yönelik projeler tanımlamak istemektedir. 2002 yılında başlayan Mavi Akım Projesi, Rusya’nın Bakü-Ceyhan Hattı konusunda itirazlarının hafifletilmesi amaçlanmaktadır. Bu boru hattı Rusya’dan başlayıp Karadeniz’in altından Samsun Limanına ve Ankara’ya ulaşacak bir boru hattıdır. Türkiye-Rusya ile ilişkilerinde başta bu durumun çekinceli bakılmasına rağmen 2001 yılında boru hattının bir bölümü bitmiştir.[7]

Rusya’nın bir diğer önemli konusu ise bölge istikrar sorunlardır; Kafkasya da ki sorunlar, Rusya Federasyonu’na dahil olan Kuzey Kafkasya bölgesel çatışmalarla sürekli dünya gündemine gelmektedir.[8] Çeçenistan’ın konumu Doğu Kafkasya ile Batı Kafkasya arasında stratejik bir önem taşımaktadır. Rusya için Çeçenistan bölgesinin özellikle önemli olmasının sebebi doğalgaz ve petrol hatlarının geçiyor olmasıdır.

Dağıstan’da doğalgaz enerjisi açısından önem arz eden bir diğer bölgedir. Bu bölgede Rusya tarafından ayakta tutulmaktadır. Hazar’a kıyısının olması bölgeyi stratejik açıdan önemli kılmaktadır. [9]

Dağlık Karabağ sorunu günümüze kadar devam etmiş bir sorundur. Hazar Bölgesinde petrol naklini etkileyen bir konumdadır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Güney Kafkasya Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır. Bu süreçte Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın da dâhil olduğu Azerbaycan topraklarının yüzde yirmisine tekabül eden bölgeyi işgal etmiştir. Bu bölgede Rusya’nın arabuluculuğu ile ateşkes imzalansa da bölgede savaş rüzgarları hala esmektedir.  [10]

Abhazya-Gürcü sorunu Kuzey Osetya ve Güney Osetya bağımsızlık çatışması yaşamaktadır. SSCB’nin dağılmasına yakın çıkan bu çatışma Rusya için önemlidir. Hazar Havzası kaynaklarında üstünlüğünü kaybetmekten korkan Rusya Gürcistan’la olan bu anlaşmayı desteklemektedir. Gürcistan’ın güvenini sağlayamadan batı için çekici olmayacağı kanısındadır.[11]

İran’ın İzlediği Politika

Dönemin yöneticileri (ABD, İngiltere, Sovyetler Birliği) Hazar Denizi sahasında İran topraklarının varlığından dolayı bölgede politika geliştirme fırsatı bulamadı. ABD, İngiltere ve Sovyet güçleri enerji kaynaklarından biri olan petrolden yararlanmak için İran toprakları içerisinde ki etnik kökenli gurupları desteklemeyi ve bu toprakları işgal etmeyi denediler bu sebeple İran’da Tude (kitle) partisi 1941 yılında Sovyetlerin desteği ile kuruldu. Partinin güç kazanması ile İran’da kominizim hareketlerin canlanmasında Sovyetler Birliğinin kuzeyde yer alması ve propagandaların etkisi önemlidir. İran hükümetine baskıları devam eden Sovyetler Birliğinin II. Dünya Savaşı sona erdiğinde bile topraklardan çıkmamasının sebebinde kuzey İran petrollerini elde etme düşüncesi yatıyordu.[12]

II. Dünya Savaşı sırasında İran’ın mülkiyetinde yaşadığı sorunlar nedeni ile Hazar Denizi çevresine hâkim olamadı. Önemli gelişmeler olmasa da Soğuk Savaş döneminde Hazar denizi sahası ve enerji kaynakları için bazı adımlar attı. Sovyetler Birliği ile yapılan anlaşmalarda Sovyetler Birliği ile İran’ın eşit imkanlara sahip olmalarına rağmen İran’ın Hazar Bölgesinde balıkçılık ve denizcilik faaliyetleri İslam İnkılabına kadar sınırlı kaldı. Bu açıdan siyasi etkilerin yanı sıra İran’ın teknik yönden yetersizlikleri de sebep oldu. İran’ın İslam inkılabından sonra Hazar Bölgesine verdiği önem artmaya başladı.

1980’li yıllarda Hazarda bir denizcilik şirketinin yanı sıra bir petrol platformu kurularak denizin İran sahillerin de 1980-1992 tarihleri arasında üç kuyu arasında İran’ın denizi kaynaklarından yararlanmak konusuna olan ilgisin artmasının göstergesidir. 2008 yıllarında İran dünyanın dördüncü petrol ihracatçısı konumunda olmuş ve kırk civarında petrol üretim sahası vardır. Bununla beraber İran’ın Rusya’dan sonra ikinci petrol rezervlerine sahip olasına rağmen Hazar Havzasında projeler de yer almak açısından çaba sarf etmektedir. Konumu itibari ile Hazar Denizi ile Basra Körfezi arasında yer alması sahip olduğu fırsatı Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte imkanlardan yeterince yararlanamamıştır. Buna sebebiyet veren İran içerisinde ki siyasi faktörlerle birlikte bölgede ki ABD yaptırımları da etkili olmuştur.[13]

Hazar Bölgesine kıyıları olan ülkelerle anlaşma içerisine giren İran, enerjinin taşınması için nakil hatlarına odaklanmıştır. Basra Körfezinde ki kaynakları anlaşma yaptığı ülkeler ile değiş-tokuş yapabilmesi için boru hatlarına ihtiyacı bulunmaktadır. Türkiye, Çin ve Rusya’nın önderliğin de boru hatları için bulundukları önemli girişimler ve bölgede ki ülkelerin maddi desteğe sahip olmadan enerji kaynaklarını işleye bilecek şartların bulunmaması Hazar Bölgesine ABD ve AB’ye bağımlı hala getirmektedir. Bu sebeple Nabucco Projesinin faaliyete geçmesi İran açısından önemli olmaktadır.[14]

Son 20 yılda ki yaşanan gelişmeler doğrultusunda hem İran’ın jeopolitik konumunu gerektiği gibi kullanamaması hem de Afganistan’ın istikrara kavuşması Türkistan’da ki ülkeler ile Kafkasya’nın ekonomik ve siyasi bakımından istekli yapıda olması, küresel güç olan ABD’nin İran’a uyguladığı baskısından geri adım atmamasına ve İran’ın enerji kaynaklarının nakli için ekonomik ve teknik şartlarını yeterli seviyede olması gerekmektedir. Bu imkanların sağlana bilmesine kadar süreçte son iki asırda yaşadığı gibi Hazar Deniz kaynaklarından yeteri kadar faydalanamayacaktır. [15]

Anlaşma uyarınca en az paya sahip İran’ın Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 12 Ağustos 2018 günü anlaşmanın “önemli bir belge” olduğunu söyledi ama Hazar Denizi ile ilgili fikir ayrılıklarına tamamen nokta koymadığını belirtti. Ruhani, Hazara kıyısı olmayan ülkelerin askeri birliklerini bölgeye koşullandıramayacak olmasını da memnuniyetle karşıladığını söyledi. Ruhani “hazar denizi yalnızca hazar devletlerine aittir.” dedi.[16]

Eda Yılmaz yazdı…


Kaynaklar

[1] Yüce, “… Enerji Mücadelesi ve Türkiye, Enerji Stratejileri”, http://turksam.org/, s.48. (Erişim Tarihi: 27.01.2019).

[2] Aidarbek Amirbek, “Soğuk Savaş Sonrası Hazar’ın Statüsü ve Sınırlandırılma Sorunu”, http://www.karamdergisi.com/?aspxerrorpath=/DergiTamDetay.aspx, (Erişim Tarihi: 27.01.2019).

[3] Zbigniew Brzezinkski, “Tercih: Küresel Hakimiyet Mi Küresel Liderlik Mi?”, İnkılap Yayınevi, 2005, S. 135.

[4] Deniz Taşkın, “Enerji Açısından Siyasallaşan Mekân, Hazar”, Türk Coğrafya Dergisi, İstanbul, Sayı 62, S. 29‐37.

[5] Gamze Kolivar, “Rusya’nın Hazar Denizi Politikası”, https://kafkassam.com/rusyanin-hazar-denizi-politikasi.html, (Erişim Tarihi: 11.03.2019).

[6] Abbas Karaağaçlı, “Orta Doğu’dan Orta Asya’ya Farklı Bir Bakış”, Yeni Yüzyıl Yayınları, İstanbul, 2003 S. 298-299.

[7] Detaylı bilgi için bakınız: https://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Dogal-Gaz-Boru-Hatlari-ve-Projeleri

[8] Oktay Tanrısever, “Moskova’nın Çeçenistan Çıkmazı ve Çıkış Arayışları”, Avrasya Dosyası, Asam Yayınları, Ankara, Cilt 6, Sayı 4, S. 180-201.

[9] Hakan Kantarcı, “Kıskaçtaki Bölge Kafkasya”, İstanbul, Iq Kültür Sanat Yayıncılık, 2006.

[10] Arzu Gündüzhev, “Rusya Federasyonu’nun Kafkasya Politikaları ve Bölge Enerji Güvenliği”, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, 2013, s.

[11]Okan Mert, “Türkiye’nin Kafkasya Politikası ve Gürcistan”, İstanbul, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 2004, s.

[12]Muhammed Rıza Celili, “Transkafkasya ve Orta Asya’daki Gelişmeler Karşısında İran”, Unutkan Tarih, (Ed.) Semih Vaner, Metis Yayınları, İstanbul 1997, s.239-246.

[13] Mustafa Gökçe, “Sovyet Sonrası Dönemde Hazar Çevresinde Yaşanan Rekabet”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi (The Journal Of International Social Research), Vol. 1, Is. 3, s.193-202.

[14]Detaylı bilgi için bakınız: https://tasam.org/tr-TR/Icerik/1105/nabucco_projesinde_donum_noktasi (Erişim Tarihi: 15.04.2019).

[15] Nasib Nasibli, “İran’s Caspian Policy”, http://www.cacianalyts.org/, (Erişim Tarihi: 02.04.2019).

[16]Hazar Denizi’ne hukuki statü: Rusya, İran, Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan 20 yıl sonra anlaştı.”, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45161710, (Erişim Tarihi:12.02.2019).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir