Politika Ve Strateji

TÜRKİYE’NİN EKONOMİK SİSTEMİ

Ekonomik Sistemler ve Türkiye

Ekonomik sistem; bir ekonomide mal ve hizmetlerin üretimini, ticaretini, dağıtımını ve kaynakların üretime tahsis edilmesini düzenleyen, üretimi kimlerin yapacağını belirleyen uygulama ve ilkelerdir. Bu uygulamalar bugüne kadar üç şekilde gerçekleştirilmiştir:

  1. Kabilelerin uyguladığı ve kabile şefinin talimatlarına göre işleyen gelenek sistemi.
  2. Merkezi bir otoritenin belirlediği ilkelere uygun olarak ve genellikle bir merkezi planla yöntemiyle yürüyen kumanda sistemi.
  3. Mal ve Hizmetlerin üretim miktarını arz ve talebin belirlediği piyasa sistemi.

Günümüz dünyasında gelenek sistemi artık sadece Afrika ve Endonezya’nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan az sayıda kabile tarafından uygulanıyor. Bu gerçeği dikkate alırsak günümüz dünyasında piyasa sistemi ve kumanda sisteminin iki ekonomik sistem olarak kaldığını görebiliriz. Piyasa sistemi üretimin özel kesim ağırlıklı olarak yapılmasını temsil ederken kumanda sisteminde ağırlık kamu kesiminde bulunur.

Türkiye’nin bugünkü ekonomik sistemi piyasa ekonomisine dayalı bir karma ekonomik sistemdir.

KonuMevcut StatüUygulamada durum
Mal ve hizmet üretimiÖzel kesim ağırlıklı
karma sistem.
Kamu kesimi yönlendirmesi söz konusu
Fiyat mekanizmasıPiyasa sistemi geçerli.Piyasaya dolaylı
siyasal müdahaleler olabiliyor.
Döviz piyasasıDalgalı kur rejimi, piyasa
kuralları geçerli.
Piyasaya dolaylı
siyasal müdahaleler olabiliyor.
Faizlerin belirlenmesiPiyasa sistemi geçerliPiyasaya MB eliyle ya da
dolaylı siyasal müdahale olabiliyor.
Türkiye’nin Ekonomik Sistemi Özeti

Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere Türkiye, özel kesim ağırlıklı bir üretime dayalı karma sistem uygulamakla birlikte çeşitli ve dolaylı kamu müdahalelerine açık bir yapının içinde bulunuyor. Bu yapı, Türkiye’nin zaman zaman piyasa sistemine zaman zaman da kumanda sistemine yakın bir görününüm almasına yol açıyor.

Piyasa Sistemi

Piyasa/Pazar, mal ve hizmetlerin alınıp satıldığı yer ve ortamdır. Bu klasik bir tanımdır zira bugün bazı piyasalar herhangi bir yere ihtiyaç duymadan alıcı ve satıcıları da bir araya getirebiliyor. Kuruluş yeri ya da biçimine göre piyasalar üçe ayrılır:

  1. Belirli bir toplanma yeri olan ve alıcıyla satıcının fiilen karşılaştığı piyasalar. Bunların en bilinen örneği mahalle pazarları veya alışveriş merkezleridir.
  2. Belirli bir toplanma yeri olmayan ve alıcıyla satıcının fiilen karşılaşmasına gerek olmayan piyasalar. Bunların en bilinen örneği malların ilerideki fiyatlarıyla bugünden alınıp satılabildiği future piyasalardı.
  3. Piyasanın içinde bulunan ya da erişim yetkisi olan kişiler aracılığıyla alım satım yapılan piyasadır. Bunların en bilinen örneği menkul kıymetler borsasıdır. Burada alım satım yetkisi olan kişiye talebini ileterek onun aracılığıyla alım satım işlemi yapılabilir.

Piyasa, kapitalist sistemin temel unsurudur. Bir ekonomik sistemde gereken üretim, kimin için, ne miktarda yapılacak ve kaça satılacak sorularının yanıtını kapitalist sistemde piyasa mekanizması verir. Kapitalist sistemde ideal piyasa, dışarıdan bir müdahale olmaksızın arz ve talebin serbestçe belirlendiği piyasadır.

Piyasa sisteminde üretim, tüketim, alışveriş hep arz ve talep kurallarına göre işler. Bununla birlikte bu ideal düzen hiçbir yerde hiçbir zaman tam olarak işlememiştir. Devletler, çeşitli nedenlerle piyasalara müdahale ederler. Bunun en hafif şekli asgari ücret ve tarımsal destekleme amaçlı müdahale, en ağır şekli ise piyasada fiyatlara, faizlere, döviz kurlarına, ithalata müdahale şeklinde ortaya çıkar.

İstisnalar ve Türkiye’de Durum

Türkiye’de hep piyasa sistemi mevcut olmuştur. Sistem zaman zaman aşırı, zaman zaman daha hafif devlet müdahaleleri yaşamaktadır.

Türkiye’de bugün uygulanan piyasa sisteminde, birçok başka ülkede uygulanan bazı istisnalar bulunuyor. Bunlardan birisi asgari ücrettir. Türkiye asgari ücret uygulamasıyla ücretlerin belirli bir aylık tutarının altına düşmesini engelliyor. Emeğin sermaye karşısındaki güçsüzlüğü ve bu nedenle korunması gerektiği kabulüyle yürütülen bu uygulama fiyatların serbestçe arz ve talep kurallarına göre belirlenmesi ilkesine aykırı olmakla birlikte dünyada da sosyal uygulama olarak destekleniyor.

Asgari ücret, emek talebi ve emek arzının kesiştiği noktanın daha yukarısında bir fiyatta belirlenirse özel sektör, düşük ücretle daha fazla işçi istihdam edecekken daha yüksek ücret olan asgari ücret ile daha az sayıda işçi istihdam edecektir. Özetle asgari ücret emeğin alım gücünü korumakla birlikte daha az sayıda istihdama yol açarak işsizliği artırıcı etki yapabilmektedir.

Türkiye’de asgari ücret, kamu görevlileri ve işçi sendikalarının yetkililerinden oluşan Asgari Ücret Komisyonu tarafından belirlenir. Komisyon, her yıl toplanarak belli kriterler çerçevesinde bir sonraki yılın asgari ücret tutarını belirler. Asgari ücret ilk aşamada günlük bazda belirlenir, sonra buradan yola çıkılarak saat başına, parça başına, haftalık, aylık ya da işin miktarına göre yapılan ücret ödemeleri ayarlanır.

Yıllara Göre Asgari Ücret Değişimi

İkinci istisna bazı tarım ürünleri için uygulanan taban fiyat uygulamasıdır. Tarım ürünleri üreticisini tüccar karşısında zayıf bırakmamak için devlet bazı tarım ürünlerinde taban fiyat belirliyor ve tüccarların teklif ettiği alım fiyatı bu fiyatın altına düşerse kendi kurumlarıyla ürünü çiftçiden satın almaya başlıyor. Çiftçi de (özellikle küçük çiftçi) büyük ölçüde emeğiyle üretim yaptığı için burada da amaç emeği korumak olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye’de devlet bu uygulamayı başta Toprak Mahsulleri Ofisi olmak üzere çeşitli kamu birimleri ya da kooperatif birlikleri aracılığıyla yürütmektedir.

Üçüncü istisna tavan fiyat ya da halk arasında bilinen adıyla narh uygulamasıdır. Narh; bir ürünün ya da malın fiyatının kamu otoritesi tarafından belirlenmesi ve satıcının bu fiyatın üzerinde ürününü satamaması için uygulanan fiyat politikasıdır. Burada da amaç, yoksul halkın en çok tükettiği ürünlerin fiyatının artmasını engellemektir.

Türkiye’de tavan fiyat (narh) uygulaması daha çok belediyelerin başvurduğu bir yöntemdir. Belediyeler, ekmek için bir tavan fiyat belirlerler. Fırınlar standart ekmeği belirlenen gramajda ve fiyatta satmak zorundadırlar. Bunun yanında üretecekleri standart olmayan ekmekler için bir gramaj ve fiyat sınırı yoktur.

Dördüncü istisna tekel ya da tekele yakın konumdaki bazı
mal ve hizmet üretimlerini yapan kuruluşların fiyat artırımlarının incelenip onaylanması, değiştirilerek onaylanması ya da reddedilmesi şeklinde bağımsız kurullarca karar verilmesidir. Bağımsız kurullar, özellikle tekel konumunda bulunan kamu üretim birimlerinin özelleştirilmesi sonucunda bunları satın alan şirketlerin, tekel konumundan yararlanarak fiyatları dilediği gibi artırmasını önlemek için denetim ve gözetim yaparak karar verirler.

Türkiye’de bu tür uygulamalara elektrik fiyatlarını verebiliriz. Elektrik enerjisi dağıtımı özel şirketler tarafından yapılıyor olsa da bu şirketler elektrik satış fiyatını Enerji Politikaları Düzenleme Kurulu (EPDK) kararları doğrultusunda belirlemek zorundadırlar. 

Piyasa Sisteminden Sapmalar

Türkiye’de piyasa sisteminden sapmalar geçmişten beri söz konusu olmuştur. Örneğin, Türkiye 1935’te yürürlüğe giren Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu çerçevesinde sabit kur rejimi ve kambiyo kontrolü yöntemini 1980’lerin ortasına kadar uygulamıştır. Bu uygulama piyasada fiyat (ya da kur) oluşumuna iki şekilde engel olur:

  1. Kurun oluşumunu piyasaya (arz ve talebe) bırakmayıp doğrudan Merkez Bankası eliyle belirlenmesi
  2. Kimin ne kadar dövize sahip olabileceğini belirleyen kambiyo kontrolü

Bu dönemde yürürlükte olan sabit kur rejiminde Merkez Bankası, TL’nin dolara karşı kurunu belirlemiş, bütün diğer yabancı paraların kurlarını da ona göre sabitleyip belirlemiştir. Bu sabit kur, uzun süreler yürürlükte kalmış, sonra gerçek durumu yansıtmamaya başladığında da devalüasyon yapılarak TL’nin değeri düşürülüp yeni bir kurla sabitlenmiştir. Aynı dönemde kişilerin ve kurumların döviz bulundurması, döviz hesabı açması yasaklanmıştır. Kimin ne kadar ve hangi nedenle döviz alabileceğine devlet karar vermiştir.

1980’ler öncesinde bir başka piyasa müdahalesi fiyatlarda ortaya çıkmıştır. O dönemde kurulan ve çeşitli bakanlık temsilcileriyle özel kesim temsilcilerinden oluşan Fiyat Kontrol Komitesi fiyatı arttırılacak malların durumunu inceler ve fiyatın artırılıp artırılmayacağına, eğer arttırılacaksa ne kadar arttırılacağına karar verirdi. Aynı dönemde piyasada uygulanan faizler de Merkez Bankası tarafından belirlenen tavan orana göre oluşmuştur.

Türkiye, piyasaya müdahale yöntemini 1980’lerin ortasında başlayan önlemlerle yavaş yavaş kaldırarak bu tür kararların piyasada arz ve talep kurallarına göre oluşmasını sağlayacak adımları atmıştır.

Sonuç

Bugün uygulanan sistem piyasa sistemidir. Yukarıda sayılan istisnalar dışında fiyatlar, faizler ve kurlar piyasada arz ve talebe göre belirlenmektedir. Bununla birlikte zaman zaman fiyatlara çeşitli baskılar ve talimatlarla dolaylı yoldan müdahale edilmektedir. Faizlere, kamu bankaları ve kamu fonları aracılığıyla, döviz kurlarına da Merkez Bankası ve kamu bankaları aracılığıyla dolaylı yoldan müdahale edilmektedir. Bu tür müdahaleler, kısa vadede olumlu görünen ama orta-uzun vadede piyasa sistemini bozucu etkiler yaratmaktadır.

– ARTİST DERİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir