Politika Ve Strateji

Sorun Değil Mücadele (Kıbrıs)

Genelde Dünya için Türkiye’nin jeopolitik konumu ne kadar önemliyse  özelde ise Ortadoğu ve Akdeniz ülkeleri için Kıbrıs’ın jeopolitik konumu o derece önemli ve kilit noktadadır. Günümüzde Akdeniz’de yeraltı kaynaklarının keşfedilmesiyle Kıbrıs Adası’nın önemi bir  kat daha artmıştır. Bu yazımızda cumhuriyetten itibaren yaşanan Kıbrıs Sorununa göz atacağız. Bu arada belirtmeliyim ki literatüre her ne kadar Kıbrıs Sorunu olarak geçse de bunu kabul etmemekle beraber  bunu bir Kıbrıs Mücadelesi olarak tanımlamaktayım. Zira bizim oradaki mücadelemiz alelade bir çıkar için değil ayrı düşmüş Türk milletinin refahı ve ona gelebilecek zevalleri engellemek üzeredir.

1964 İLK PATLAK

1959’da imzalanan Zürih ve Londra Antlaşmaları ile Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantörlüğünde  iki milletli bağımsız bir Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildi. Ancak Enosis ideali -Yunanistan ile birleşme ideali- peşindeki Rumlar sistematik olarak Türklere saldırmaya başladı. Olaylar akabinde adada konuşlu olan 650 Türk askeri  birliği zarar gören Kıbrıs Türklerini koruma altına almıştır söz konusu olaylarda 25 bin Kıbrıs Türkü adanın kuzey tarafına göç etmeye zorlanmıştır. Bu olaylar sonucunda iki millet fiili olarak bölünmüş ve Lefkoşa’daki Yeşil Hat ortaya çıkmıştır. Sorunların çözümü adına 15 Ocak 1964'te toplanan Londra konferansında Türk tarafının temsilcisi Rauf DENKTAŞ söz konusu sistemin işlemediğini açıkça belirtmiş ve bir federasyon kurmanın tek çözüm olduğunu ileri sürmüştür. Rum tarafıyla anlaşılamamış ve sorun için BM’ye  başvurulmuştur.  BM’nin kararı çatışmaları engellemek üzere adaya bir barış gücü yollamak yönünde oldu. Fakat bu güç çatışmaları engellemede yetersiz kalmıştır. Bunun üzerine 16 Mart 1964'te TBMM hükümete müdahale yetkisi vermiştir.  Ardından 2 Haziran 1964’te MGK toplanmış ve son karar verilmiştir : Müdahale edilecek. Ancak ABD tarafından tüm dengeleri değiştirecek bir mektupla tüm hesaplar değişmiştir. Dönemin ABD başkanı Jhonson gönderdiği Sert ve tehdit dolu mektubu ile müdahale seçeneği o an için rafa kaldırılmıştır.( aşağıda Jhonson mektubunu ayrıca inceleyeceğiz)

Acheson Planı


ABD’nin görevlendirdiği Dean ACHESON denetiminde 9 Temmuz 1964'te  yeni bir görüşme başlamıştır.  Planda Kıbrıs’ın kuzeyinin ve Meis Adasının Türkiye’ye bırakılması karşılığında adanın Yunanistan ile birleşmesi sağlanacaktı. Rum isteklerine en çok yaklaşan bu teklif Türk tarafından kabul edilmiş ancak Rum tarafı kabul etmemiştir.  6 Ağustos’ta başlayan çatışmalar nedeniyle görüşmelere devam edilememiştir.

Bu çatışmalar sırasında Kıbrıs Türklerinin Türkiye’ ile temel bağlantı noktası olan Erenköy Limanı kuşatma altına alınmıştır.  Bunun üzerine Türk jetleri olaya müdahil olmuş Yapılan bombardımanda 33 Rum hayatını kaybetmiştir. Çatışmaların tüm adaya yayılması ve Yunan jetlerinin de bölgede uçuş yapması üzerine konu bir kez daha BM’ye gitmiştir. BM’den gelen ateşkes kararına uyan taraflar ikili görüşmelere yeniden başlamıştır. Türkiye’nin TMT üyelerini çağırması , Yunanistan’ın Rum yönetiminin silah satın almasını engellemesi gibi karşılıklı  olumlu adımlar atılmıştır. 1967’de Yunanistan’da gerçekleşen darbe sonrası da görüşmeler devam etmiştir.



1974 HAREKATI

Darbeden sonra kendini halka kabul ettirmek isteyen cunta yönetimi bunu Kıbrıs üzerinde Azanılacak bir başarıyla sağlanabileceğine inanıyordu. Buna yönelik olarak ilk icraat Enosis görüşünü reddeden Rum lider Makarios’u koltuktan indirip yerine Atina yönetimine yakın bir isim getirmek oldu.  Ecevit Hükümeti bu dıştan gelen etki ile yapışan darbenin Türkiye’ye garantörlük hakları kapsamında müdahale yetkisi verdiğini ileri sürmüştür. Çıkarma gemilerinin çoğunu Ege sahillerinde muhafaza eden Türkiye başta adaya yalnızca 6 bin asker çıkartabilmiştir. 30 bine yakın Rum kuvveti karşısında oldukça yavaş ilerleyen Türk birlikleri adanın ancak yüzde 7sini kontrol altına almıştır. Bu müdahale sırasında dağınık bulunan Türk yerleşim yerleri tehlike altına girmiştir. Bu müdahaleden hemen sonra  BM yeniden araya girmiş Cenevre’de bir görüşme daha yapılmıştır. Bu görüşmelerde Türkiye müdahalesinin meşruluğunu kabul ettirmiştir. Görüşmeler esnasında Rumların yeniden Türk yerleşim yerlerine saldırması ile Türk tarafı için artık konuşma safhası bitmiş dünya kamuoyu tarafından olumsuz karşılansa da harekata başlamıştır. 14 Ağustos sabah saat 6.30 sularında harekata başlanıp 3 askeri harekatı bir arada başarıyla uygulayarak (çıkarma , havadan atma , helikopterle indirme)2 gün gibi kısa bir sürede adanın yüzde 40’ı ele geçirilmiştir. Harekatın ardından 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti ilan edilmiş ve taraflar arasında yapılan görüşmeler ile nufüs mübadelesi yapılmıştır. Harekattan sonra Kıbrıs Türkleri güvenliğe kavuşmuş ada iki idari ve etnik yapıya bölünmüştür.

 JHONSON MEKTUBU


1964’te Kıbrıs’a müdahale söz konusu iken ABD devlet başkanı Jhonson’ın gönderdiği bu mektup dengeleri alt üst edip müdahale konusunu bir süreliğine rafa kaldırmıştır.  Bu mektup sert ve kaba ifadelerle dolu ve diplomasi dili ile çok uzak bir şekilde yazılmıştır. Genel olarak yapılacak bir müdahale sonrasında SSCB karşısında herhangi bir saldırıda Türkiye’nin yalnız bırakılacağı söylenmektedir.

EOKA

Enosis -Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleşmesi ideali-  amacını gerçekleştirmek amacıyla kuruşan Yunan terör örgütü. Hızını alamayıp  Rum lideri Makariosu bile hedef almıştır. Daha sonra EOKA-B olarak ayrı bir faaliyet ortaya çıkmıştır.

CESURSAN GEL AL…
 Bu çağrı kıbrıs rum kuvvetlerinin karargahlarına yazdıkları Türk ordusuna bir meydan okumasıydı. Türk ordusu davete icabeti büyük bir gönüllülükle yerine getirdi. Ve  aynı karargaha ” Cesuraan gel al demiştin. Türküm , Cesurum ,Geldim , Aldım” yazmıştır.

TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı)



1957 yılında kurulmuştur. EOKA ile aktif mücadele  etmiştir. Kıbrıs’ta bulunan diğer direniş örgütlerini bünyesinde birleştirmiştir. Tek başına varlık gösteremeyen bu örgütler TMT bünyesinde  etkilerini artırmışlardır. Üyelerine mücahit ismi verilirdi. Kıbrıs Harekatı başladığı sırada yaklaşık 17 bin Mücahit aktif direnişteydi. Daha sonra devlet başkanlığı yapacak olan Rauf DENKTAŞ , Burhan NALBANTOĞLU, Mustafa Kemal TANRIVERDİ  tarafından kurulmuştur. Kıbrıs Adası’nda statükonun belirginleşmesiyle feshedilip Kıbrıs Türk Ordusu bünyesine katılmışlardır.

Kaptan Reuven kim ?

Rus Musevilerindendir. Devrimden sonra ailesi ile beraber İstanbul’a göç etmiştir. Babası Türkiye’nin ilk ipek çorap fabrikasını kuruyor. O zamanlar 3 yaşında olan Reuven babasının vefatı ardından 16 yaşında Filistin’e göç ediyor. Daha sonra denizciliğe merak salıyor. Bu denizci Kıbrıs Harekatı sırasında yanlışlıkla kendi gemimizi batırmamız sonucu zorda kalan askerlerimizden 42sini küçük teknesiyle kurtarmıştır.   Kalan askerlerimiz ise Libya ve İsrail deniz kuvvetleri tarafından kurtarılmıştır. Libya Lideri Kaddafi’nin askerlerimizi bizzat karşıladığı bilinmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir