Aydınlık Geleceğe !

KUTUL AMARE’DE ESİR DÜŞEN İNGİLİZLERE NE OLDU?

Kutul Amare zaferi, Birinci Dünya Savaşı’nda Türk ordusunun kazandığı en önemli muvaffakiyetlerden birisiydi. Bağdat’ı fethetmek için yola çıkan İngiliz kuvvetlerinin teslim alınması Türk ordusuna itibar ve şan kazandırdığı gibi İngiliz ordusunun prestij kaybına uğramasına sebep olmuştu. Kutülammare zaferi müttefik devletler olan Almanya, Avusturya, Bulgaristan tarafından tebrik mesajları gönderilerek kutlandı. Almanya imparatoru bu zafer münasebetiyle okulları bir gün tatil ederek kutlamalar yapılmasını emretti. Alman bestekâr Paul İwan tarafından zafer üzerine bir marş bestelenerek padişaha takdim edilmiştir.

Kutul Amare’den Alınan İngiliz Esirler ve Esirlerin Anadolu’ya Sevkiyatı

Osmanlı topraklarında Birinci dünya savaşında esir olan İtilaf Devleti askeri sayısı 1916 Ekim ayında 26 binden fazla idi. Sadece Kutul Amare’de 13309 İngiliz’in esir alındığını düşünürsek, Birinci Dünya Savaşında Türkiye’deki esir ve üsera garnizonları konusunda Kutü’l-Amare Zaferinin ne kadar önemli olduğu anlaşılabilir. Kutul Amare Zaferi Türk ve Alman Basınında geniş yankı uyandıracaktır. Her ne kadar her iki basında esir edilenleri hepsinin İngiliz olduğu konusunda ısrarlı ise de bu gerçeği yansıtmamaktaydı. Kut’tan alınan esir miktarı şöyle idi; 5’i general olmak üzere 277 İngiliz Subay ve 2869 İngiliz nefer ile birlikte 204 Hintli Subay ve 10440 Hintli nefer yani toplamda 481 subay ve 13309 neferdir.

Esirlerin Tutulduğu Yerler

Esirlerin ikamet edeceği şehir ve kazalar seçilirken en başta onların gözetim altında tutulabilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda da özellikle Anadolu’ya kıyısı olmayan, askeri sevkiyat noktalarından uzak, düşmanla işbirliğinin zayıf olduğu şehirler sürgün yeri olarak tercih edilmiştir. Bu anlamda esir tutulan yerler genel olarak Sivas, Kastamonu, Diyarbakır, İstanbul, Konya, Ankara, Bursa, Adana, Halep ve Suriye gibi vilayetlerle Kayseri, Eskişehir, Kütahya, Niğde, Urfa, İzmit gibi mutasarrıflıklara gerçekleştirilmiştir.
Bunların yanında bu vilayet ve mutasarrıflıklara bağlı Osmancık, Ayaş, Boğazlıyan, Tokat, Çiçekdağı, Mucur, Burdur, Yozgat, Çankırı, Çorum, Amasya, Kırşehir, Bozkır, Talas, Nevşehir, Kalecik, Şam, Orhaneli, Aksaray, Ereğli, Bor, Beypazarı, Devrekâni, Taşköprü, Sultaniye, Beyşehir, Safranbolu, Bala, İskilip, Koçhisar, Sungurlu, Haymana, Araç ve Seydişehir gibi liva ve kazalara da esir veya tutuklu düşman gönderilmiştir. Bütün bu veriler 1. Dünya Savaşı geneli içindir. Kutul Amare İngiliz esirleri için de aynı şey söz konusudur.

Savaşın ilerleyen dönemlerinde esir sayısı arttıkça yeni üsera garnizonları teşkil edilmeye başlandı. Üsera garnizonları oluşturulurken ana yol güzergâhı üzerinde olmasına dikkat ediliyordu. Kutü’l-Amare Zaferi sonrası önemli bir miktar esir elde edilmişti ki (13 binden fazla) bu suretle esirler için yeni mahaller oluşturulmuştu. Bu oluşturulan mahaller bazı evlerin boşaltılması suretiyle oluşturulan garnizonlardı.

Uşak’taki İngilizler

Kutul Amare Savaşı’nın Uşak ile bağlantısını araştıran araştırmacı Ömer Aşçı, şu ilginç bilgileri aktardı:

“Kutul Amare’de esir alınan erler Uşak, Ankara, Kastamonu, Yozgat, Eskişehir, Konya, Afyon vs. şehirlerdeki üsera kamplarına gönderilirler. İngiliz subaylarının gönderildikleri şehirlerde mahfuz hanelere yerleştirilmeleri mülki makamlara emredilmişti. Ama Uşak ‘ta uygun ev bulunamamış olacak ki gönderilen İngiliz esirler Hacı Gedik hanına yerleştirilmiştir.”

Agos Dergisi Kutul Amare’de Alınan İngilizler Hakkında Diyor ki

Esir askerler, Ermenilerin ‘sevkiyatı’nda olduğu gibi, yaşamlarını sürdürmeleri için tüm temel ihtiyaçlardan yoksun halde yaklaşık 700 kilometre yürütüldüler ve bölge aşiretlerinin ve köylülerinin saldırılarına uğradılar. Adeta yaşamaları için de hiçbir şey yapılmıyordu. Esir alınan askerden en az 4,200’ü bu sevkiyat sırasında öldü veya öldürüldü. İngiliz subayı E.A. Walker’a göre, Hintli esirlerin geriye kalanlarının yüzde 75’i de ilk sene ölecekti.

Hayatta kalan esirler, Bağdat’a ulaşması planlanan demiryolu inşaatında çalıştırıldılar. Öldürülen veya kamplara gönderilen Ermeni işçiler yerine, Hintliler çoğunlukla Resulayn’da görev alırken, İngilizler daha çok Toros ve Amanos tünellerinde çalışmaya zorlandılar. Krikor Balakyan, Bahçe Tren İstasyonu’nda bu esirlere rastlayacak ve onları ‘kamburları çıkmış, giysileri paçavraya dönmüş, kir, toz içinde ve iskelet haline gelmiş’ bulacaktı…

Halbuki Kızılay’ın kaynaklarında ve bazı esir İngiliz subayların günlüklerinde kötü bir muameleden ziyade çoğunlukla Osmanlı’nın kendilerine misafir gibi davrandığını yazmaktadır.

Esir İngiliz Subay Yüzbaşı Forbes Adam’ın Yaşadıkları

Bilindiği gibi I. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı Devleti’nde esirlerin tutulduğu bazı merkez toplama kampları bulunmaktaydı. Başta Afyonkarahisar, Ankara ve İstanbul gibi kamplara ulaşan esirler, bu merkezlerde gerekli kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra kendileri için uygun görülen kamplara nakledilmişlerdir.

Anadolu’daki üsera garnizonlarında esir barınakları olarak terkedilmiş resmi binaların ya da Ermenilerden boşalan evlerin uygun ikametgâhlar olarak öne çıktıklarını görmekteyiz. Kastamonu’da da benzer şekilde tutsakların yarısı bir okula; Yüzbaşı Forbes’ın da içinde bulunduğu diğer yarısı ise daha evvel Ermeniler tarafından kullanılmış olan beş büyük eve yerleştirilmiştir. Daha sonra firar girişimleri sonucunda önce kamp koşulları sıkılaştırılmış, sonra da Çankırı’daki esir kampına gönderilmişti. Burada zorlu bir kamp dönemi geçirmiş ve ardından son olarak da Yozgat’taki daha kalabalık bir esir kampına yerleştirilmiş.

Uzun bir müddet burada kaldıktan sonra 1917’de Berne Esir Değişim Anlaşması ile İngiliz ve Türk esirler değiş tokuş edilmiştir. Bu anlaşma gereğince tahliye olanlar arasında Yüzbaşı Forbes da vardı. Yozgat’taki kamptan Ankara, Eskişehir, Afyon yoluyla 1918 yılında İzmir’de gemiyle önce Yunanistan’a sonra ülkesi İngiltere’ye gidebildi. Böylece aylarca misafir kaldığı Osmanlı topraklarından ayrılmış oldu.

Yozgat’a Getirilen İngilizler

Osmanlı aldığı İngiliz esirleri köle olarak çalıştırmaya değil Yozgat’a getirmiş, evlere yerleştirmişti. Kutul Amare’de esir düşen İngiliz Binbaşı E.W.C. Sandes’in günlüğünde detaylı bir şekilde anlatılır. İşte İngiliz bir esirin günlüğünden İngiliz esirlerin durumu: Kutul Amare‘de Osmanlı askerlerine teslim olan İngiliz Esirler Yozgat’a varmadan önce gerekli hazırlıkların yapıldığı anlaşılmaktadır.

“Osmanlı, esirler için iki büyük müstakil ev hazırlamıştı. Kıdemli subaylar alt taraftakini kullanmaya karar verince yüzbaşılar ve teğmenler üst binada toplandı. Odalar seçildi ve iki oda da emir erlerine ayrıldı. Türkler evin giriş kapıları dışına nöbetçiler yerleştirdiler. Su almak için dışarı çıkmak hariç esirlerin evine giriş ve çıkış için izin yoktu. Evlerin kırmızı kiremitli çatıları ve sayısız pencereleri vardı. Taş, moloz ve çamurdan oluşan duvarları çok ince olup yaklaşık 23 cm. idi. Binanın içi ve dışı beyaz badanalı idi. Evler iyice temizlenmiş ve süpürülmüştü. Aslında, evi böyle bir durumda bulmak esirler için iyi bir sürpriz olmuştu. Yukarı evdeki odaları zemin ve ahşap tavanlı idi. Duvarlar içine dolaplar yapılmıştı.”

“Önceleri hastane olarak kullanılan ve kıdemli subayların kaldığı binanın yanında büyük bir bahçe vardı. Bu bahçe daha sonra esirlerin egzersiz alanı oldu.” Yazarın öğrendiğine göre hali vakti yerinde olan Ermenilere ait olan bu binalara 1914 yılı sonunda el konulmuştu. “Çeşitli odaların duvarlarında Hristiyan dinine ait resimler ile küçük nişler vardı. Bu evlerin ahşap tavan ve dolapları özenle yapılmıştı. Tavanın bazı yerleri karmaşık süsleme ile oyulmuştu. Her şey eski sahiplerinin zengin olduğunu ve iyi bir eğitim aldığını gösteriyordu. Evde Ermeniceden Fransızcaya ve Fransızcadan Ermeniceye çeviri içeren çocuklara ait eski alıştırma kitapları bulunmuştu. Bu da evin eski sahiplerinin Ermeni olduğunu göstermekteydi. Özellikle Yozgat’ın birçok yerinde boş evler vardı ve bunlar yıkılmaya yüz tutmuştu. Bu boş evlerin sahiplerinin Ermeniler olduğu söyleniyordu.”

“Mutfakta hiç fırın yoktu. Daha sonra, gazyağı tenekesi ve çamurla kendi fırınlarını yaptılar. Yazarın ilk yerleştiği evde 63 kişi kalıyordu.” Yozgat’a gönderilenlerin yaklaşık 100 kişi oldukları göz önüne alınırsa diğer evde de 30-40 kişinin kaldığı anlaşılır. Yukarıdaki evde esirlerin konforu için yapılan yetersiz düzenlemelerdeki başlıca kusur evde hiçbir mobilyanın olmamasıydı. Kıdemli subayların evindeki odalarında da hiç mobilya yoktu ve yemek salonundaki sandalyeler, masalar, sedirleri iaşe müteahhidi tarafından konmuştu.

Yozgat’ta esirlerden sorumlu Türk Komutan Topçu Binbaşı Kazım Bey idi. Onun emrinde genç bir Mülazım-ı Sani (Üsteğmen), bir yüzbaşı ve bir tercüman vardı. Mülazım katip görevi görüyordu. Kazım Bey yaklaşık 100 İngiliz subayının sorumlusuydu. Yazara göre, Kazım Bey esirlere düşmanca davranıyor ve isteklerini önemsemiyordu. Esirlerle ilişki kurmaktan özenle kaçınıyordu ve ilk birkaç ay esirleri ziyarete dahi gelmemişti. Yazar, Binbaşı Kazım Beyi, eski ekolden, eksik eğitimli, tüm Avrupalılardan nefret eden birisi olarak tanımlamıştır.

Mülazımın az buçuk Fransızcası tercüman yardımı olmadan esirlerin bazı isteklerini anlamaya yardımcı oluyordu. “Koyu esmer tenli yüzbaşı hiç Fransızca bilmemekle beraber akıcı İspanyolca konuşuyordu. Moise Eskenaz isimli Yahudi tercüman 20 yaşlarındaydı ve oldukça kısa boyluydu. Çavuş üniforması giyen Moise, iyi derecede Türkçe, Fransızca ve İngilizce konuşması yanında Almancayı da biraz konuşuyordu. Çikolata veya bisküvi ile rüşvet almaktan çekinmezdi.”

“Mülazımın emrinde muhafız olarak yaklaşık yirmi Türk askeri (posta) vardı ve kıdemli subayların kaldığı evin yanındaki küçük bir evde kalıyorlardı. Zaman geçtikçe Türk muhafızlar daha dostça davrandılar. Onbaşı Ahmet her sabah akşam esirleri odalarında sayardı. Onbaşı ve bir asker odaya girmeden önce kapıyı vurur, iyi akşamlar ve iyi geceler deyip sayımı yapardı. Genellikle her ikisi de nezaket içinde sabahleyin de iyi geceler derdi ama daha sonra doğru kelimeleri öğrendiler.”

Esirlere Yardım

Kutül Amare zaferinin kazanılmasının ardından Bağdat’ta bir esir kampı oluşturulmuş ve Hilal-i Ahmer Cemiyeti kampta bulunan İngiliz esirlerin aileleriyle haberleşmesi görevini üstlenmiştir. Hilal-i Ahmer Irak Cephesinde de yalnızca kendi askerlerimize değil aynı zamanda yabancı esirlere de gereken özen göstermiştir ve dil, din ve ırk fark etmeden herkese yardımı bir görev olarak görmüştür.
Savaş esirlerine fotoğraflar ve mektuplar, dönemin zor şartlarında Hilal-i Ahmer tarafından ulaştırılmış, aileleri ile aralarındaki bağlantının sürmesini sağlamıştır.

Kutul Amare’de İngilizlerin Baş Kişisinin Akıbeti

Esir alınan İngiliz General Townshend Haydarpaşa’da büyük bir ilgi ve alaka ile karşılandı ve buradan kendisine ikametgâh olarak tahsis edilen Heybeliada’daki eve nakledildi. Enver Paşa ile görüşmek üzere İstanbul’a gönderildi. Enver Paşa kendisini esir olarak değil misafir olarak kabul etmesini İstanbul’da dilediği gibi gezebileceğini söyledi.

1918’de savaşın sonlarına yakın zamanda Townshend, Babıali’ye görünürdeki ateşkes anlaşmasında Osmanlı’nın haklarını korumak için yardım etme çabası karşılığında tahliyesini istedi ve kabul edildi. Adalar’dan Bandırma’ya ve trenle İzmir’e ulaştı. Buradan da gemiyle Mondros adasına vardı. Ateşkes antlaşması sonrası, sırasıyla Roma, Paris ve nihayet ülkesi İngiltere’ye dönebildi.

Kutul Amare’de esir alınan en yüksek rütbeli düşman subayı Townshend haricindeki İngiliz generalleri ve yüksek rütbeli subaylar Bursa’ya sevk edilmiş, bunlar için uygun ve mahfuz bir ev bulunması bulunamadığı takdirde otel tahsis edilmesinin uygun olacağı Dahiliye Nazırı Talat Bey tarafından Bursa valiliğine bildirilmişti. Townshend esareti boyunca Bursa’daki generallerden General Mellis ve General Delamain’le mektuplaşıyordu.

Kutul Amare’de Müslüman Esirler

Kutul Amare’de esir alınan İngiliz tümeni bir Hint tümeniydi ve askerlerinin çoğu Hintli idi. Bu Hintliler içerisinde çoğu Pencap bölgesinden yaklaşık iki bin Müslüman asker bulunuyordu. Bu Müslüman askerlerden bazıları Kutul Amare’de muhasara altındayken kaçarak Türk ordusuna katılmıştı. Kuşatma boyunca bu ilticalar sürmüş, Türk tarafına kaçmaya çalışanlardan bazıları vurulmuş, yakalananlar idam edilmişti.

Bu savaşta esir alınan erler Ankara, Kastamonu, Yozgat, Eskişehir, Konya, Afyon vs. şehirlerdeki üsera kamplarına gönderilirken 6. Hint tümenindeki bu Müslüman erler diğer esirlerden ayrılarak Bursa’ya getirilmişler ve burada özel muamele görmüşlerdir.

Bu hususta Dâhiliye Nezareti’nden Bursa Valiliğine gönderilen 18 Mayıs 1916 tarihli yazıda: “Kutul Amare’de esir edilen Müslüman Hintlilerin halifelik makamına karşı bağlılıklarını artırmak maksadıyla Bursa’ya gönderilmeleri Başkumandanlıkça uygun görülmüş olduğundan bu askerler için iki bin kişilik bir yerin hazırlanması” istenmişti

Kaynak
Mücahit Zafer Ağ, Kastamonu’da İngiliz Esirler (1916-1917

UşakHaber , Kutül Ammare ile Uşak’ın İlginç Bağlantısı

TÜİK

Wikipedia, Kutül Amare Kuşatması, Townshend, 1. Dünya Savaşı Irak Cephesi

Türkiye’de Hemşirelik Tarihi, 141, Nuran Yıldırım
Hilal-i Ahmer’den Kızılay’a Prof. Dr. Seçil Karal Akgün Öğr.Gör. Murat Uluğtekin ‘ın kitaplarından derlenmiştir.

Yüzbaşı Forbes Adam The Sunday Post

Kutülammare’de Esir Alınan İngiliz Ordusu ve General Townshend (Muzaffer Albayrak)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir