Politika Ve Strateji

Türklerin Tarih Sahnesindeki Yeri: Bölüm 1, Türk-İspanyol İlişkileri

Serinin Önsözü:

Kökleri oldukça eskiye dayanan Türkler, birçok farklı zaman diliminde, tarihi değiştiren birçok hamlede bulunmuşlardır. Bozkırlarda Çin ile kanlı mücadeleleri, İslam hareketine dahil oluşları, Abbasiler’in yönetimine dahil olmalarının Arap Tarihi’ne olan etkileri, Selçuklu Devleti, Osmanoğulları’nın bir imparatorluğa dönüşümü, İstanbul’un fethi ile hristiyan dünyasında oluşturulan reformlar bir yana dursun, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde; “Yurtta barış, Dünya’da barış misyonu ve birçoğu kuşkusuz Türk’ün tarihteki rolünü gözler önüne sermektedir. Politika’nın ve stratejinin böylesine önemli olduğu bu günlerde, geçmişinden ilham almayan herhangi bir bireyin, yok olmaya mahkum olduğunu bilen bizler; geçmişimizden bugüne, diğer devletlerle olan ilişkilerimizde nasıl bir rol aldığımızı incelemek istedik. Umarız ki bu serimizde, doğruları ve yanlışlarıyla Türkler;  bizi aydınlattığı meşalesini harlayacak, bize rehber olacaklardır.

Giriş:

Türklerin İspanyollarla olan geçmişi 13.yüzyıla kadar dayanır. Bu geçmiş, dolu dolu olduğu kadar ilginçtir de. 16. yüzyılda başlayan Osmanlı ve İspanya arasındaki çekişme, aynı yüzyılın sonunda yerini yardımlaşma ve hoşgörüye bırakmıştır. Bunun esas sebebi, mevzubahis dönemin başat güçlerinin İngiltere, Fransa ve Rusya olarak değişmesinden kaynaklanır. Avrupa’da değişen güç dengesi, ülkelerin birbirleriyle olan ilişkilerinde kuşkusuz etkili olmuştur. Yazımızda; bugünlerde haber kanallarında, sosyal medya uygulamalarında ve siyasal ortamda sık sık söz edilen Türk-İspanyol ilişkilerine hem tarihsel hem de politik açıdan bakacağız. Umuyoruz ki bu sayede mevzubahis aktörleri, aktörlerin neden ve nasıl böylesine sıkı dost olduklarını daha iyi anlayabileceğiz.

Türk- İspanyol İlişkileri:

Tarihte Türk- İspanyol ilişkileri, Türklerin Bizans’a karşı ilerleyişini durdurmak üzere çağırılan Katalan Birliği ile başlar. Katalanlar, Türkleri(Aydınoğulları) geri püskürtmeyi başarabilmişlerdir ki kimsenin tahmin edemeyeceği bir şey olur: Başlangıçta sadece Türkler ile savaşan Katalanlar, liderlerinin Bizans yönetimi tarafından öldürülmesi sebebiyle taraf değiştirirler. İntikam yemini eden Katalanlar, Türk kuvvetleri ile birleşerek Bizans’a saldırarak ağır kayıplar verdirirler. Şüphesizdir ki Osmanlı’nın yükselişinde payı bulunan Katalonların bu hadisesi, tarihte “Katalanların İntikamı” olarak yer almıştır.

İlgili dönemin haritası

Osmanlı’nın altın çağını yaşadığı Kanuni dönemi, Türk-İspanyol rekabetinin de en ateşli zamanlarını yaşadığı dönemidir. Bu dönemde Dünya’yı fethetme fikirleri tavan yapmış bu iki tarafın tek istediği şey; Dünya’nın her yerinde, kendi bayrakları altında kendi dinlerini yaşayabilmektir. Çok ama çok ilginçtir ki, nasıl Konstantinapolis’i fethederek bu yolda kararlı bir adımı Osmanlı atmışsa; Granada’yı fethederek de İspanya da buna benzer bir adım atmıştı. Şimdi ise Akdeniz’in bir ucunda İspanyollar, diğer bir ucunda Türkler; neredeyse aynı yollardan geçmişlerdi ve önlerindeki tek engel olan birbirlerini ortadan kaldırmak istiyorlardı.

Bu dönemde İngiltere’nin ve Fransa’nın durumu da hayli ilginçti. Olası bir İspanyol saldırısına karşı Türkler ile, Olası bir Türk saldırısına karşı ise İspanyollar ile yakınlık kuruyorlar; ancak böyle güç dengesini koruyabiliyorlardı. Akdeniz’deki korsanlar bile Osmanlı- İspanya arasındaki çekişmeye dahil olmuştu. Bu süreçte Müslüman korsanlar ile Hristiyan korsanlar birbirleriyle mücadele ediyorlardı.

Dönemin şartları, Türklerin ve İspanyolların zayıflamasıyla; İngiliz, Fransız ve Rusların güçlenmesiyle değişti. Türkler ile İspanyolların arasında imzalanan 1782 Dostluk ve Ticaret Antlaşması’na kadar asla barış sağlanamamıştı. Bunun en önemli sebebi İngiltere-Fransa-Rusya üçlüsünün bunun kendilerinin aleyhine olacağını düşünmelerindendi.

1782 Türk-İspanyol Dostluk ve Ticaret Antlaşması; Osmanlı’nın ciddi toprak kayıplarının olduğu, İspanya’nın ise taht kavgalarından hayli yorgun düştüğü bir dönemin ardından imzalanmıştı. İki tarafın birbirlerine benzerliği, geçmişin aksine bu kez birbirlerini yakınlaştırmıştı. Devletlerin  birbirlerine yardım ederek zor günlerini aşmayı umut ettikleri, antlaşmanın ticaret üzerine olmasıyla ortadadır. 21 maddelik bu antlaşmadaki kritik maddeleri gözden geçirelim.

Madde 1: Osmanlı Devleti ile İspanya Devleti arasında bir barış antlaşması imzalanmıştır. Antlaşma, her iki ülkeye ait bölgelerde uygulanacak, fırtınadan zarar gören gemiler limanlarda tamir ettirilecek ve ihtiyaç duyulan malların satın alınmasına izin verilecektir.

Madde 3: İspanya Devleti, İstanbul’da ikamet eden elçisi aracılığıyla gerekli görülen yerlerde  konsolosluk açabilecek, diğer dost ülkelerin konsolos ve çalışanlarına tanınan haklar İspanyol konsoloslarına da tanınacaktır.

Madde 6: İspanya teb’asından hiçkimse tutuklanmayacak,talep edilmesi halinde konsoloslarına teslim edilecek ve kabahatine uygun cezalandırılacaklardır.

Madde 11: İki tarafın savaş gemileri karşılaştığında, birbirlerini bayrak ve top atışıyla; ticaret gemileri ise sadece bayrak açarak selamlayacaklar. Savaş gemileri, ihtiyaç halinde ticaret gemilerine yardım edecek, filika yerine iki adam gönderilerek evrakları incelenecektir.

Dışişleri Bakanlığı’nın sitesinde belirtildiği gibi, ülkemiz ile İspanya arasındaki siyasi ilişkiler mevzubahis antlaşmanın 1783’te Osmanlı Padişahı’na sunulması ile başladı. Madrid’teki Türk Elçiliği ise 1857’de faaliyete geçti.

İspanyol İç Savaşı sırasında Cumhuriyetçi İspanya ile doğrudan, Franco yönetimi ile dolaylı bir şekilde görüşüldü.Ankara’daki İspanya Büyükelçiliği Cumhuriyetçi İspanya ile, İstanbul’daki Büyükelçilik ise Franco ile iletişim halinde idi. Böylece İspanya’nın rejim değişimi, Türkiye olan ilişkileri asla zedelememiştir. Fakat yönetimin faşist olması nedeniyle mesafe korunmuş, ilgili süreçte ülkeler arası ilişkiler durgunlaşmıştır.

Elbette kader dostları Türkiye ve İspanya’nın ilişkilerindeki durgunluk çok sürmedi.Bir taraftan İspanya’nın NATO’ya ve AB’ye katılması, bir taraftan da Türkiye’nin parlamenter demokrasiye dönmesi ve iki tarafın da dış pazara açılmaları ülkeler arasındaki ilişkiyi diriltti. Binaelaneyh,  16 Nisan 1989 tarihinde bir Dostluk Antlaşması imzalandı. Bu dönemde Turgut Özal, İspanya’yı ziyaret etti. Bunun üzerine 1993 yılında İspanya Kralı Juan Carlos, Türkiye’ye iadeiziyarette bulundu. Ziyaretlerin art arda gerçekleşmesi üzerine Temmuz 1998’de “İlişkilerin Geliştirilmesi için Ortak Hareket Eylem Planı” imzalandı. Böylece ziyaretlerin düzenli bir şekilde devam etmesi kararlaştırılmış oldu.

2005’te Başbakan Erdoğan’ın ve İspanya Başbakanı Zapatero’nun ortaklığında başlatılan “Medeniyetler İttifakı” projesi ile Türkiye-İspanya ilişkileri yeni bir boyut kazandı. Medeniyetler İttifakı’nın kurulmasındaki ana fikir; müslüman ülkeler ve batılı ülkeler arasındaki kutuplaşmayı önlemektir. Medeniyetler İttifakı, ülkelerin birbirlerine muhtaç olduğunun altını çizer ve ortak bir anlayış inşa etmeyi amaçlar.

Ayrıca İspanya, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemektedir. Bu konuda İspanya’nın tutumu, ortalamanın üzerindedir.

Türkiye’nin İspanya ile olan ekonomik ilişkisi de son derece kuvvetlidir. Türkiye, İspanya’nın en çok ithalat yaptığı(AB ülkeleri dışında) 4. ülke, ithalat yaptığı(AB ülkeleri dışında) 3. ülkedir. Ek olarak  660 kadar İspanyol firma, Türkiye’ye 8,8 milyar Avro civarında yatırım yapmıştır. Tüm bu verileri göz önünde bulundurduğumuzda İspanya, Avrupa’daki en büyük ticaret ortaklarımızdan ve ülkemize en çok yatırımda bulunan ülkelerden biridir.

Ayrıca ülkemizde İspanyol Dili ve Edebiyatı ve İspanyolca bölümleri mevcuttur.Erasmus programında Türk öğrencilerin en çok tercih ettiği ülkeler arasında önemli bir konumda bulunan İspanya’da; Complutense ve Autonoma Üniversitelerinde, Arap ve İslam Araştırmaları Bölümleri bünyelerinde, Granada Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık Bölümü bünyesinde seçmeli ders olarak Türkçe dil eğitimi verilmektedir.Ayrıca, Autonoma Üniversitesi’nde, Arap ve İslam Çalışmaları Bölümünde Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye-AB ilişkileri konulu lisans ve yüksek lisans dersleri verilmektedir.*2017 verilerine göre Madrid’te 3078, Barselona’da 2279 Türk yaşıyor.Ayrıca Endülüs ve Valensiya’da da Türkler mevcuttur.

Sonuç:

Türkler ve İspanyolların ilişkileri, her ne kadar bazı dönemlerde gücün getirdiği inisiyatiflerle bozulmuş olsa da, genel tablo birbirlerini anlayışla karşılayan taraflara işaret eder. Bunun en kritik sebebi, her iki ülkenin de benzer hedeflere sahip olmalarıdır ve benzer durumlara düşmeleridir. Bu bağlamda Türkler ve İspanyollar sıkı dostlar olmuşlardır ve olacaklardır.

-Yusuf Çağrı

*Bu paragraf; Barselona Başkonsolosu Güçlü Kalafat’ın, Türkiye-İspanya İlişkileri adlı yazısından alıntıdır.

Kaynakça:

Araştırma:

Şule Karabıyık, Osmanlı Devletinde Görev Yapan İspanyol Konsoloslar (1785-1912)

Website:

CNN, Katalanların İntikamı

http://www.mfa.gov.tr/medeniyetler-ittifaki-girisimi.tr.mfa

http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ispanya-siyasi-iliskileri.tr.mfa

http://barselona.bk.mfa.gov.tr/Mission/ShowInfoNote/121361

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir