Politika Ve Strateji

Misak-ı milli sınırlarını ve Türkiye’nin Günümüz politikası

Misak-ı milli son Osmanlı mebusan Meclisi tarafından mondostan önce ișgal edilmeyen vatan topraklarını hedef alan bir yemindir.

Yedi maddede belirtilmistir bunlar :


Mondros Ateşkesi imzalandığı sırada işgal edilmemiş böl­geler kesin Türk yurdudur, parçalanamaz.

Kars, Ardahan ve Batum’da (Elviya-i Selase) gerekirse referanduma gidilecektir.

Araplar kendi geleceklerini kendileri belirleyecektir.

Batı Trakya’nın geleceği referandum ile belirlenecektir.

İstanbul, Marmara ve Halifenin güvenliği sağlandığı tak­dirde, Boğazlar trafiğe açılacaktır.

Azınlıklara, diğer ülkelerdeki Türk azınlığa tanınan haklar tanınacaktırSiyasi, mali ve adli gelişmemizi engelleyen sınırlamalar kabul edilemez. (Kapitülasyonlar)

Bu görüșün gerçekleștirilmesi için kurtuluș savașı ve ardından büyük çabalar harcanmıștır . Serv 24 temmuz 1923 te imzalanınca çözümlenmemis musul sorunu en büyük hayalimiz olarak önümüzde durdu. Ancak musul tüm çabalara ve askeri tehditlere rağmen ırak toprakları içinde kaldı.
Hicbir zaman Misak-ı milliden vaz geçmedik. Bu düșünce özellikle son yıllarda Bașkan ERDOGAN tarafından yoğun olarak dillendirilmekte. DAEȘ’in müdahale alanlarına yönelik yapılan harekatlarda Türkiye’nin yoğunlukla bu alanlarda etkinliğini arttırdığını görürüz. Bașkan ERDOGAN musul operasyonuna katılmanın Misak-ı milli tarafından önemli olduğunu bir çok kez ifade etmiștir. Aynı zamanda güvenli bölge sınırlarına dikkat ettiğimizde Misak-ı millinin sınırları Ile örtüștüğünü görürüz. ABD’nin ypg Ile yaptığı Rakka operasyonuna Kara kuvvetleri Ile biz girelim diye öneri sunduk. Burdaki temel amaç Rakkaya kadar inip ypg etkiliğini kırmanın yanında Misak-ı milliyi kabul ettirmekti. DAEȘ bu sınırlar içerisindeyken bu bölgedeki halka yoğun silah ve ekonomik destek sunduk bunun amacı halk nezdinde Türkiye’nin varlığını kabul ettirmekti. Irak topraklarında bu gün yapılan operasyon da temelde bu görüș etrafında șekillendiğini görürüz. Özellikle musul çevresindeki DAEȘ varlığında yerel halka yoğun silah desteği sağlanmıș Bașika üssünde DAEȘ’ e büyük zararlar verilmiștir. Pençe-kaplan operasyonu Ile kuzey ıraktaki kamplar yıkılmıș buralara türk askeri yerleșmiștir. Operasyonlar devam edecek ve daha derinlere ineceğiz daha sonrada buraya Pkk yerleșebilir diye geri çekilmeyi reddedeceğiz.

Irak hükümetine baskı yapılarak hükümette Türk bakan olması birinci ağızlardan dillendiriliyor. Idlib’te türk parası kullanılmaya Ptt kurulmaya bașladı. Bu artık Türkiye’ye bağlanmanın bir adımıdır. Abd etkisi azaldıkça Ypg Ile iși bittikçe sınırlar genișleyecektir. Mavi vatan sınırlarına baktığımızda aslında adalar üzerinde baskı olușturma ve Misak-ı milli sınırlarını gerçekleștirmeye yönelik olduğunu görürüz. Bu yüzden Yunanistan olabildiğince Doğu Ile ittifaklar yapıp Türkiye’nin ordaki ișini uzatmaya çalıșıyor biliyor ki ordaki iși bitince gözünü yeniden adalar denizine çevirecek. Abileri tabiki askeri olarak Yunanistan’ı kolay halde desteklemeyecek bunu bir çok Yunan akademisyen siyasetçi dillendirmekte. Türkiye artık bölgesel değil küresel bir güç olmanın peșinde bunu yapılan TCG Anadolu, TCG Trakya ve yapımı planlanan uçak gemisi Ile görebiliriz Bu tarz gemiler çıkarma yapmanın yanı sıra deniz așırı operasyon yapmak icindir.

Yani biz artik savunma pozisyonundan çıkıp söz gelimi somalide operasyon yapmaya bașlayacağız. Babaannesi türk olan Umman șeyhi Bae’ye karșı Türkiye’ye müttefiklik teklifi yapıyor. Türkiye buraya deniz üssü kurup hem Bae’yi sıkıștıracak hemde Yemen savașına müdahil olacak. Yani savașı Bae’nin arka bahçesine tașıyacağız. Acil bir ihtiyaç olarak uçak gemisinin çok ileri bir tarihte alınıp modernize edilecek görüșündeyim.

Bir taraftanda büyük ticari gelirin olduğu körfezde söz sahibi olacak. Işte bu fikir yoğun olarak Fransa’yı korkutmakta Macron: Doğu Akdeniz’i Turkiye’ye birakırsak hata ederiz güvenliğimiz biter. Sözleri bunu çok iyi özetlemekte öldürdüklerini sandıkları hasta adam daha gür bıyıkları, nasırlașmıș elleri Ile Osmanlı tokadı için gerilmekte bunu görüyor ve korkuyorlar. Son olarak Bașkan Erdoğan Yunanistan’a : ya meydana çık yada sus! diye bir çağrıda bulundu. Amacımız ortada asla Misak-ı milliyi parçalamayacağız. Yunanlar da temel bir kanı var TCG Anadolu ve TCG Trakya hakkımız olan adalara çıkarma yapmak için tasarlandı. Açıklanan navtexler aslında Yunanistan’ın özgüvenini kırıp masaya oturtmak için yapılıyor bir güç gösterisinden kazanca çıkacak yolumuz. Yapılan sondajlar maliyet olarak dönüyor ama Hali hazırda G. Kıbrıs ve İsrail tarafından keșfedilmis kaynaklar var bunlardan hakkımız olanı almak istiyoruz. Tabiki bölgesel ișimiz bittiğinde küresel hedeflerimiz öncelik kazanacak. 21.yy da hızla büyüyen bir güç olarak göze çarpıyoruz. Șimdilik denge politikası Ile ustaca hamleler yapıp kazanç sağlıyoruz. Abdülhamid’den beri bunu ustalıkla yapıyoruz ama bununda bir sonu olacak o an gelene kadar iyice kuvvetlenmeliyiz. Misak-ı milli sınırlarını halledince gücümüzün zirve noktasını göreceğiz. Hem petrol hem doğal gaz hemde egedeki gemi trafiğine sahip olacağız. Tabiki ne Rusya ne bölge ülkeleri bunu istiyor. Ama Abd açıkça bunu belirtmesede karșı da çıkmıyor bence el altından destekliyor bile olabilir. Çünkü bir yandan kendisinden uzaklașan batıyı cezalandırıyor bir yandan da Rusya’yı zorlayacak bir gücü sahaya sürmüș oluyor yani kendini tehlikeye atmadan Orta doğuda Rusya’yı sıkıștırıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir