Politika Ve Strateji

İç Savaş Öncesi Türkiye-Suriye İlişkileri

Anadolu ve Mezopotamya tarih boyu yaşamın olduğu nadir coğrafyalardandır. Bunun temel nedeni coğrafyada bulunan su kaynakları ve iklim yumuşaklığııdr. Bu özellikler aynı zamanda bölgeyi bir cazibe merkezi haline getirmiş ve bölgede kurulan devletlerin saldırı odağı olmasına neden olmuştur. Bu yazımızda bölgenin son sahiplerinden olan Türkiye ve Suriye ilişkilerini ele alacağız.

 

Türkiye’de “ Araplar bizi arkadan vurdu.” , Suriye’de “ Türkler bizi yıllar boyu sömürdü” gibi görüşler olsa da Türklerin Arapları sömürmediği , İngiliz altını ve silahlarıyla Osmanlıyı arkadan vuran Şerif Hüseyin’in Arapların çoğunluğundan destek görmediği tarihi bir gerçektir. Savaştan sonra işgale uğrayan Suriye’de güçlü bir antiemperyalist hareket başlamış ve Anadolu’daki Milli Kurtuluş Hareketi ile birleşmek yönünde isteklerini iletmişlerdir. Bu yöndeki taleplere Mustafa Kemal  Suriye ve Anadolu’nun kurtuluş hareketlerini ayrı olarak gerçekleştirip bağımsızlıklarını kazandıktan sonra federasyon yahut konfedarasyon şeklinde birleşmenin konuşulabileceği cevabını vermiştir.( Doğu PERİNÇEK “Atatürk’ün Suriye ve Irak ile konfederasyon girisimi” , Teori, sayı 245 )

 

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Suriye’nin bağımsızlığını kazanması böyle bir birliğin kurulmasını tekrar akıllara getirdi fakat SSCB tehdidine karşı NATO’ya  katılması ve Lübnan krizinde İncirlik üssünü ABD’ye açması vb. sebeplerle bu fikir yeniden rafa kaldırıldı. Bu gelişmelerden sonra Suriye’nin PKK’ya verdiği destek , su sorunları ve Hatay meselesi çerçevesinde iki ülke ilişkileri 1998’e kadar hep sorunlu olmuştur. Bu sorunları birer başlık halinde inceleyelim.

 

HATAY SORUNU

Misak-ı Milli sınırları içerisinde olan Hatay savaş sırasında bir taviz olarak Fransız mandasındaki Suriye’ye verilmiş ve daha sonra doğru ve yerinde yapılan diplomatik hamleler ile kurşun dahi atılmadan geri kazanılmıştır.  1970’ten sonra yönetime gelen BAAS partisinin ” Büyük Suriye İdeali” kapsamında Hatay’ın da olması bu sorunu hala sürdürmektedir.

HATAY NASIL GERİ KAZANILDI ?

Atatürk’ün şahsi meselem demesi ve gerekirse görevimden çekilip bir fert olarak Hatay’a geçip Hatay için mücadele edeceğim demesi onun bu konuda olan kararlılığımı bize göstermektedir.  Suriye’nin bağımsızlığını kazanmasından sonra Hatay’da özerk bir idareye sahip olmuştur.Türkiye daha sonra Avrupa’nın içinde bulunduğu durumdan yararlanarak Hatay’a da bağımsızlık verilmesini ve Suriye’den ayrı bir devlet olmasını istemiştir.Milletler Cemiyeti de buna destek vermiştir.2 Eylül 1938’de Hatay Devleti kurulmuştur.Hatay’da yapılan seçimler sonucunda Türkler büyük bir zafer kazanmıştır ve aday olarak gösterilen 22 Türk’te meclise girmiştir. Ardından Avrupa’da savaş çanları çalmaya başlayınca İngiltere kendine ittifak kuracak devlet arayışına girmiştir. Bunlardan biri şüphesiz Türkiye Devleti’dir. Fransa’yı da yanına alarak güçlü bir ittifak kurmak istemiştir. Türkiye buna karşılık Hatay’ı istemiştir. Fransa içinde bulunduğu durumu göz önüne alarak Türk devletinin buisteğini kabul etmiştir. Bu haber Hatay’da büyük bir sevinçle karşılanmıştır

SU SORUNU

Su meselesi ilk olarak 1960’larda gündeme gelmiştir. Her iki ülkenin de aynı dönemde sulama ve enerji odaklı projelere başlaması iki ülkeyi karşı karşıya getirmiştir. Suriye’de 4 önemli su kaynağının 3 tanesi Türkiye’den geçmektedir : Asi Nehri , Fırat Nehri ve Dicle Nehri. Suriye’nin Türkiye ile bağlantısı olmayan tek su kaynağı olan Golan Tepelerini kaybetmesiyle Türkiye’den gelen sular daha da önem kazanmıştır. Türkiye Fırat ve Dicle üzerine yaptığı barajlar ve başlattığı GAP projesiyle birlikte Suriye ile su sorunları doruğa ulaşmıştır.

TÜRKİYE’DEN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Suriye ve Irak’ın sınıraşan nehirlerinin suyunu kullanımı konusundakitepkilerine karşı Türkiye, Fırat ve Dicle nehirlerinin sularının kullanımı konusundasuların akılcı ve etkin bir şekilde üç ülke arasında tahsisinin sağlanmasına ilişkin 1984yılında bir plan geliştirmiştir. Türkiye bu amaçla Suriye ve Irak’a, kamuoyunda kısaca üç aşamalı plan olarak bilinen “Fırat-Dicle Havzası Sınıraşan Sularının Hakça,Akılcı ve Optimum Kullanımı için Üç Aşamalı Plan”ı sunmuştur. Söz konusu planla,Fırat-Dicle havzasının tümü için olmak üzere, su ve toprak kaynakları için veriler toplanıp bu kaynakların değerlendirilmesinin yapılması, havzadaki tüm kullanımlariçin en yüksek faydayı sağlayacak tahsislerin sağlanması öngörülmüştür. Ancak Suriye ve Irak bu tür bir çözümü reddetmişlerdir ( http://www.orsam.org.tr/tr/SuKaynaklari/ MerakEdilenler. aspx? SoruID=6.

 

Asi nehri Resul-ayn ve Al-labwah adlı iki akarsuyun birleşmesiyle oluşur. Bölgedeki diğer akarsuların aksi yönde aktığı için bu adı almıştır. Nehir suyunun tamamı yapılan projelerle kullanılmaktadır. Suriye’nin fazla kullanımı nedeniyle yaz aylarında Hataylı çiftçiler sıkıntı çekmekte ve Asi nehri üzerindeki sorun buradan kaynaklanmaktadır. Suriye Asi Nehri üzerinde herhangi bir müzakereye dahi girmemiştir çünkü müzakerede bulunması durumunda Hatay’ın Türkiye’nin ili olduğunu kabullenmiş sayılacaktır.

 

PKK SORUNU

Diğer sorunlar ile birlikte Suriye Türkiye’ye karşı 1980 ve 90’lı yıllarda PKK’yı desteklemiştir. Örgütün ülke içinde kamp kurmasına , eğitim almasına ,para silah vb. Gibi yardımlarda bulunmuştur. Ayrıca 1999 yılına kadar örgüt lideri öcalan Suriye’de ikamet etmiştir.r. 1998 yılında Türkiye ve Suriye arasında imzalanan Adana Mutabakatıyla, iki ülke arasında var olan güven sorunu temelli ilişkiler iyileşme sürecine girmiştir . PKK lideri Öcalan’ın bir yıl sonra 9Ekim 1999 tarihinde Suriye’yi terk etmesi, gerçek anlamda, Türkiye-Suriyeilişkilerinin normalleşerek gelişmesi bağlamında önemli bir kırılma noktasını oluşturur.

 

1998-2011 YUMUŞAMA DÖNEMİ

 

Beşar Esad’ın iktidara gelmesinden hemen sonra Suriye insan hakları ve demokrası konusunda nispi bir açılım yaşamıştır. Ahmet Necdet SEZER’in  Hafız Esad’ın cenazesine katılması ve daha sonra komşularla sıfır sorun politikası iki ülkeyi yeniden yakınlaştırmıştır.Ticaret yapmakta ve yatırım çekmekte zorlanan Suriye, ekonomik çıkış açısından Türkiye’ye daha fazla önem vermeye başlamıştır. Türkiye ise ekonomik istikrar ve büyümenin sürmesi çerçevesinde Ortadoğu pazarını Türk mallarına açma arzusuyla Suriye’ye önem vermiştir (Orhan, 2009, orsam.org.tr). Bu bağlamda kısa bir süre içerisinde her iki ülke arasında serbest ticaret anlaşması imzalanmış ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi hızlı bir şekilde büyümüştü. Daha  10 yıl öncesine kada r 1 milyar doları bile bulmayan iki ülke arası ticaret hacminin birkaç sene içerisinde 5 milyar doları bulması hedeflenmişti. İki ülke arasında 2009’da 1,7 milyar dolar olanticaret hacmi, 2010’da 2,5 milyar dolara ulaşmıştı. Mart 2011’de Suriye’de başlayan rejim karşıtı gösteriler Türkiye’yi Beşar Esad ile olan ilişkilerinde ikilemde bırakmış ve Türkiye-Suriye ilişkilerinde gerilimli bir dönem başlamıştır. Arap Baharı, komşularla sıfır sorun politikası izleyen AK Parti’yi gayet iyi ilişkiler içinde olduğu Mısır, Libya ve Suriye gibi ülkeleri yöneten rejimlere demokrasi talep eden halk arasında seçime zorlamıştır. Bu noktada Türkiye, halk ayaklanmalarının çıktığı ülkelere yönelik politikasını açıklamada önce sessiz kalsa da daha sonra rejime karşı mücadele eden muhalefetten yana tavır almıştır.

kaynakça:

 

Türkiye-Suriye İlişkilerinin Sosyal Coğrafya Açısından Tarihsel Arka Planı Historical Background Of Turkey-Syria Relations In The Term Of Social Geograpy – Sedat BENEK

Batı Asya Birliği 5 Ülke 5 Deniz – Mehmet Bedri Gültekin

Doğu Perinçek – Atatürk’ün Suriye ve Irak konfedarasyon girşimi , Teori, sayı 245.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir