Politika Ve Strateji

TÜRKİYE HANGİ ULUSLARARASI ÖRGÜTLERE DAHİL

Öncelikle Uluslararası örgüt nedir ?

Uluslararası örgüt, uluslararası düzeyde faaliyet gösteren, devletler tarafından kurulmuş olan veya sivil toplum örgütleri tarafından oluşturulmuş örgütlere verilen addır. İki tip uluslararası örgüt vardır:

  • Devletlerarası örgütler
  • Sivil toplum kuruluşları

Burada Türkiye’nin dahil olduğu devletlerarası örgütleri inceleyeceğiz. Devletlerarası örgütler  devletlerin çeşitli amaçlarla bir araya gelmesiyle oluşur. Fakat böyle bir oluşum için çeşitli şartlar vardır. Ekonomik, toplumsal ve siyasal çıkar benzerliklerinin bulunması gerekir.

Gerek jeopolitik konum gerekse tarihimizden aldığımız miras Türkiye’nin uluslararası örgütler için aranan üye olmasını sağlamaktadır.

 

ÜYESİ OLDUĞUMUZ ULUSLARARASI ÖRGÜTLER

1-NATO

Kuzey Amerika ve Avrupa’daki 30 üyeden oluşan bu örgütün kuruluşundaki temel neden Sovyetlerin yayılmacı politikasıdır. SSCB karşısında ayrı ayrı savunmasız olan bu devletler birleşmek zorunda kalmışlardır. İlk NATO Genel Sekreteri Lord Ismay, 1949’da yaptığı bir açıklamada örgütün amacının “Rusları dışarıda, Amerikalıları içeride ve Almanları aşağıda tutmak” olduğunu belirtmiştir. Örgütün kurulmasının sonucu olarak ” ATLANTİKÇİLİK” denilen düşünce tarzının ortaya çıkmıştır. Örgütteki  tutum herhangi bir üyeye karşı yapılan bir silahlı saldırıyı tüm üyelere yapılmış sayacakları yönündedir.  Antlaşmanın 5.maddesi olan bu görüş ilk kez  2001’deki 11 Eylül saldırılarından sonra uygulanmıştır.

Şimdi bu genel bilgiler ışığında ülkemizin NATO’ya nasıl dahil olduğunu inceleyelim. SSCB’nin Sovyetler Birliği-Türkiye Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşmasını fesh etmesinin ardından Türkiye’den bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne aykırı istekleri olmuştur. Boğazların Türkiye ile birlikte savunulması, bunu sağlamak için de Sovyetlere Boğazlarda deniz ve kara üsleri verilmesi, Montreux Sözleşmesi’nin değiştirilmesi, Kars ve Ardahan’ın Sovyetler Birliği’ne iade edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Kabul edilmesi mümkün olmayan bu isteklerin Türk hükümeti tarafından reddedilmesi üzerine, Sovyetler Birliği, 1945 yılı Haziran ortalarından itibaren Türkiye üzerinde siyasi baskı yapmaya başlamıştır.Bunun üzerine Türkiye  İngiltere ve ABD’nin desteğini almak amacıyla çalışmalara başlamıştır. NATO’nun kuruluş aşamasında başvuran ancak sonuç alamayan Türkiye yeni iktidarı Demokrat Partiyle birlikte Batıya daha yakın ekonomik politikalar geliştirmiş ve Türkiye’yi NATO’ya sokmayı vazgeçilemez bir durum olarak görmüştür. Bu sırada patlak veren Kore Savaşı’nı fırsat bilen dönem hükümeti TBMM’nin onayını almadan 4500 kişilik bir birliği Kore’ye göndermiştir. Hala tartışmalara sebep olan bu durum ABD’nin Türkiye’nin NATO’ya alınması konusundaki düşüncesini değiştirmede başarılı olmuştur. George F. Kennan’ın çevreleme politikasının da etkisiyle NATO Bakanlar Konseyi 15-20 Eylül 1951 tarihinde Türkiye’nin üyeliğne oy birliğiyle karar vermiştir. Ardından TBMM’de 18 Şubat 1952’de Kuzey Atlantik Antlaşması’nı tasdik etmiş böylece Türkiye NATO’ya resmen üye olmuştur.

 

2- BİRLEŞMİŞ MİLLETLER

Türkiye’nin kurucu üyelerinden olduğu  Birleşmiş Milletler kendini “adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş küresel bir kuruluş” olarak tanımlamaktadır. 24 Ekim 1945’te kurulan bu örgüt dünya barışını ve güvenliği sağlamak amacındadır. 1. Dünya Savaşı ile farkedilen mordern teknolojilerin savaş alanına taşınması ile oluşan büyük yıkımlar ve savaşların cephe gerisinde yaptığı büyük etkiler 2. Dünya Savaşı’nda kendini açıkca belli etmiştir. Bu durum devletler arasında  ortaya çıkan sorunları diplomasi ile çözmeyi amaçlayan böyle bir örgüte sıcak bakılmasını sağlamıştır.

3-G-20

Group of 20 ‘nin kısaltılmışı olan G-20 Dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan 19 ülkeden ve Avrupa Birliği Komisyonundan oluşur. G20 ülkelerini Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye ve Avrupa Birliği Komisyonu oluşturuyor. Başlangıçta uluslararası ticaret ve iş birliği alanında çalışmalar yapılıyorken daha sonraları çalışma alanları genişleyerek enerji, terör, organize suç, bölgesel güvenlik vb. konular da dahil edilmiştir.

4- EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

Başta Türkiye , İran ve Pakistan tarafından 1985’te kurulan örgüte SSCB’nin dağılmasıyla birlikte Orta Asya Türk devletleri de dahil olmuştur. 10 asıl üye bir gözlemci üyeden oluşmaktadır. Üyeler : Afganistan, Azerbaycan, İran, Türkiye,Kazakistan, Kırgızıstan, Özbekistan , Pakistan,Tacikistan ve Türkmenistan’dır gözlemc üye olarak da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bulunmaktadır.

EİT’nin temel amaçları şunlardır:

– Üye ülkelerin sürdürülebilir kalkınmasının sağlanması,

– Aşamalı olarak üye ülkeler arasındaki ticaret bariyerlerinin kaldırılması,

– Üye ülkelerin dünya ticaretin geliştirilmesindeki rolünün artırılması,

– Üye ülke ekonomilerinin dünya ekonomisi ile aşamalı olarak entegrasyonun artırılması,

– Üye ülkeler arasında ve diğer ülkelerle üye ülkeler arasında taşımacılığın ve iletişimin geliştirilmesi,

– İktisadi liberalleşme sağlanması ve özelleştirmeye gidilmesi,

– Üye ülkelerin temel  kaynaklarının kullanımının sağlanması,

– Üye ülkelerin sanayi ve tarım imkanlarının etkin kullanımının sağlanması,

– Uyuşturucu ilaç kullanımının önüne geçilmesi, – Ekoloji ve çevrenin korunması,

– Tarihi ve kültürel bağların güçlendirilmesi,

– Bölgesel ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapılması.

 

5-KARADENİZ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

Kurucu Üyeler Gözlemci  Üyeler
 Türkiye Almanya
Azerbaycan ABD
Bulgaristan Avusturya
Gürcistan Beyaz Rusya
Ukrayna Çek Cumhuriyeti
Romanya Fransa
Moldova Hırvatistan
Rusya İsrail
Ermenistan İtalya
Yunanistan Polonya
Slovakya
Tunus

Bu birliğin temel düşüncesi yatırımını savunma sanayii ve uzay teknolojisine yapmış olan SSCB’nin insanların temel ihtiyaçlarına yönelik tüketim ürünlerine olan yatırımları ihmal etmesine karşılık Türkiye’de bu ürünlerin arz yeteneğinin bulunmasıdır. Gelişmekte olan Türkiye’nin SSCB’nin enerji kaynakları ve savunma sanayiideki tecrübesine SSCB’nin ise gida ve tüketim mallarına olan ihtiyacı bölge içinde paralel çıkarları oluşturmuştur. Buna karşılık SSCB’nin içerisinde bulunan Türk Cumhuriyetlerinin de ilişkilerin geliştirilmesinde katkısı  olmuştur.

KEİ ile ilgili ilk toplantı Türkiye’nin girişimi ile 19 Aralık 1990’da Ankara’da yapılmıştır. Türkiye, eski Sovyetler Birliği, Romanya ve Bulgaristan’ın resmi delegelerinin yanı sıra, eski Sovyetler Birliği Heyeti içinde; Azerbaycan, Gürcistan, Moldova ve Ermenistan Cumhuriyetleri’nin Dışişleri Bakan Yardımcıları yer almıştır. Toplantıda taraflar, Türkiye tarafından hazırlanan ve önerilen iş birliğinin temel prensiplerini kapsayan taslak üzerinde çalışmışlar, sonuç bildirgesinde “Karadeniz Ekonomik İşbirliği” nin kurulmasında anlaşmaya vardıklarını resmen açıklamışlardır. 12-13 Mart 1991 tarihlerinde Bükreş’te, 23-24 Nisan 1991 tarihlerinde Sofya’da uzman düzeyinde toplantılar yapılmıştır. Bu toplantılarda KEİ’nin amaçları ve prensipleri üzerinde ortak bir anlaşmaya varılmıştır. 11-12 Temmuz 1991 tarihlerinde yapılan toplantıda, KEİ Anlaşması metni üzerindeki çalışmalar sonuçlandırılarak, imzaya hazır hale getirilmiştir. Moskova toplantısında taraflar, KEİ Anlaşması’nın yakın bir gelecekte Türkiye’de yapılacak bir toplantıda imzalanması konusunda anlaşmaya varmışlardır.

6- D-8

Necmettin ERBAKAN önderliğinde bir araya gelen 8 ülkeden oluşan bu organizasyon 1 milyarı geçen nufüsü ve geniş pazarıyla bölgesinde önemli bir konumdadır. 22 Ekim 1996 tarihindeki “Kalkınmada İşbirliği Konferansı”nı izleyen bir dizi hazırlık toplantılarından sonra 15 Haziran 1997 yılında İstanbul’da yapılan Devlet ve Hükûmet başkanları zirvesinde D-8’in kuruluşu resmen ilan edilmiştir. D-8 kapsamında her ülke farklı bir sektörel alanda işbirliği yürütmektedir.

D-8’lerin bayrağında yer alan altı yıldız temel ilkelerini sembolize etmektedir. D-8’lerin bayrağında altı temel ilkeyi sembolize eden altı yıldızın anlamları şunlardır.

  1. Savaş değil, barış,
  2. Çatışma değil, diyalog,
  3. Çifte standart değil, adalet,
  4. Üstünlük değil, eşitlik[3]
  5. Sömürü değil, âdil düzen,
  6. Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi.

 

Üye Ülke Sektör
Türkiye Sanayi, Sağlık ve Çevre
Bangladeş Kırsal Kalkınma
Endonezya Yoksullukla Mücadele ve İnsan Kaynakları
İran Bilim ve Teknoloji
Mısır Ticaret
Nijerya Enerji
Pakistan Tarım ve Balıkçılık

 

 

7- İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

Müslümanların üçüncü mukaddes mabedi olan ve İsrail’in işgali altındaki Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’nın, 21 Ağustos 1969 tarihinde Avustralyalı radikal bir Yahudi tarafından kundaklanması sonrasında İslam dünyasında uyanan tepkiler üzerine, 22–25 Eylül 1969 tarihlerinde Rabat’ta ilk kez düzenlenen İslam Zirve Konferansı’nda alınan bir kararla kurulmuştur. 57 üyesi bulunan teşkilatta Suriyenin üyeliği 2012’de askıya alınmıştır.

8- AVRUPA KONSEYİ

Avrupa’da demokrasi insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla 1949’da kurulan hükümetler arası bir kuruluştur. 5 Mayıs 1949’da 10 ülke – Belçika, Birleşik Krallık Danimarka, Fransa, Hollanda, İrlanda, İsveç, İtalya, Lüksemburg, ve Norveç – merkezi Strazburg olmak üzere Avrupa Konseyi’ni kuran antlaşmayı imzalamıştır. Şu an Avrupa Konseyi’nde 47 üye ülke bulunmaktadır. Türkiye, anlaşmayı 1949 yılında imzalamıştır. Konsey’in çalışma alanları insan hakları, medya, hukukî iş birliği, sosyal dayanışma, sağlık, eğitim, kültür, spor, gençlik, yerel demokrasiler, sınırötesi iş birliği çevre ve bölgesel plânlamadır. Türkiye, Yunanistan ile birlikte Avrupa Konseyi kurulduktan sonra konseye ilk giren üyeler oldukları için “kurucu üye” statüsündedirler.

 

9-OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü)

İkinci Dünya Savaşı sonrası hem ekonomik hem toplumsal yıkıntıya uğrayan Avrupa’nın kendini toparlaması amacıyla Marshall Planı’na yardımcı olmak için kurulan OEEC’in fonksiyonları söz konusu devletlerin kendini toparlamasıyla bitmiştir. Yeni gelişmeler çerçevesinde yeni bir kuruma ihtiyaç duyan Avrupa 30 Eylül 1961 Paris Antlaşması ile OECD’yi kurmuştur.

Örgütün tüzüğe bağlanmış amaçları şunlardır:

  • Finansal istikrarın eşzamanlı olarak korunduğu üye ülkelerde ve hem de özellikle gelişmekte olan ülkelerde halkın yaşam standartının iyileştirilmesi, sürekli ve dengeli ekonomik gelişim sağlayan politikaya destek ve yardım, işsizliğin ortadan kaldırılması;
  • Ekonomik genişleme politikasının uyandırılması ve sosyo-ekonomik eşgüdümlü gelişmenin desteklenmesi;
  • Uluslararası yükümlülüklere uygun olarak çok taraflı ve ülkeler arasında ayrım gözetmeyen dünya ticaretinin geliştirilmesine destek verilmesi.
  • OECD’ye üye veya bu örgüte üyelik talebinde bulunan ülkeler, sosyo-politik ve ekonomik yaşamda, aşağıda belirtilen üç ilkeyi vazgeçilmez değerler olarak benimsemişlerdir:
  • Demokrasi;
  • İnsan haklarına ve yurttaş özgürlüğüne bağlılık

Kaynakça :

2 thoughts on “TÜRKİYE HANGİ ULUSLARARASI ÖRGÜTLERE DAHİL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir