Politika Ve Strateji

İNSAN HAKLARININ SINIRLANDIRILMASI VE DURDURULMASI

İnsan Haklarının Sınırlandırılması

Öncelikle hemen atlamayın haklarımızı kimse elimizden alamaz diye. Sakin olun. Hakkın korunması bir kuraldır, sınırlanması ise istisna. Sınırlama, hakkı ortadan kaldıracak şekilde yapılamaz. Bu sebepten “hakkın kaldırılması” yerine “hakkın durdurulması” ifadesi kullanılmıştır. Hukukta kullanılan her sözcük, her ifade dikkatli bir şekilde ve bir anlam ifade edecek şekilde seçilmiştir. Keyfiliğin önlenmesi açısından temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması, güvenceli bir sisteme bağlanmış ve hangi şartlarda ve hangiölçüt ile sınırlandırılabileceği belirlenmiştir. Öncelikle temel olarak doğal sınırlar vardır. Doğal sınırlar, benim özgürlük sınırım başkasının özgürlük sınırıdır şeklinde tanımlanır. Yani sınırsız hak ve özgürlük yoktur. Somut örnek vermek gerekirse örneğin senin gösteri yürüyüşü düzenleme hakkın vardır ama senin hakkın benim özgürlük alanımın sınırına girdiği anda senin özgürlük alanının sınırı oluşur. Sen gösteri yürüyüşü düzenleyebilirsin fakat bunu düzenlerken benim trafikte seyir halindeki aracımın yolunu tıkarsan benim özgürlük alanımın sınırını geçersin. İkinci bir örnek daha vereyim. Mesela haberleşme hakkı vardır ama benim hakkımda yalan haber yapamazsın. İşte bunlara doğal sınırlar denir. Benim hakkıma girdiğin anda senin hakkın biter. Bir de anayasal sınırlar vardır, anayasada belirtilen sınırlara denir. Örneğin Anayasanın ilk üç maddesi değiştirilemez, bu Anayasanın kendine koyduğu bir sınırdır. Veya siyasi partilerin ticaret yasağı gibi: Siyasi parti kurmak tamamen serbesttir ama Anayasa kendi maddesinde çok net diyor ki, senin hakkın ticari alanda sınırlıdır, ticaretle uğraşamazsın kardeşim.

Gelelim kanuni sınırlara, bu sınırlandırmalarda uyulması gereken ilkeler şunlardır: – Anayasanın sözüne ve ruhuna, – Demokratik toplum düzeninin ve – Laik Cumhuriyetin gereklerine ve – Ölçülülük ilkesine aykırı olmayacak. – Özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen özel sebeplere bağlı olarak ve – Ancak kanunla sınırlanabilir.

Örneklerle özel sebepleri anlamak için mesela; bir şehrin şehir düzenini oturtturabilmek için bazı şehirlere göç yasağı getirebilirsin, bir suçluyu istediğim anda yakalayabilmek için yurtdışına çıkış yasağı koyabilirim, bir salgın hastalığın yayılmaması için bir sınırlama getirebilirsin. Ne oldu? Belli gerekçelerle bir insanın temel hak ve hürriyetini sınırladın. Neye dayanarak? Özel sebepleredayanarak. Hemen tam takım örneklere devam edelim çünkü örneklerle somut olarak görmek teorik öğrenimden daha etkilidir:

Yerleşme Hürriyeti: Kişi, istediği yerleşim yerine yerleşebilme, istediği yerleri gezebilme ve dolaşma özgürlüğüne sahiptir.

Ancak bu özgürlük: – Suç işlenmesini önlemek – Sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak – Sağlıklı ve düzenli şehirleşmeyi sağlamak – Toplumun ortak mallarını korumak gibi sebeplerden dolayı sınırlandırılabilir.

Mülkiyet ve miras hakkı kamu yararı gözetilerek kısıtlanabilir.

Bilim ve sanatı yayma hakkı anayasanın ilk üç maddesini değiştirmeye yönelik olamaz.

Özel hayatın gizliliği, dernek ve sendika kurma hakkı, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, konut dokunulmazlığı; milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması gibi sebeplerle sınırlanabilir.

Zorla çalıştırma ve angarya yasağı: Tutuklular veya hükümlülük süreleri içindeki çalıştırmalar, olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler, ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları; zorla çalıştırma sayılmaz.

Vb. 

Sözün özü şudur: Temel hak ve özgürlüklerin denetimsiz ve aşırı kullanılması kimi zaman diğer temel hak sahiplerinin haklarıyla, kimi zaman ise kamu düzeni ile çatışabilmektedir. Bundan dolayı temel hak ve hürriyetlerin kullanımına sınırlar çizilmeli, bireyin özgürlük isteği ile toplumsal yaşamın gerekleri arasında denge kurulmalıdır.

TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN KÖTÜYE KULLANILAMAMASI VE DURDURULMASI

Evet, bu konuda çok bir şey söylemeye gerek yok sadece ilgili ilkeleri verip geçelim.

Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, – Devletin, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve – İnsan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. – Savaş, seferberlik, olağanüstü hallerde- Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması- Kısmen veya tamamen durdurulabilir.

Burada çok önemli bir nokta var. Yukarıda verilen sebepler ile temel hak ve hürriyetler durdurulsa bile öyle haklar vardır ki bunlara asla dokunulamaz. Bunlara “çekirdek haklar” denir: – Savaş hukukuna uygun fiiler sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına dokunulamaz. – Maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz. – Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz. – Suç ve cezalar geçmişe yürütülemez. – Suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir