Aydınlık Geleceğe !

KORKUNÇ İVAN: RUSYA’YI RUSYA YAPAN HÜKÜMDAR

IV. İvan Öncesi

Rusya hepimizin malumu olduğu üzere kâğıt üzerinde bir demokratik devlet olsa da güçlü bir otorite eliyle yönetilen bir ülkedir. Bu her zaman böyle değildi. Takdir edilir ki Rusya ilk kurulduğu zamanlar bugünkü coğrafi büyüklüğüne sahip değildi. Hatta gerçek anlamda Rusya diye bir yer bile yoktu. Rusların mensup olduğu Slavlar çeşitli prenslikler ve kabileler halinde yaşamaktaydılar. Bazı Slavların Vikinglere dayandığı tahmin edilse de kesin bir bilgi yoktur. Bu Rus prensliklerini bizim Anadolu Beylikleri dönemi gibi düşünebilirsin fakat önemli bir fark olarak Türk beylikleri için geçmişlerinde kendilerine rol model olarak kullanabilecekleri büyük Türk devletleri mevcuttu. Rusların ve dolayısıyla İvan’ın böyle bir alt yapısı bulunmuyordu. Ruslar daha doğrusu Slavlar, yüzyıllar boyunca Bulgar Türkleri, Kazan Hanlığı, Altın Ordu, Moğollar ve Tatarlar gibi Asya kökenli imparatorluk ve kavimlerin egemenliğine boyun eğmek zorunda kalmışlardır. Ruslar uzunca bir süre bu tür tehlikeler karşısında bile bir araya gelememişlerdir.

İlk dönemlerde Ruslar o dönem Avrupa’sının koşullarıyla benzer özellikler göstermekteydiler. Yerel feodal beylikler şeklinde yönetiliyordu. Daha sonraları Kiev bu beyliklerin içinde öne çıkmıştır ve ilk ulusal temellerin Vladimir zamanında ortodoksluğa geçişle sağlandığı söylenebilir. Ortodoksluğa geçiş kan davası ve birçok düzensizliğin önüne geçmek için ideal bir şekilde kullanışlı olmuştur. Ortodoksluğun aynı zamanda ilahi bir güçle desteklenmiş bir monarşiyi destekler nitelikte yazılı ve kutsal bir kitabının olması da önemli bir tercih sebebidir. Dönemin önemli isimlerinden İslamiyet’i seçmek isteyenler olsa da alkolün haram olarak kabul edilmesi nedeniyle kabul görmedi. Vladimir halkı Ortodoksluğun kabulü için Dinyeper Nehrine çağırdı ve dedi ki: “Yarın kim nehre gelmezse, zengin ya da fakir, aşağı sınıf ya da köle, o kişi benim düşmanım olacaktır.” [1]

Bununla birlikte Moğol istilalarını atlatan ve Altın Orda Devleti’nin Timur tarafından yenilmesiyle birlikte Rusya da bazı merkezler ön plana çıkmaya başladı. Bunlardan en öne çıkanı Moskova olmuştur. Tatarlara ödenen vergileri toplama görevini üstlenen Moskova yavaş yavaş prenslikler içinde kendi otoritesini güçlendirmiştir. Evlilikler satın almalar ve gasp etme gibi önlemlerle topraklarını genişleten Moskova Altın Ordu’ya karşı dengeyi kurmaya başladı. Kuzeyde yönetimi ele geçiren Ahmet Han’ın Altın Ordu beylerince meşru görülmemesi de Rusların elini güçlendirmiştir. Bu dönemden sonra hiçbir Tatar gücü Ruslardan vergi alacak düzeye ulaşamamıştır.

Esasen Moskova, merkezileşme çalışmalarına IV. İvan’dan önce başlamıştı fakat köklü reformlar ve monarşiyi sağlam temellere oturtmayı Rusya’nın ilk “çarı” olan “Korkunç İvan” başarmıştır. Her ne kadar batı tarafından korkunç olarak tanınsa da Ruslar İvan için kullandığı unvan Grozny olmuştur. Grozny, muhteşem, görkemli gibi anlamlara da gelmektedir. Çağdaşı olan Osmanlı hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın da Batı dünyasında “magnificent” yani muhteşem Süleyman olarak tanınması da dönemin özelliğinin bir göstergesidir. Tarihi olayları değerlendirirken o dönemin koşullarına göre değerlendirilmesi gereklidir. Zira Şarlken ve Süleyman gibi müthiş büyük coğrafi büyüklüklere sahip liderlerin kendini Allah’ın yer yüzündeki gölgesi gibi göstermeleri o dönemin özelliklerindendir. Bugün Fransız İhtilali ile birlikte özgürlük, ulusçuluk fikirlerinin geliştiğini bildiğimiz Fransa’nın eski krallarından XIV. Louis kendisini “Güneş Kral” ilan ederken “devlet benim” demekten çekinmiyordu.

IV. İvan’ın İktidara Gelmesi

Ivan’ın reformlarını nasıl ve hangi hamlelerle gerçekleştirdiği hayatının 3 farklı dönemini anlatan aşağıdaki hikayelerden çok rahatlıkla anlaşılabilir

“Moskova Grandükü ve yarı birleşik Rusya’nın hükümdarı III. Vasily 1533’te ölüm döşeğindeyken üç yaşındaki oğlu IV. İvan’ ın kendisinden sonraki hükümdar olduğunu duyurdu. Karısı Helena’yı İvan reşit olup ülkeyi tek başına yönetene kadar hükümdar vekili olarak atadı. Aristokratlar gizlice sevindiler: Moskova Dükü yıllardır yetkisini aristokratların bölgesine doğru genişletmeye çalışıyordu. Vasily ölünce yalnızca üç yaşında olan varisi ve dukalığın başındaki genç bir kadınla dükün kazançlarını azaltabilir, devletin kontrolünü zorla ele geçirebilir ve kraliyet ailesini aşağılayabilirlerdi. Bu tehlikelerin farkında olan genç Helena güvendiği arkadaşı Prens İvan Obolensky’den ülkeyi yönetmesine yardım etmesini istedi fakat hükümdar vekili olarak geçirdiği beş yıldan sonra Helena birdenbire öldü, en korkunç aristokratlar olan Shuisky ailesinden biri tarafından zehirlenmişti. Shuisky prensleri hükümetin kontrolünü ele geçirip Obolensky’i hapse attılar, orada açlıktan öldü.”[2]

Görüldüğü üzere küçüklüğünden itibaren sürekli sevdiklerinin ve onu koruyan insanların ölümünü gören İvan’ın ileride Korkunç İvan’a dönüşmesi şaşılacak bir olay değildir. Daha iyi anlaşılabilmesi açısından eğer bir benzerlik kurmak gerekirse IV. Murat güzel bir örnek olabilir. Benzer şekilde ağabeyi Genç Osman’ın yeniçerilerce katledildiğini gören IV. Murat’ın Osmanlı’nın en sert hatta bazılarına göre zalim olan padişahıydı. Kaybolmaya yüz tutmuş nizamı geri getirmek için oldukça sert kararlar almıştır ve bunları bizzat uyguladığı da çok olmuştur. IV. Murat’ın Türkler tarafından hala en çok bilinen ve sevilen padişahlardan olması gibi IV. Ivan’ın Ruslar tarafından değer görmesi ilgi çekicidir.

“Sekiz yaşındaki İvan adam yerine konmayan bir yetimdi ve onunla ilgilenen herhangi bir aristokrat ya da aile üyesi derhal sürgün ediliyor veya öldürülüyordu. Böylece İvan sarayda kötü giysiler içinde aç karınla aylak aylak dolaşıyor, kendisini gördüklerinde kaba davranan Shuisky ailesinden saklanıyordu. Bazı günler onu arayıp bulur, kraliyet cüppesini giydirir, eline asasını verip tahta çıkarırlardı, krallık iddialarıyla alay etmeye yönelik bir hakaretti bu. Sonra da onu kovarlardı. Bir gün birkaç tanesi Rus kilisesinin başı Metropolitan’ı saray içinde kovaladı ve adam İvan’ın odasına sığındı; çocuk korku içinde Shuiskylerin içeri girip hakaretler yağdırmalarını ve Metropolitan’ı acımasızca dövmelerini izledi

“İvan’ın sarayda bir arkadaşı vardı. Kendisini rahatlatıp tavsiyelerde bulunan Vorontsov adlı aristokrat. Ama bir gün o, Vorontsov ve yeni Metropol itan sarayın yemekhanesinde konuşurlarken birkaç Shuisky içeri daldı, Vorontsov’u dövdü, cüppesini parçalayarak Metropolitan’ı aşağıladı. Sonra Vorontsov’u Moskova’dan kovdu. Bütün bunlar olurken İvan katı sessizliğini sürdürüyordu. Aristokratlara göre planları işe yaramıştı: Delikanlı korkak ve itaatkâr bir aptal olmuştu. Artık ona aldırmayabilirler, hatta rahat bile bırakabilirlerdi. Ancak 29 Aralık 1543’te artık on üçünde olan İvan, Prens Andrei Shuisky’nin odasına gelmesini istedi. Prens geldiğinde oda saray muhafızlarıyla doluydu. Genç İvan parmağını Andrei’ye uzatıp muhafızlarına onu tutuklamalarını ve öldürüp cesedini köpeklere atmalarını emretti. Sonraki birkaç gün içinde İvan, Andrei’nin bütün yakın arkadaşlarını tutuklatıp sürgüne gönderdi. Bu ani gözüpeklik karşısında hazırlıksız yakalanan aristokratlar, onlarca yıllık iktidarını garanti altına alacak tek bir hızlı ve cesur hareketi uygulamak için beş yıl boyunca planlar yapıp bekleyen geleceğin Korkunç İvan’ı karşısında ölümcül bir korku duyuyorlardı artık.”[3]

Korkunç İvan’la birlikte kilise de bu anarşi durumundan nasibini alınca kilise, İvan’ın arkasında daha çok yer aldı ve İvan gücü ele geçirince de bu durumdan en karlı çıkanlardan biri yine kilise oldu.

Reformlar ve Boyarlarla Mücadele

Korkunç İvan olarak da bilinen IV. İvan iktidarının başından itibaren hoş olmayan bir gerçekle karşı karşıya kalmıştı: Ülkenin umutsuzca reforma ihtiyacı vardı, ama o bunu dayatacak bir güce sahip değildi. Otoritesine yönelik en büyük sınırlama ülkeye hâkim olan ve köylü sınıfını dehşete düşüren Rusya prens sınıfından, aristokratlardan geliyordu. 1553’te İvan yirmi üç yaşındayken hastalandı. Hasta yatağında ölümle pençeleşirken aristokratlardan oğluna yeni çar olarak sadık kalacaklarına dair yemin etmelerini istedi. Bazıları tereddüt etti, hatta bazıları bunu reddetti. İvan o zaman aristokratlar üzerinde hiçbir gücü olmadığını fark etti. Hastalıktan kurtuldu, ama aldığı dersi hiç unutmadı. Aristokratlar onu mahvetmeye çalışıyorlardı. Ve gerçekten sonraki yıllar içinde, aristokratların en güçlü olanları Rusya’nın en önemli düşmanları Polonya ve Litvanya’ya geçip ülkeye geri dönüşlerinde çarı düşürmeyi planladılar.

Çarlık kavramı da kilisenin önerisiyle birlikte kullanılmaya başlamıştır. Çar Sezar kelimesinden yani Csar kelimesinden gelmektedir. İstanbul’un fethinden sonra bir süre başsız kalan Ortodoks dünyasında güç kazanmak için İvan böyle bir hamle yapma gereği duymuştur. Her ne kadar II. Mehmet, Konstantinapol’deki Ortodoks kilisesini güçlü bir şekilde devam etmesini sağladıysa da İvan bu fırsatı kaçırmadı ve 3. Roma İmparatorluğu’nu kuracağını ilan etti. Her büyük hanedan kurulurken böyle kutsal köklere ve bağlara ihtiyaç duymuştur. Daha önce dedesi III. İvan’ın Bizans imparatorunun yeğeniyle evlenmiş olması nedeniyle İvan çarlığını bu sayede meşru bir zemine oturmayı başarmıştır.[4]

Bütün bu girişimlerini Rusya’daki aristokrasiyi kırmak ve monarşiyi güçlendirmek için yaptığını söylemek mümkündür. İhanetlerden ve karşı koymalardan korunmak için ilk “Zemski soboru” 1549 da topladı. Bu IV. İvan’ın kendine sağdık olduğunu düşünerek seçmiş olduğu bazı asil ve hizmetçilerden oluşan bir danışma meclisidir. 1550’de ise yeni bir anayasa metni hazırladı. Devleti kurumlarını askeri birlikleri ya elden geçirip düzenledi ya da yenilerini kurdu. Kısaca devleti yeni baştan çara dolayısıyla kendine bağlı olacak şekilde inşa etti. Daha sonra giriştiği savaşlarda Kazan’ı ele geçirmeyi başarsa da Baltık civarında giriştiği savaşlarda adeta bataklığa ve bir çıkmaza girdi. Litvanya ve Polonya ile sonu gelmez savaşlara girişti. Hemen akabinde Tatarlar Kremlin hariç Moskova’yı ve Rusya’nın birçok yerini yakıp yıktılar. En sonunda savaşlarla tükenen İvan Papa’nın arabuluculuğunu talep etmek zorunda kaldı. 24 yıl süren savaşlardan hiçbir kazancı olmadan çıkmak zorunda kaldı.

İvan’ın en yakın arkadaşlarından biri Prens Andrey Kurbski bile birden onun aleyhine döndü. 1564’te Litvanya’nın geçti ve İvan’ın en büyük düşmanlarından biri oldu. Kurbski istila için asker toplarken, hanedanı korumak oldukça zorlaştı ve Rusya birdenbire her zamankinden daha güvensiz hale geldi. Göç etmiş olan soylular batıdan istilaya hazırlanırken, Tatarlar doğudan yüklenirken ve aristokratlar da ülke içinde huzursuzluk çıkarırken Rusya’nın uçsuz bucaksız coğrafyası savunulmasını olanaksız hale getiriyordu. İvan hangi yöne dönerse diğer tarafta kendini savunmasız bırakıyordu ancak mutlak bir güce sahip olursa bu çok başlı yılanla baş edebilirdi ve onun böyle bir gücü yoktu.

Mutlak Güç ve Terör Yönetimi

“İvan, Moskova vatandaşlarının garip bir sahneyle karşılaştıkları 3 Aralık 1564’e kadar kara kara düşündü. Kremlin meydanını içinde çarın hazineleri ve bütün saray için yeterli erzakın bulunduğu yüzlerce kızak doldurmuştu. Halk şaşkınlık içinde çarın ve saray mensuplarının kızaklara binip kenti terk etmelerini izledi. Çar nedenini açıklamaksızın Moskova’nın güneyindeki bir köye yerleşti. Bir ay boyunca başkenti bir korku pençelerine aldı, çünkü Moskovalılar İvan’ın kendilerini kana susamış aristokratlara bıraktığını sanıyorlardı. Dükkanlar kapandı ve ayaklanan gruplar her gün toplandı. Sonunda 3 Ocak 1565’te çardan artık aristokratların hıyanetlerine dayanamadığını ve tahtı tamamen bıraktığını anlatan bir mektup geldi. Halka okunan mektup şaşırtıcı bir etki yaptı. Tüccarlar ve sıradan halk İvan’ın kararı için aristokratları suçluyordu. Sokakları doldurarak soyluları öfkeleriyle korkuttular. Kısa süre içinde kiliseyi, prensleri ve halkı temsil eden bir grup delege İvan’ın köyüne doğru yola çıkıp kutsal Rusya toprakları adına tahta çıkması için çara yalvardı. İvan onları dinledi, ama kararını değiştirmedi. Bununla birlikte günlerce süren yalvarmalardan sonra uyruklarına bir seçenek sundu: Ya aristokratlardan bir müdahale olmadan ülkeyi istediği gibi yönetmesi için mutlak gücü kendisine vereceklerdi ya da yeni bir lider bulacaklardı. İç savaş ya da despotça bir yönetim arasında kalan hemen hemen her kesim güçlü çarı “seçti”. İvan’ın Moskova’ya geri dönüp kanun ve düzeni yerleştirmesini istediler. Şubat ayında İvan kutlamalarla Moskova’ya geri döndü. Artık diktatör gibi hareket etse de Ruslar bundan böyle şikâyet edemezlerdi, bu gücü ona kendileri vermişlerdi.

Aynı sene içerisinde aldığı sözün karşılığında Oprichnina isimli taç toprağına sahip oldu. Bu toprağı korumak için de ilk başlarda birkaç bin muhafızdan oluşan Oprichniki kuruldu. Bu teşkilat sadece çara bağlıydı. Zamanla yaptıkları sorgulamalar ve cezalandırmalarla birlikte birçok asilzadenin topraklarına el koydular. Öyle bir noktaya gelindi ki Rusya’yı anarşiden kurtarmak için kurulan Oprichnina ülkede terör estirir hale geldi. Yurttaşlarına terör estiren yarı gizli polis yarı askeri teşkilat, Moskova’yı Kırım Tatarlarından koruyamamıştı. Böyle bir zafiyet yaratmalarından dolayı 1572’de kaldırıldı.[5]

Geri Adım ve Geri Dönüş

1575 yılına kadar Rusya’yı geliştirme ve düşmanları yenme çabaları onu çok yordu. Bu arada halk sonsuz savaşlardan, gizli polisten, yenilmeyen acımasız aristokratlardan şikâyet ediyordu durmadan; kendi bakanları hareketlerini sorgulamaya başlamıştı. Sonunda canına tak etti. 1564’te tahtı geçici olarak bıraktı, halkını kendisini iktidara geri çağırmaya zorladı. Sonra stratejiyi bir adım ileri götürdü ve tahtı terk etti. İvan yerine geçmesi için generallerinden Simeon Bekbulatovich’i seçti. Ama Simeon kısa süre önce Hıristiyanlığa geçmesine rağmen doğuştan Tatardı ve onun tahta çıkması İvan’ın uyrukları için bir hakaretti, çünkü Ruslar Tatarları aşağı ve kafir olarak görüyorlardı. Ama yine de İvan aristokratlar dahil bütün Rusların yeni hükümdara itaat etmesini emretti. Ve Simeon Kremlin’e taşınırken İvan Moskova’nın eteklerinde mütevazı bir evde yaşamaya başladı. Bazen sarayı ziyaret edip tahtın önünde eğilip selam veriyor, diğer aristokratların arasında oturuyor ve Simeon’dan bazı iyilikler diliyordu. Zaman içinde görüldü ki, Simeon kralın bir eşiydi. İvan gibi giyiniyordu, İvan gibi hareket ediyordu, ama gerçek bir gücü yoktu, çünkü kimse ona gerçekten itaat etmezdi. Küçük bir çocukken tahta çıkararak İvan’la dalga geçtiklerini hatırlayacak kadar yaşlı olan aristokratlar aradaki bağlantıyı görebiliyorlardı: İvan’ın zayıf bir kral olduğunu hissetmesini sağlamışlardı, şimdi o kendi zayıf kralını tahta çıkararak onların hareketini yansıtıyordu.

İki uzun yıl boyunca İvan, Simeon aynasını Rusya halkına tuttu. Ayna şöyle diyordu: “Sızlanmalarınız ve itaatsizliğiniz beni gerçek gücü olmayan bir kral yaptı, bu yüzden ben de size gerçek gücü olmayan bir kralı yansıtıyorum. Bana saygı göstermediniz, ben de size aynı şeyi yapacağım, Rusya’yı dünyanın maskarası haline getireceğim.” 1577’de yeterince cezalandırılmış olan aristokratlar Rusya halkı adına bir kez daha tahta dönmesi için yalvardılar İvan’a. 1584’te ölümüne kadar çar olarak yaşadı ve komplolar, şikayetler Simeon’la birlikte sona erdi.

Sinirli bir anında oğlunu öldürdükten sonra oğlunun başında ağlayan IV: İvan

Onlarca yıl ülkeyi terörle yöneten, bir sinir krizi sonrası veliaht oğlunu öldüren Korkunç İvan’ın, mezarı açılıp cesedi incelenince bir gerçek ortaya çıktı. İvan yıllarca süren bir eklem ağrısından muzdaripmiş ve kendisine hekimler ilaç olarak cıvalı ağrı kesiciler vermişler. Günümüzde öğrenildi ki cıva ciddi davranış bozukluklarına ve sinir krizlerine yol açmaktadır.[6]

Neticede IV. İvan’ın bazı politikaları günümüz Rusya’sında bile devam ettirilmektedir. Putin’in 2008 krizinden sonra bir bölgedeki fabrikatörlerin maaşları ödememesi üzerine patronları bir masada toplayıp maaş belgelerini zorla imzalatma görüntülerini zannediyorum ki çoğu insan hala hatırlıyordur.[7]

Sizce Korkunç İvan mı Rusya’yı şekillendirdi yoksa Rusya mı Korkunç İvan’ı şekillendirdi?


Kaynaklar

[1] HOSKING, Geoffrey. Rusya ve Ruslar: Erken Dönemden 21. Yüzyıla. (Çev. Kezban Acar). İstanbul: İletişim, 2011.

[2] GREENE, Robert; ELFFERS, Joost; BABAYIĞIT, Zeliha İyidoğan. İktidar: güç sahibi olmanın 48 yasası. Altın Kitaplar, 2004

[3] GREENE, Robert; ELFFERS, Joost; BABAYIĞIT, Zeliha İyidoğan. İktidar: güç sahibi olmanın 48 yasası. Altın Kitaplar, 2004

[4] https://www.britannica.com/topic/tsar

[5] https://www.britannica.com/biography/Ivan-the-Terrible

[6] İlk Rus Çarı IV. Ivan : Korkunç Ivan, youtube.com/watch?v=aCf1pKsCvBw&t=2633s

[7] https://www.ntv.com.tr/ekonomi/putin-fabrikatorleri-hizaya-cekince,EoqCS0jmnUuktVoguUn3ew

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir