Politika Ve Strateji

KEŞMİR’DE NELER OLUYOR?

Güney Asya’nın güzelliklerinin bir tablo gibi güzelliği ile “cennet vadi” ismiyle de bilinen Cammu ve Keşmir’de hayat 1800lü yıllardan bu yana güzelliğine gölge düşüren olaylarla devam ediyor. Batıda Pakistan, kuzeydoğusunda Çin ve güneyinde Hindistan ile sınırları paylaşan Keşmir’de büyük çoğunluğu Müslüman olmak üzere Müslüman ve Hindu nüfusa sahiptir. Önceleri Müslüman egemenliğinin sürdüğü bölgede bu egemenlik 1800lerin başında Sihler (Sihizm: Bir din.) tarafından sonlandırılmıştır. 1846’da İngilizler ve Sihler arasındaki savaşın kazananı İngilizler bölge yönetimini, bölgede yaşayan insanları, toprakları düşük bir miktar paraya Mihrace Gulab Singh’e (Mihrace: Hindu lider, “büyük kral”) satmıştır.

1931’de bir Hindu’nun Müslüman olması üzerine mal varlığının elinden alınarak kardeşlerine dağıtılmasına itiraz etmesiyle mahkemenin eğer eski dinine geri dönerse bütün haklarının geri verileceğini söylemiştir. Bu olayın ardından 13 Temmuz 1931’de Keşmir Özgürlük Hareketi adıyla başlayan bir direniş şekillenmiştir ve her yıl 13 Temmuz’da özgürlük şehitleri anısına kutlamaya devam ederler. Keşmir’deki bu özgürlük hareketinin bir diğer paydaşı ise “Keşmir Aslanı” lakabıyla tanınan Şeyh Abdullah’ın başlattığı siyasi mücadelesidir.

“Köylüyü, tarlayı, ırmak ve caddeleri sattılar
Bir ulusu sattılar, hem de ne ucuza sattılar!” (Filozof-Şair Muhammed Salih)

İngiltere İkinci Dünya Savaşı ardından 1947’de bölgeden çekilmeye karar vermiş ve çekilmiştir. İngilizlerin çekilmesiyle oluşan güç boşluğunda Pakistan ve Hindistan bağımsızlıklarını ilan etmiştir. Keşmir’de ise yönetim ve egemenlik meseleleri Pakistan ve Hindistan kadar kolay cereyan etmeyecek, gelecekte oldukça kanlı olaylar yaşanacaktır. Keşmir’de Hindu liderler bağımsızlığını ilan etmek isterken çoğunluk kesim olan Müslümanlar Pakistan’a dahil olmayı istemişlerdir. Buna karşın Hindu liderler Hindistan’dan yardım istemişlerdir. Hindistan yardım teklifini yalnızca kendilerine katılırlarsa kabul edeceğini söylemesiyle Keşmir idaresi 26 Ekim 1947’de Hindistan’a bağlanmıştır. Bu esnada Müslümanlar da Pakistan’ın da desteğini alarak kendileri için Azad Keşmir İslam Cumhuriyeti’ni kurmuşlardır. Birbirlerine karşı bir yarış içerisine giren iki ülke de konuyu Birleşmiş Milletlere (BM) taşımaya hazırlanırken Hindistan konuyu Pakistan’ın bölgede isyancılarla işbirliği halinde olduğunu iddia ederek BM’de gündeme getirmiştir. Pakistan da bun karşılık olarak Hindistan’ın bölgedeki Müslüman çoğunluğa soykırımda bulunduğu söylemini ortaya atmıştır. Soykırımı gerekçe gösteren Pakistan, bölgenin Müslüman yoğunluğuna da güvenerek kendi kaderini kendi tayin etme hakkını belirtmiş ve plebisit istemiştir. BM tarafından olumlu karşılanan ve bölgenin geleceği için tavsiye edilen plebisit ne yazık ki hiç gerçekleşmemiştir.

Çin’in konuya dahil oluşu ise 1962 yılında Hindistan ile savaşa girmesiyledir. Çin’e karşı kaybeden Hindistan’ın kaybettiği “Aksai Çin” bölgesini Çin kendi topraklarına katmıştır. B toprakların aslında kendi himayesindeki Tibet özerkliğinin bir uzantısı olduğunu iddia etmiştir. Hindistan ise bunu kabul etmeyerek Çin’i işgalci konumunda görmüştür.

İlerleyen yıllarda da çok kez sıcak çatışmaya giren ülkeler 1989 yılında Keşmir’deki isyanların artmasıyla büyük krizlerinden birini yaşamışlardır. Keşmir’deki isyanları Pakistan’ın destekleriyle silahlandığını düşünen Hindistan bölgeye ordusunun yaklaşık dörtte birini konuşlandırmıştır.

Bir diğer önemli büyük kriz ise 1999 yılında ülkeleri nükleer savaşa kadar götüren Kargil Krizi’dir. Hindistan’ın kontrolünde olan bölgeye giren Pakistan destekli gruplar ile Hindistan kuvvetleri 2 ay çatışmışlardır. Nükleer savaşa yeltenen ülkelerin arasındaki krizi Amerika Birleşik Devletleri’nin Pakistan üzerinde uyguladığı baskılarla birlikte son bulmuştur.

Hindistan ve Pakistan aralarında anlaşma yollarını da denemişlerdir. BM kendi içerisinde çeşitli görüş ayrılıkları ve alınmak istenen kararlara gelen vetolar sebebiyle bölgede çözüm adına pek bir etki yaratamamıştır. Ülkeler kendileri başladıkları çeşitli görüşmelerde de yeniden olaylar çıkması sebebiyle yarıda kalmıştır veya devam etse de pek etkisi olmamıştır. 2006 yılında yaşanan intihar saldırısında yaşamını yitiren 186 kişinin ardından Pakistan’ın sorumlu olduğunu düşünen Hindistan masadan kalkarak görüşmeleri yarıda bırakmıştır. Sonradan yeniden görüşmelere başlansa da çözüm bulunamamıştır.

Peki Keşmir Niçin Paylaşılamıyor?

Hindistan, Pakistan ve Çin arasında yıllardır çözülemeyen Cammu ve Keşmir bölgesindeki sorunlar, bölgede 3 ülkenin de hayati meselelerini barındırmasından ve 3 ülkenin de bu meselelerden vazgeçmemesi yüzünden çözülememiştir. Pakistan’ın sebebi, Keşmir halkının çoğunluğunun kendi gibi Müslüman olması ve bağımsızlıklarını ilk kazandıkları esnada Keşmir halkının Pakistan’a katılmak istemesidir. Bölge kendisine katılmak isterken Hindistan’ın buna karşı durmasını ve bölgede egemenlik kurmak istemesini kabullenmemiştir. Bir diğer önemli mesele ise Pakistan’ın su ihtiyacını karşılayan en önemli nehirlerin kaynaklarının Keşmir topraklarında olması Keşmir’i Pakistan için vazgeçilmez kılmıştır. Bu su kaynaklarının Hindistan’ın eline geçmesi durumunda daha önce aralarında yaşanan Hindistan’ın suyu kesmesi ve Pakistan’dan para alana kadar suyu vermemesi gibi sorunların yeniden yaşanması endişesi Keşmir’in değerini Pakistan’ın gözünde arttırmıştır.

Hindistan için Keşmir’in önemli olma sebeplerinden biri 1947’de Hindu liderlerin etkisiyle Hindistan’a bağlanan Cammu ve Keşmir bölgesinin kendi topraklarının bir parçası olduğunu düşünmesidir. Bölge kendi sınırında olduğu halde Pakistan’ın bu topraklarda isyancı politikalar gerçekleştirdiği düşüncesi vardır. Hindistan eğer bu bölgeyi ayrılıkçı politikalar yüzünden kaybederse ülkesinin çok kültürlü yapısının bunda etkileneceğini ve sınırları içerisinde başka isyanların da çıkacağını düşünmektedir. Otoritesini sarsmak istemeyen Hindistan da Keşmir’e sıkı sıkıya tutunmuş ve bölgede de otorite sağlayabilmek uğruna uzun yıllardır Müslümanlara çeşitli zulümler yaşatmıştır. Bölgeyi elde edebilmek için BM’ye de başvuran Hindistan, verilen kuralara ve tavsiyelere uymayan yine kendisidir.

Bölgedeki soruna sonradan dahil olan Çin ise Aksai Çin’e hakim olarak kendine bağlı özerklik olan Tibet ve Sinkiang bölgesinin karadan bütünlenmesinin yolunu bulmuştur ve bu fırsatı kaçırmak istememiştir.

Keşmir’de Son Durum Nedir?

Hindistan kanunlarında Keşmir’in özel bir statüsü ve diğer eyaletlere göre bir ayrıcalığı vardı. Kendi meclisinde bazı kararları alma yetkisi vardı fakat Ağustos 2019’da Hindistan’ın aldığı karara göre verilen ayrıcalıkları kaldırdı ve kendi kontrolündeki bölgenin özerkliğini kaldırıp 2 farklı yönetime ayırarak tamamen kendine bağlanmasını sağlamıştır. Bunun sonucu olarak da bölgedeki Hindistan kuvvetleri daha fazla nüfuz sağlayarak bölgenin iç işlerine tam anlamıyla müdahil olmuştur. Üstelik bu durum bölgenin kapılarının açılmasına ve dışarıdan yerleşim almasına sebep olmuştur. Dışarıdan yerleşim gelmesi ise nüfus yapısının değişmesine ve BM tarafından bir plebisit tavsiyesi halinde bölgeden Hint nüfusunun fazla çıkmasına sebep olabilir.

Geçtiğimiz günlerde Keşmir’de yaşanan çatışmalar sorunun vaziyetini yine gözler önüne serdi. Hindistan ve Pakistan sınırında yaşanan çatışmada 10 sivil yaralanırken 5 de güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiştir. Hindistan çatışmalar hakkında Pakistan tarafından sınırda bir sızma denemesi olduğunu söylemiştir. Pakistan ise Hindistan kuvvetlerinden gelen roket ve havan saldırısı olduğunu, kendilerinin de bu saldırıya karşılık verdiklerini söylemiştir. Bölgedeki çatışmalar sonucunda çok sayıda sivil vatandaş da hayatını kaybetmiştir.

Son olarak Keşmir’deki sorunların dile getirildiği bir şiiri paylaşmak istiyorum.

“KEŞMİR’İN GÖZYAŞLARI

su içemiyorum artık,

kanıyla karışmış çünkü

dağ başında ölmüş gençlerin.

bakamıyorum gökyüzüne,

artık mavi değil eskisi gibi

bulanmış kan rengine.

ırmakların şırıltısını dinlemeye dayanamıyorum,

hatırlatıyor bana

kurşun yemiş oğlunun yanında feryad eden anneleri.

bulutların gürültüsünü dinleyemiyorum,

beynimde canlanıyor bombaların gürültüsü.

bahçemin yeşilinin solduğunu hissediyorum,

belki o da yas tutuyor.

serçelerin ve guguk kuşlarının suskun olduğunu hissediyorum,

belki onlar da üzgündür benim gibi”

Muzamil Jaleel

NOT: “Sevginin Gücü / Bajrangi Bhaijaan” Hint yapımı bir filmdir. Doğuştan konuşma yetisi olmayan Pakistanlı küçük bir kızın tedavi için gittiği Hindistan’da kaybolmasıyla başlayan film Hintli bir gencin küçük kızı Pakistan’a ailesinin yanına ulaştırma çabalarıyla devam eder. İki ülke arasındaki gerilimi bu filmde de iyi bir şekilde gözlemleyebilirsiniz.

KAYNAKLAR

“Çözümsüzlüğün Adı: ‘Birleşmiş Milletler’e Rağmen Keşmir”, Selcen Erdal

“Hindistan ve Pakistan birlikleri Keşmir’de çatıştı: En az 15 ölü, 30’dan fazla yaralı”, Euronews

“Hindistan Alt Kıtası’nda Pakistan ile Hindistan Arasında Kanayan Bir Yara: Keşmir”, Ahmet Eryüksel

Keşmir, İNSAMER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir