Tüccarlığın Gelişimi (Merkantilizm)

Coğrafi keşifler Avrupa’da tüm ticari ve ekonomik dengeleri değiştirdi bunu hepimiz biliyoruz. Avrupalı devletlerin el değmemiş toprakları keşfetmesiyle birlikte Avrupa’nın değerli maden arayışı ve sömürge faaliyetleri başladı bunu da biliyoruz ama bu yazıda bahsedeceğim merkantilizm işte böyle bir dönemde Avrupa’ya damgasını vurmuş bir sistemdir. 

15. yüzyılda uluslararası ticaretin başlamasıyla birlikte merkantilizmin ortaya koyduğu düşünceler sadece 15 ve 18. yüzyıllarda değil günümüzde de uluslarası ticaretin etkilendiği önemli bir kavram olmuştur. Günümüzde iktisat fakültelerinde merkantilizm anlatılmaktadır. Merkantilizmin ne olduğunu bilmek günümüzün ticaret sistemini daha iyi anlamayı sağlar. Sadece ekonomistler değil felsefe ile uğraşanlar da merkantilizmin savunduğu düşüncelerle ilgilenmektedir.

1.Bölüm: Merkantilizmin Doğuşu

15.yüzyılda Avrupa’da uluslar en güçlü olmak için birbirleriyle rekabet halindeydi. İspanya Avrupa’nın lider gücüydü artık, Flemenkler ve İngilizler hemen arkasından geliyordu. O tarihte bile tüccarlar hiç olmadığı kadar güç ve nüfuz elde ediyordu. Tüccarlar hükümdarların zengileşmesine hizmet ediyor, hükümdarlar da tüccarların seferlerinin mali yükünü üstleniyordu. Hükümdarlar ve tüccarlar ittifak halindeydi diyebiliriz. Bu ittifaka Latince tüccar sözcüğünden hareketle “merkantilizm” dendi.

Merkantilizm, rönesans ve keşiflerle bilim ve aklın önem kazanmaya başladığı zamanda ortaya çıkmıştır. Daha önceleri ekonomiyle din adamları uğraşıyordu. (Çok da faydalı işler çıkardıkları söylenemez.) Ama şimdi, din adamlarının dışında yeni ekonomi düşünürleri kendini göstermeye başlamıştı. Bu ekonomistlerden bilmemiz gerekenler Gerard de Malynes(1586-1641) ve  Thomas Mun(1571-1641)’dur. Bu isimlere birazdan değineceğiz. 

Merkantilistler tam gelişmiş bir ekonomik teoriyi savunmuyorlardı daha çok bir inanışlar karmasını savunuyorlardı. Örneğin bir ülkenin zengin olduğunu söylediğinizde ne kastedersiniz? Merkantilizme göre, zenginlik altın ve gümüştür. Dolayısıyla bir ülkede ne kadar çok bunlardan varsa o kadar zengindir. Eleştirmenler ve felsefecilere göre, merkantilistler “Midas yanılgısı”na düşmüşlerdir. Merkantilizm tüm zenginliği altında arama yönüyle çok sık eleştirilir. Genelde altın karın doyurmaz denir. Aramızda Japon masallarını bilenler varsa merkantilistleri klasik Japon masalı figürü olan Hazineyi koruyan ejderhalara benzetebilirler. 

Ne kadar eleştirilse bile asırlar boyunca kaşifler altın aramış ve hükümdarlar da altın istiflemeye çalışmışlardır. İşte bu yıllarda Avrupa’ya sömürgelerden muazzam bir altın akışı olmuştur, İspanya’nın hazinesi ağzına kadar dolmuştur ama sonraki zamanlarda İspanya üstünlüğünü kaybetmiştir. Merkantilistlerin zamanında bir şeyleri satın almanın tek yolu altındı. Günümüzdeki gibi karşılıksız basılan kağıt paralar yoktu. İmparatorlar da sınırları korumak için, ordunun giderlerini karşılamak için fiilen altın bulundurmak zorundaydılar. 

2.Bölüm: Merkantilizme Ekonomik Bakış

Merkantilizm, Avrupa’da 15 ile 18. yüzyıl arasında kapitalizmin hemen öncesinde ortaya çıkmıştır. Nasıl çıktığını da az önce söyledik. Özet olarak merkantilist felsefenin altında yatan yaklaşım değerli madenlere sahip olmanın zenginlik sağlayacağı inancıdır.

Merkantilist sistemin temel düşünceleri şunlardır:

1.Değerli madenler elde ederek zenginliği artırma düşüncesi. (Bulyonizm)

2.Devletin ekonomik yaşama aktif halde karışması.

3.İthalat kısıtlamaları uygulayarak ülkeden değerli maden çıkışının sınırlanması.

4.Mal ihracatını teşvik ederek değerli madenler elde etmek.

15. yüzyılda kağıt para yoktu. Madeni para altın, gümüş gibi değerli madenlerden üretiliyor ve reel değerleriyle işlem görüyordu. Altın ve gümüş rezervleri kısıtlı olduğu için, kıtlık bu metallere doğrudan bir değer veriyordu. Altın ve gümüş eritilerek metal para yapımında kullanıldığı için aslında sömürgelerden elde edilen metal doğrudan para oluyor ve ülke ekonomisine katkı sağlıyordu. 

Merkantilizmin sona erişi ise klasik iktisatçılar olarak adlandırılan Adam Smith, David Ricardo, Thomas Malthus, John Stuart Mill gibi iktisatçıların oluşturduğu yeni teorik yapılarla oldu. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir