Politika Ve Strateji

Strateji Bölüm 1 : Giriş

Başta savaş sanatı olarak ortaya çıkan kavram modern dünya ile değişmiş ve farklı anlamları da içine alarak genişlemiştir. Eskiden bir savaş kavramı olarak görülürdü.  Örneğin Napoleon öncesi dönem strateji kavramı topçu menzili dışındaki askeri faaliyetler olarak tanımlanmıştır. Günümüzde askeri unsurların yanı sıra ticari kuruluşlar, siyasi liderler, sivil toplum örgütleri kısacası hedefi ve gücü olan her şeyin topluluğun yahut bireyin stratejisi olabilir. Eğer bir hedefiniz varsa ve hedefe ulaşmak için var olan gücünüzü  nasıl kullanacağınızı tasarlamışsanız sizin de bir stratejiniz vardır.

Stratejide her şey çok basittir, ama bu işleri kolaylaştırmaz.

Carl von Clausewitz-

Stratejinin birçok  unsuru olmakla beraber öne çıkan üç tane unsuru vardır ; güç, yöntem ve hedef. Hedef stratejini oluşturulma sebebidir. Bir şirket için kar oranını artırmak, bir ordu için belirli bir alanı ele geçirmek yahut düşman unsurlarını yok etmek, öğrenci için ise hedefi hayalindeki okul olabilir. Yöntem ise hedefe ulaşmak için kullanılacak gücün nasıl kullanıldığıyla ilgilidir. Gücün kullanımıyla ilgili  verilebilecek en iyi örnek kanımca hilal taktiğidir. Orta cenahtaki süvarilerin vur-kaç yaparak düşmana zafer elde ediyormuş hissi verilmesi ardından da etrafının sarılması yoluyla düşmanın yok edilmesi eldeki güç olan süvarilerin en iyi yöntemle kullanılmasını somutlaştırır niteliktedir. Burada güç unsuruna dikkat edilmelidir. Belirlenen hedef var olan güce uygun olmalıdır. Küçük çapta güç ile büyük çapta hedefleri elde etmek yöntem ile mümkün olabilir ancak bunlar istisnai durumlardır. Bu durumlar dışında güç ile hedef dengeli bir şekilde olmalıdır aksi takdirde çabalar zayi olacaktır.

 Bu bilgiler ışığında basit bir formül çıkarabiliriz.

Strateji = hedef + yöntem+ güç.

Yazımızın geri kalanında stratejiye devlet açısından bakacağız. Strateji, ilk etapta olası savaşı önlemeyi , düşmanı yıldırıp çıkarlar sağlamayı hedeflemektedir. Sun tzu’nun dediği gibi “ Gerçek zafer, savaşılmadan kazanılan zaferdir.” Savaş kaçınılmaz ise bu sefer stratejinin ilk hedefi savaşı en az kayıp ile bitirmektir. İkincisi ise savaş sonrası devlet çıkarlarına en uygun barış antlaşmasının sağlanmasına zemin oluşturmaktır. En nihayetinde bir devlet stratejisi ulusal çıkarları korumak ve gözetmek üzere oluşturulur. En iyi stratejiler düşmanın stratejisini bozmaya yönelik stratejilerdir. Stratejiye saldırmak hasmın dengesini bozacak ve amaçlarını engelleyecektir. Hasmın dengesini bozmak için önce karar verme mekanizması çökertilmelidir. Bunun için düşmanın bilgi akışı engellenmeli yahut yanlış yönlendirilmelidir. Günümüzde klasik bilgi akışı önemini yitirmiştir. Onun yerine geçen ileri teknoloji aletler bu işi sürdürmektedir. Bu yüzden günümüz stratejileri siber ve elektronik ortamları göz önünde bulundurmalı ve bu ortamlarla uyumlu olmalıdır.

Stratejiye aynı zamanda güç yönetimi demek de doğru olur. Hedefe ulaşmakta kullanılacak gücün oluşturulması, geliştirilmesi ve pratikte nasıl ve nerede hayata geçmesi gerektiğini belirler. Gücün hedef karşısında zayıf kaldığı durumlarda ise ortaya riskleri hesaplamak gerekir. Elde edilecek çıkar ile hesaplanan riskler kıyaslanıp duruma göre uygulanabilirliğine karar verilir. Strateji esneklik gerektirir. Uygulama alanında önceden hesaplanan unsurlar önemini kaybedebilir veya önemli hale gelebilir. Bu duruma karşı stratejinin sabit kalması devletin çıkarlarına zarar verecektir. Öne çıkan unsurlara göre kendini duruma yenide hakim kılabilecek şekilde planlama yapılmalıdır. Yani strateji statik değil dinamik olmalıdır. Bu bağlamda stratejini sac ayaklarından biri olan hedef konusu dahi gözden geçirilebilir ve vazgeçilebilir. Zira her şey ulusal çıkar yararına olmak zorundadır.

 Hal böyle olunca liderler için iki temel özelliğin önem kazandığını görebiliyoruz. Öngörü ve risk analizi. Stratejinin  uyguluma durumunda meydana gelebilecek değişimleri, güçlenecek yahut  güç kaybedebilecek unsurları, değişerek ulusal çıkarları etkileyebilecek durumları fark etmek öngörü gerektirecektir. Bu öngörüler ışığında mevcut gücün hedef karşısındaki alacağı risklerin hesaplanması gerekmektedir. Risk analizi yapılırken meydana gelebilecek zararların hedefi elde ettikten sonraki sağladığı çıkar ile tartılması gerekmektedir.  Risk kefesinin ağır bastığı durumlarda  stratejide yönteminde değişikliğe gidilecek veya eldeki gücün hedef karşısında güçlendirilmesi için çalışılması gerekecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir