Politika Ve Strateji

Libya Senusi Hareketi

(TAKİPÇİ YAZISIDIR,YAZAR:MUHAMMED ENES)

Geçmişten Günümüze Libya İlişkilerinde Senusi Hareketi
|Not: Bu bilgiler Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ‘nde öğretim görevlisi olan Prof.Dr.Kadir Özköse hocamızın Libya ve Osmanlı kaynakları merkeze alınarak hazırladığı “Muhammed Senusi ” adındaki kitabından ve yine onun tavsiyesi ile Nicola Ziadeh’in  Tasavvuf ve Siyaset Hareketi:Senusilik kitabından özetlenmiştir. |

A)Senusi Hareketinin Doğuşu

Senûsiyye Tarikatı’nın kurucusu olan Muhammed b. Ali es-Senûsî, aslen Cezayirli bir alimdir.Ancak faaliyetlerinin çoğunu Libya’da sürdürdü. Kuruluşunun ilk yıllarında Senûsiyye Tarikatı, zühd ve takvaya önem veren, riyazet ve mücâhede yolunu tutan, tasavvufî makam ve mertebelere ulaşılması konusunda, titiz bir seyr u sülûk eğitimini öngören bir tarikattı.
Muhammed Ali Es-Senusi gençlik yıllarında Fas’a giderek orada eğitim görmüştür.Pozitif bilimler,dini ilimler ve siyaset öğrenmiştir. İbn Senûsî hac vazifesini ifa etmek, İslâm dünyasını yakından tanımak maksadıyla  1819 yılında Fas’tan ayrıldı. 1823 yılında Kahire’ye vardı. İttihad-ı İslâm(İslam Birliği) anlayışını öngören siyasi düşüncesiyle ve yönetimin icraatlarını tenkit etmesiyle,bugün Araplar tarafından “Kurtarıcı” olarak görülen ve Osmanlı’ya isyan etmiş olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın tepkisini gördü.Ezher Üniversite’si alimleri tarafından zındıklık ile suçlandı ve Kahire’den kovuldu.
Hicaz’a gitti. Onbeş yıl kadar Hicaz’da kaldı.Bu bölgede etkin bir tarikat olan İdrisiyye Tarikatı’nın şeyhi Ahmet bin İdris ile yakın temaslar kurdu.Her iki alim,uzun yıllar boyunca,Vahhabiye hareketine karşı halkı bilinçlendirdi.Bu yüzden Suud ailesi tarafından baskı gördüler. Vahhabilik,İslam tarihinin ilk yıllarında ortaya çıkan Haricilik gibi katı bir din anlayışına sahipti.Özellikle İngilizler tarafından desteklenen kurucusu Abdülvahhab sayesinde gittikçe popüler bir hale geldi.
1.Dünya Savaşı’ndan birkaç yıl önce Osmanlı otoritesi,bitmek bilmeyen savaşlarla ciddi bir biçimde sarsılmıştı.Önce 1.Balkan savaşı ve sonrada Arabistan civarında yükselen vahhabi ayaklanmaları ile Osmanlı, Kuzey Afrika gibi bölgelerde hakimiyetini yitirmeye başladı. Osmanlı Devleti’nin tamamen etkisiz kaldığı, siyasî otoritesini kuramadığı bölgelerde Şeyh Senûsî ,güçlü bir nüfûza sahipti.İnsanları,Osmanlı’yı takip etmeye ve Halife’yi dinlemeye davet ediyordu.

Birinci Bölüm Sonu

B) Senusi Hareketi Yükseliyor

1830 tarihinde Fransa,Cezayir’i işgal girişimine başladı.Şeyh Senusi,İşgal girişimini engellemek için Cezayir’e dönmüş ve bir halk ayaklanması planlamıştır.Kabileleri ve yerli halkı örgütlemeye çalışarak işgali durdurmayı amaçladı.Bölgede direniş faaliyetinin öncüsü oldu.Büyük ve silahsız gösteriler düzenleyerek uluslar arası kamuoyunun desteğini almayı amaçladı. Bu mitinglerden birinde tam 1 milyon insan Fransızları protesto etmiştir.Ancak bu gösteride Fransızlar,sivillere kurşun yağdırdı ve direniş tamamen sonlanana kadar 1 milyon dan fazla insan öldürüldü.Bu katliamlara Dünya devletlerinin sessiz kaldığını gören Senusi,Cezayirden ayrılarak Libya’ya geldi ve Osmanlı yönetimi ile irtibat kurdu.

Cezayir’den sonra Libya’nın da Avrupa’lı güçlerin hedefinde olduğunu anlayan Senusi,Libya’da tarikat yapısını tamamen terk ederek, tasavvufi bir teşkilat yapısını başlattı. Bu teşkilatlanma’nın ilk adımı Jagbub Zaviye’si oldu. Cağbub zâviyesi 1854-1895 tarihleri arasında Senûsî hareketinin başkenti olmuştur.

Şeyh Senusi’nin planı şöyleydi ; Her  50 veya 70 km aralıklarla bir zaviye inşa edilecek.Bu Zaviyeler,bulundukları bölgedeki halka İslam’ı anlatacak ve dini-pozitif ilimlerde dersler verecekti.Her zaviyenin yöneticisi  o bölgedeki halkların ileri gelenlerinden biri olacaktı. Bölgedeki sorunları çözecekler,kan davalarını sonlandıracaklar,sosyal ve ekonomik olarak her alanda bölgeyi kalkındıracaklardı.Tabi aynı zamanda bu zaviyeler bir posta teşkilatı gibi haberleşme sağlayacaktı.Zaviyeler’in gözcü kuleleri bulunmaktaydı.Şayet bir sorun olursa,bölgedeki zaviyeler ortak bir direniş gösterecekti.
Seyyid Muhammed es-Senûsî, istediği vakit, kolayca kırk ellibin kişiyi toplayabilir, icabında bütün Tuvaregleri, Sibuları, Tuvat Araplarını ve hatta sürülerle Sudan kavimlerini istediği noktaya sevkedebilirdi. Fakat Seyyid, vakitsiz bir hareketin, bu kadar emeklerle kurulan binayı, bir daha kalkmamak üzere yıkacağını düşenmekteydi. Bunun için Büyük Senûsî, faaliyetlerinden, siyasî icraatından evvel, İslâm Alemi’ni uyandırmaya, kısmen bile olsa, emellerini anlayacak, düşüncelerini uygulamaya koyacak hale getirmeye azmetti.

İkinci  Bölüm Sonu

c) Muhammed Mehdi Es-Senusi

Babası Şeyh Senusi’nin ölümünden sonra Cemiyet’in başına oğlu Muhammed Mehdi geçti.Kendisi Libya faaliyetlerini genişleterek Afrika’nın orta kesimlerine doğru yayıldı.Zaviyelerin sayısını artırdı ve silahlanma faaliyetlerini başlattı. Mehdî’nin faaliyetleri sonucu tarikat, doğu-batı ve güney istikametlerinde hızla yayılma kaydetti, Sudan, Sireneyka, Fizan, Mısır, Tunus, Orta Afrika, Çad, Sahra, Vaday ve Ennedi’de hakim konuma geldi. 1902’de Fransızlar’ın Vaday ve Ennedi’deki hakimiyetine kadar, Orta Afrika’da Senûsî faaliyetlerini dizginleyebilecek, harekete karşı duracak hiçbir güç bulunmamaktaydı.
Seyyid Mehdî, üç renkli sömürge bayraklarını süngülerinin ucuna takıp, İslâm ülkelerini istila etmeyi sürdüren fransızlara karşı silaha sarıldı. Hayatı boyunca bir daha silahını kabzasına sokma fırsatı bulamadı.Osmanlı Hakimiyet’inin kaybolduğu bölgelerde Senusi Hareketi,kendilerine “ Halife Ordusu” adını vererek cihada başladı. Onlarca yıl Fransız işgal güçlerinin ilerleyişini durduran ve onlara uzun yıllar ağır kayıplar verdiren senûsîler, yüzyılın sonundan itibaren ağır yaralar almaya  başladılar.

d)Seyyid Ahmed Eş-Şerif

Seyyid Mehdî’nin ölümüyle tarikat, üçüncü dönemine girdi.Oğlu Muhammed İdris henüz  12 yaşında idi ve uygun değildi. Seyyid Ahmed eş-Şerif ailenin en büyük ferdi olarak liderliğe getirildi.

1912-1917 yılları arasında İtalya ve İngiltere’ye karşı Sireneyka’da bedevîlerin başında yürüttüğü direnişin ardında 1917’de Enver Paşa gibi, Türk danışmanları tarafından ikna edilen Seyyid Ahmed eş-Şerif, tarikatın mücadelesini yarıda bırakarak daha etkin bir destek elde etmek üzere, İstanbul’a gitti. İstanbul’a gelen Şeyh Ahmed eş-Şerif, o sırada tahta çıkan Sultan Vahdettin’e kılıç kuşatan zat oldu.
İstanbul’un işgal edilmesiyle, ülkesinden uzakta eli kolu bağlı kaldı, fakat azmini yitirmedi. Herşeye rağmen müslümanların birliği, selameti ve istiklâli için çalıştı. Seyyid Ahmed, müttefik kuvvetler İstanbul’a çıkarken, 1919 yılında Anadolu’ya geçti. Türk mukavemet hareketini örgütleyen Mustafa Kemal Atatürk ile birleşti. İlk meclis kurulduğunda Seyyid Ahmed Şerif Başkan Vekilliği görevini yürütmüştür (İnternette Atatürk ile fotoğrafı var).1921 başlarında Sivas’ta İttihad-ı İslâm Konferansı gerçekleştirildi. Bu konferansın maksadı, bütün dünya Müslümanlarının birleşmesini ve Atatürk’e kurtuluş savaşında destek vermekti. Kurtuluş mücadelemize bilfiil katılan Seyyid Ahmed eş-Şerif, ilk TBMM tarafından Irak tahtına aday gösterildi.Zira Müslüman halk üzerinde ki etkisiyle,Atatürk onun İslam aleminde bir ayaklanma başlatabileceğinden emindi.

Üçüncü Bölüm Sonu

e) Seyyid Muhammed İdris

Ahmed Şerif,İstanbul’a giderken direnişin askeri boyutunu Ömer Muhtar(Çöl Aslanı)’a bırakmış,bürokratik olarak Libya halkının sesini duyurma görevini ise Muhammed İdris’e vermişti.

Libya ile yakından ilgilenen Avrupa devletleri, ülke halkının temsilcisi olarak Ahmed eş-Şerif’ten ziyade, Seyyid Muhammed İdris’in benimsenmesi konusunda yoğun bir kamuoyu baskısı oluşturmaktaydı.Çünkü Muhammed İdris,Osmanlı hakkında haleflerinden farklı düşünüyordu.Muhammed İdris,Osmanlı’nın artık mazide kaldığını ve Libya’nın bağımsız bir devlet olması gerektiğine inanıyordu.

1918’de imzalanan Mondros Mütârekesi ile Osmanlı Devleti, ikinci defa ve kesin olarak Trablusgarb ve Bingazi’de kalan kuvvetlerini geri çekti. Bu son Afrika eyaleti, kendi kaderi ile baş başa bırakıldı. Türkiye’nin, Trablusgarb ve Bingazi üzerindeki haklarından tamamen vazgeçmesi ise, 1923 tarihli Lozan Antlaşmasıyla oldu.

Ankara da,Kurtuluş savaşından hemen sonra Mustafa Kemal ile Libya’ya destek için görüşen Ahmed Şerif’in olumsuz cevap alması üzerine İtalya işgalinde olan Libya Bağımsızlık Hareketi resmen başladı.
Ömer Muhtar’ın askeri direnişi örgütlemesi ile birlikte İtalyanlara karşı zaferler kazanılsa da,sonuçta Ömer Muhtar yakalandı ve idam edildi.İtalyan hükümeti,Muhammed İdris ile bir anlaşma yaptı ve Senusi aile fertlerine dokunulmayacağına söz verdi.Onlara hediyeler verip susturdular.Ancak ikinci Dünya savaşın da İngilizler ile birleşen Senusiler,Mihver devletleri  Libya’dan çıkarmış oldular.Lakin bu seferde İngiliz ve Fransızlar bölgeye yerleşti. 
İtalya ile, galip devletler arasında yapılan 1947 tarihli Barış Antlaşmasının 26.maddesi bu devletin eski sömürgeleriyle ilgisini ortadan kaldırdı.Akabinde çalışmalara başlayan Muhammed İdris, 1950’de toplanan meclis tarafından kral ilan edildi.Türkiye’ye sıklıkla ziyaretler düzenleyen Kral İdris, 1969’da Kral İdris, Türkiye’de iken Muammer Kaddafi önderliğinde bir darbe yapılarak yönetimden uzaklaştırıldı. Libya Kralı İdris es- Senûsî  ile Irak Kralı Faysal ve Başbakanı Nuri Said Paşa, ülkelerini Türkiye ile birleştirmek istedikleri konuşulmaktaydı. Her ikisi de, süper güçlerin oyunlarıyla bertaraf edildiler.

SONN

One thought on “Libya Senusi Hareketi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir