Politika Ve Strateji

Türk’ün Modernizasyonu-2

Savaş Sonrası Türkiye, Demokrat Parti:
Türkiye, 2.Dünya Savaşı'nda her ne kadar Nazi Almanyası ve Japonya'ya savaş açsa da, bu tamamen bir siyasi hamledir. Savaş sonrasında Türkiye, Marshall Yardımı ile 100 Milyon dolar yardım almıştır. Bu süreçte ulaşamama sorunu çözülmüş, tarımda makineleşme hız kazanmıştır. Demokrat Parti ise varlık vergisiyle yıpratılmış halkı arkasına alarak iktidar olmuştur.
Makineleşme artınca Türkiye'de yeni bir iş olanağı ortaya çıktı. Birçok yedek parça satıldı ve bozulan makinelere servis sağlandı. Ayrıca bu dönemde yabancı sermayenin gelişini kolaylaştıracak politikalar geliştirildi. Yabancı sermayeye yönelik kanunlar da bu dönemde oluşturuldu. General Electric, Sana ve ilk Türk boya fabrikası olan DYO( Durmuş Yaşar ve Oğulları) bu dönemde boy gösterdi. Tüm bunlara ek olarak devlet eliyle de yatırımlar yapılmıştır.
1950, hem güzel havalarıyla hem de makineleşmenin artmasıyla Türkiye'ye ilaç oldu. Üstelik Kore Savaşı'nın başlamasıyla tarım ürünlerine olan talep de artmıştı. Artık işler güzel gidiyor gibi görünse de Türk Tarımı hâlâ geleneksel üretime dayanıyordu. 1953'te kötü havaların gelmesi ve döviz bunalımının başlamasıyla Türk Ekonomisi sıkıntılar yaşadı. Yedek parçalar artık çok zor bulunuyordu.

Demokrat Parti, bunalımdan dersini almış gibiydi. Bu sürecin hemen ardından kamu yatırımlarına başladı. Philips, Türkiye'de buzdolabı, çamaşır makinesi üretirken Borusan ise sanayi boruları üretiyordu. Bu dönemde Alarko, Çanakkale Seramik gibi önemli fabrikalar da üretime başladı. Vehbi Koç, Adnan Menderes'ten döviz izni ve yardım garantisi alarak Henry Ford ile görüştü. Böylece Henry Ford, Türkiye'de kamyon ve otomobil üretimine başladı.
Yedek parça, bir süre sonra Türkiye için gerçek bir probleme dönüştü. Çünkü bu parçalar Avrupa'dan döviz ile geliyordu. Döviz sıkıntısı, Türkiye'de dayanıklı tüketim mallarının montajına dair yeni bir sanayileşme sürecini başlattı.
Ardından 1960 Darbesi başladı. İhtilalden sonra neredeyse bütün yatırımlar durdu. Garip bir şekilde Türkiye için ne zaman her şey iyi gider gibi gözükse, işte tam da o zaman her şey darmadağın oluyordu. Ardından yeni girişimler ve yeni ekoller baş gösteriyordu.

Yerli Otomobil:
Belki de Türkiye'nin en cesur girişimlerinden birisi yerli otomobil üretimidir. Türkiye'nin normalleşmesinden hemen sonra bu girişim birçok kez dillendirilmiştir. Ülkemizde aya araç gönderebilecek mühendisler vardı, ne var ki seri üretime geçebilecek yan sanayimiz yoktu. Her şeye rağmen geri adım atılmadı ve Cemal Gürsel'in talimatı ile Devrim Arabaları üretilildi. Arabalar Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları için Ankara'ya gönderildi. Fakat kutlamalar esnasında Gürsel'in bindiği ilk araba sadece 100 metre gidebildi. Bu arabanın neden çalışmadığına dair iki teori vardır:

1) ...İkisi krem diğer ikisi siyah siyah renkli dört araba üretildi...Siyah arabanın cilası Ankara trenindeyken yapıldı. Kömürle çalışan lokomotifin bacasından çıkacak kıvılcımların yaratacağı güvenlik tehdidi sebebiyle araçlara sadece manevra yapabilecek kadar benzin konmuştu. Motor performansını arttırmak için sıkıştırma oranı artırıldığından, motorları motor vuruntusu olmadan çalıştırmak için yüksek oktanlı benzin gerekiyordu. Yüksek oktanlı benzin o zamanlar sadece Ankara'da mevcuttu. Kutlamalar gününde, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tören için yakıt ikmali yapılmadan önce siyah araca bindi. Yaklaşık yüz metre ilerledikten sonra araç durdu. Sonra Başkan siyah arabadan indi ve arkada (daha önce benzini doldurulmuş olan) krem  ​​renkli arabaya bindi ve onunla Anıtkabir'e gitti.**
2)
Devrim Arabaları'nın motorları başka bir marka motordan esinlenerek yapılmıştır. 129 gün gibi kısa bir süreçte kusursuz bir motor üretmek mümkün değildi. Bazı motorların başarılı olmasına karşın bazı motorlar çatlıyordu. Bu teoriye göre Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in bindiği siyah arabanın ilk 100 metreden sonra motoru çatlamıştır.

Komunizm:
Bu dönemde Türkiye'de işçi sınıfının gelişimi tamamladı. Türk-İş Partisi "İşverenden akıl alınmaz, işçiden alınır." şeklindeki propagandalarına devam etti. Yabancı sermayeleşmeye karşı korkunun giderek artması da ister istemez bu düşüncenin yararına oldu. Diğer taraftan Türkiye, etrafındaki sosyalist-komunist ülkelere göre daha maliyetli üretim yaptığından dışsatım yapamadı. Bu da birçok Türk firmasının zor dönemler geçirmesine sebep oldu.

Araba Sevdası:
Devrim Arabalarından aradığını bulamamış olsa da Türkiye, bu konuda ümidini kaybetmedi. Vehbi Koç, Ford firmasıyla ortak çalışarak bir İngiliz firmasına yaptırdığı Anadol'u seri üretime geçirdi. Ayrıca Kadir Has'ın yardımlarıyla Türkiye'de Mercedes'in imalatına başlamak üzere Otomarsan kuruldu. Yıl 1970'i gösterdiğinde Renault ve Fiat Türkiye'ye geldi.
Anadol üretilemez hale geldiğinde Ford, Türkiye ile ortak araç üretmeyeceğini açıkladı. Onlar olmadan imkansızdı çünkü motor, şanzıman gibi kilit parçalar Ford'tan temin ediliyordu. Fiat, Türk halkını iyi analiz etmiş olacak ki Anadol'un boşluğunu Murat 124 ile doldurmayı teklif etti. Teknoloji yabancı olsa da kaporta gibi yapılabilir bölümleri Türkiye üretiyordu. Hem Koç hem de Fiat, Türkiye'nin araba sevdasını iyi biliyorlardı.

Döviz:
Türk Devleti'nin elindeki dövizi kullanırken gittikçe daha seçici olması, sanayiciliği zorlaştırdı. Bu dönemde OPEC'in petrol veren ülkeler birliğinden petrolün fiyatını belirleyen ülkeler birliğine dönüşmesi Türkiye'ye çok zarar verdi. Ayrıca Kıbrıs harekatı da bu dönemde oldu. Borçların tavan yapması ve çoğu fabrikanın kapatılması Türkiye'nin sokak sokak bölünmesine ve ayaklanmalara/grevlere yol açtı.

80 Sonrası:
Türkiye bu dönemde hem ekonomik hem de sosyal açıdan ciddi probemler yaşadı. Dışalımın, dışsatımın iki katından biraz daha fazla olması bir yana dursun, grevler de üretimi düşürdü. Bu dönemde Turgut Özal'ın hazırladığı İstikrar Paketini IMF beğendi. Türkiye, IMF'nin tüm isteklerini kabul etti. Ardından 1$, 70₺ oldu.

Sokağa çıkma yasağı sona erdikten sonra her türlü mala zam yapıldı. Türkiye, şekerden ilaca, dövizden petrole her şeyin yokluğunu yaşadı. Türkiye'nin 1970'e kadarki borçları toplam 2.5 milyar dolardı. Bu borçlar, borç sahiplerinden çeşitli yardımlar istenerek ödendi. Örneğin borç sahiplerinden turistlerini Türkiye'ye yönlendirmeleri istendi. İşte Türkiye böyle zamanlardan geçti.
80 sonrasındaki dönemde gerekli dersler alındı. Yabancı sermayeye yeni kolaylıklar getirildi. Korumaya dayanan sanayileşme yerine ihracata dayalı büyüme modeli benimsendi.

Yeni Yükseliş

Turgut Özal başa geldikten sonra iş insanlarıyla ortak hareket etti. Onlarla olan ilişkilerini geliştirdi. Zamanı geldi ortak karar alındı, zamanı geldi birlikte seyahat edildi.
Bu dönem, İran-Irak Savaşı Türkiye için yeni bir fırsattı. Çelik hariç her türlü madde satıldı. Her iki ülke de birbirlerinin sanayilerini bombaladığından bu süreç Türkiye için yeni bir yükseliş oluşturmuştu.
Sanayinin dışa açılması, dönemin en önemli hareketlerinden biridir.Bu dönemde devletin kaynakları ihracatçılar için seferber edildi. Derimod, Evyap gibi firmalarımız yurt dışında da boy gösterdi. Böylece Türkiye'nin sanayi ürünü dışsatımı 1980-1985 arasında %32 artmış oldu. Yeni kaynaklar ile Altyapı yatırımı hızlandı.

Körfez Savaşı ve Sovyetlerin Dağılması
Körfez Savaşı, konumu itibariyle Türkiye'nin dışsatımını artıran bir olaydı. Türkiye, bir Birleşmiş Milletler üyesi olduğundan diğer BM ülkeleri ile Irak'a ambargo uyguladı. Güneydoğu Anadolu'da işsizliğin artışına sebep olan bu gelişme, bölgedeki terör unsurlarını güçlendirdi.
Gorbaçov'un istifasıyla Sovyetler Birliği dağıldı. Böylece pazarlar hayli genişlemiş oldu. Türklerin çoğunlukta olduğu yeni devletlerin pazarlarına ilk önce Türkiye Türkleri girdi. Fırınları onlar açtı, fabrikaları onlar kurdu.

Gümrük Birliği
Türkiye, Körfez Savaşı'nın sonlanmasından sonra Sermaye hareketine serbestlik getirmişti. Bunu, dış borçlanmanın artışı, enflasyonun %149 oranında artması ve Türk Ekonomisi'nin %6 daralması takip etmiştir.
Türkiye, Gümrük Birliği'ne de bu süreçte girdi. Gümrük Birliği, anlaşmaya varmış ülkelerin kendi aralarında gümrükleri kaldırdığı ortak dış gümrük tarifesi uyguladığı serbest ticaret alanıdır. Ortak ülkeler ortak bir dış ticaret politikası oluştururlar ancak bazı ithalat kotaları uygulayabilirler.***
Gümrük Birliği'ne girmek, Türk firmalarının yabancı firmalarına tam rekabetine izin vermek demekti. Bu süreçte bazı Türk firmaları ciddi başarılar elde etti. Artık Avrupa sahnesinde kendinden bahsettiren bir Türkiye vardı.

Büyük Deprem:
Kocaeli, Sakarya ve Düzce'de gerçekleşen 99 Depremi, Türkiye'nin sanayisinin %15'ini kapsayan çok önemli bir coğrafyada gerçekleşti. Bu depremin sonucunda 1.5 milyar dolarlık hasar, 2 milyar dolarlık iş kaybı; toplamda 3.5 milyar dolarlık zarar meydana geldi.

Bu süreçte Türkiye'nin dış borç sıkıntısı iş insanından fırıncıya kadar herkesi etkiledi. 1.5 milyon kişi işsiz kaldı. 20.000-30.000 küçük ya da orta boy işletme kapandı. Türkiye, iç pazarda alıcı bulamadığından sermayedarları dışsatıma yönlendirdi.

Sanayileşmiş Türkiye:
Tüm bu süreçten sonra Ford, Fiat ve Merdeces'in Türkiye'yi bir araç üretim merkezine dönüştürme kararı aldı. General Electric, Türkiye ile birlikte TEI'yi kurdu. Bu firma F-16'nın ve Boeing tipi uçakların parçalarını üretmeye başladı. Bu gelişmeleri ihracatın artışı takip etti. Türkiye, 1992 yılında sadece 27 firma ile ihracat yapabiliyorken 2001 yılında bu sayı 150'den fazlaydı. Hedefe uzun ve zahmetli bir yolun ardından ulaşılabilmişti.
1923 yılında, İzmir İktisat Kongresi'nde yerli sermayedarlar oluşturmaya çalışan Türkiye, 2000 yılında ikinci ve üçüncü nesil sermayedarlarla çalışıyordu. Dedeler ve babalar, yerlerini torunlara ve evlatlara bırakmışlardı. Yeni nesil, daha güçlü sermaye ile , daha yeni kan ve daha ilerici vizyonla yeni başarılara imza atacaktı.

İşte bir zamanların tarım ülkesi Türkiye, bu şekilde sanayileşmişti.
-Yusuf Çağrı

*Bu paragraflar Cenk Reyhan'ın Osmanlı-Türk Modernleşme Süreci Üzerine Bir Başyapıt adlı eserinden esinlenilmiştir. Çeşitli alıntılar yapılmıştır.
**Wikipedia, Devrim Arabalarından direkt alıntıdır.

*** Wikipedia, Gümrük Birliği'nden direkt alıntıdır.

Kaynakça:
Kitap:
Türkiye'de Çağdaşlaşma, Niyazi Berkes

Osmanlı-Türk Modernleşme Süreci Üzerine Bir Başyapıt, Cenk Reyhan

Belgesel:Bir Uygarlık Öyküsü: Sanayi Bölüm 1,2,3,4,5,6,7

Website:

Wikipedia, 1. Beş Yıllık Sanayileşme Planı

Wikipedia, 2. Beş Yıllık Sanayileşme Planı

Wikipedia, Varlık Vergisi
Wikipedia, Büyük Buhran

Wikipedia, Anadol

Wikipedia, Otomarsan

Wikipedia, Birleşmiş Miletler

Wikipedia, Sovyetler Birliği
Wikipedia, 99 Depremi

One thought on “Türk’ün Modernizasyonu-2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir