Uluslararası Af Örgütü: Sen de bir mum yak!

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), insan haklarının sağlanması ve korunması üzerine çalışan bir sivil toplum kuruluşudur. Gönüllü üyeliklerle çalışmalarını sürdüren bu küresel örgüt her insanın, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ve diğer uluslararası sözleşmelerin insanlara hak olarak tanımladığı standartlara ulaşabilmesi için tüm dünyayı kapsama, tarafsızlık, bağımsızlık, insan haklarının bölünmezliği ve evrenselliği temellerine dayanarak çalışır. Dünya üzerinde 216 ülke ve bölgede eylem gösteren Af Örgütü, 1961 yılından bu yana vaka çalışması, acil eylem, unutulmaya karşı mektuplar ve online kampanyalar gibi çeşitli yöntemlerle aktif olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Çalışmalarının hedefinde hükümetler, hükümet dışı kuruluşlar, silahlı gruplar, şirketler vardır. İşlenen insan hakları suçlarının takipçisi olup, tarafsız bir şekilde araştırmalar yaparak ihlaller hakkında raporlar yayınlayarak ihlalleri yapan aktörler üzerinde kamuoyu baskısı oluşturarak insan hakkı ihlallerinin son bulmasına çalışır. Çalışmaları yalnızca ihlallerin takibiyle sınırlı değildir. Aktörlere insan hakları standartlarını kabul etme ve uygulama gibi davetlerde bulunur ve insanların bireysel olarak da haklarını öğrenebilmeleri için Af Örgütü İnsan Hakları Akademisi ile de online olarak Türkçe dahil olmak üzere çeşitli dillerde, çeşitli eğitimler hazırlar. Af Örgütü’nün sloganı olan “Karanlığı aydınlatmak için sen de bir mum yak!” sözü ve sloganıyla benzeşen dikenli telin çevrelediği mum logosu oluşumun vizyonu ve misyonu ile oldukça paralel ve anlamlıdır.

Nasıl Kuruldu?

Londra’da yaşayan iki barışsever avukat Peter Benenson ve Eric Baker tarafından 1961 yılında kurulmuştur. Peter Benenson’un, hükümetlerin vatandaşlarına karşı yaptığı insan haklarını göz ardı eden davranışlara her gün gazetelerden şahit olmasıyla aklında böyle bir oluşum canlanmıştır. Yaşadıkları dönemlerde “özgürlük” kelimesinin yasak olduğu Portekiz’de iki öğrencinin özgürlüğe kadeh kaldırmasıyla yedi yıl hapis cezası alması haberinden etkilenen Benenson daha sonra “Unutulmuş Mahpuslar” isimli makaleyi yayınlamış ve bu makaleyle okuyucuları gençlerin salıverilmesi için hükümete mektup yazmalarına davet etmiştir. Benenson yazısında şu cümleleri kullanmıştır: “Gazetenizi haftanın herhangi bir günü açtığınızda, dünyanın bir yerinde, birisinin, görüşleri veya inançları hükûmetince beğenilmediğinden, tutuklandığını, işkence gördüğünü ya da idam edildiğini okuyabilirsiniz“. Bu sözlerin ardından bazı ülkelerde yayılmaya başlayan hükümete mektup yazma hareketi “Appeal for amnesty” (Politik tutukluların bırakılma çağrısı) olarak gündeme yansımıştır. Bu hareket de Amnesty International/Uluslararası Af Örgütü’nün kurulmasının ilk adımı sayılmaktadır.

Af Örgütü Türkiye Şubesi    

Af Örgütü’nün Türkiye’deki varlığı kuruluşundan 5-6 yıl kadar önce gönüllülerinin başlattığı çalışmaların başlamasıyla gündeme gelmiştir. 1995 yılından itibaren İstanbul’da Çin’in Uygur Türklerine yaptığı insan hakları ihlallerine karşı başlamıştır. İlerleyen yıllarda İzmir’de ve Ankara’da da çalışmalar yürüten Af Örgütü gönüllüleri 2001 yılında Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’na resmi talepte bulunarak Af Örgütü’nü Türkiye’de kurmaya adım atmışlardır. Bürokratik engellerle karşılaşılsa da Örgüt gönüllüleri yaptıkları lobi çalışmalarıyla 2002 yılında Türkiye şubesinin kurulmasını sağlamışlardır. Merkez ofisi İstanbul’dadır fakat Ankara’da da  ofisi vardır.

ABD Polisinin Black Lives Matter Protestocularının Haklarına Yönelik Kitlesel İhlalleri

ABD’de 24 Mayıs 2020 tarihinde George Floyd’un bir polis memuru tarafından öldürülmüştür. 2013 yılından bu yana ABD’deki Afrika kökenli vatandaşların uğradığı ayrımcılığa karşı yapılan Black Lives Matter (Siyahların Yaşamları da Değerlidir) hareketi George Floyd’un ardından da yapılmıştır. Bu protestolarda ABD kolluk kuvvetleri yine öldürücü güç kullanılmıştır. ABD’nin sistemik ırkçılığı ve polis şiddetini protesto eden barışçıl hareketlere ve harekette yer alan halka, sağlık personellerine, yasal gözlemcilere karşı da öldürücü güç kullanması büyük bir insan hakları ihlalidir ve Af Örgütü de buna sessiz kalmayarak bir rapor hazırlayarak ABD’ye tavsiyelerde bulunmuştur.

Af Örgütü’nün eyalet yetkilileri gibi sorumlu kişilere tavsiyeleri şu şekildedir:

  • Barışçıl protesto ve ifade özgürlüğü haklarına saygı göstererek bu standartları sağlaması,
  • Siyahların hayatlarını ve haklarını koruyan sistematik reformların kabulü için harekete geçmesi ve yasalaştırması,
  • Protestolar esnasında öldürücü güç kullanan kolluk kuvvetleri araştırılması, soruşturulması ve gerekli cezai yaptırımların uygulanması, mağdur olanların ise uygun tazmininin sağlanması,
  • Protestolarda yer alan kolluk kuvvetlerinin ekipmanlarının gözden geçirilerek öldürücü güç kullanımını sınırlandırarak uluslararası hukuka ve standartlara uygun olmasıdır.

Hiçbir yer güvenli değil: Uygurlar Çin’in yürüttüğü korkutma politikalarını anlatıyor

Çin’in kuzeyinde Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Uygur Türkleri uzun yıllardır baskı altında tutan Çin, 2014 yılından bu yana baskının şiddetini arttırarak yeni politikalara başlamıştır. Teröre karşı halk mücadelesi adı altında başlattığı politikalarda çöle kamplar kurmuştur. Bu kamplarda “eğitim yoluyla dönüştürme” ve “mesleki eğitim” adı altında aşırılıkçı düşüncelerini temizleme ve meslek öğretme odluğunu iddia etmiştir. Fakat içeriye uluslararası basından hiç kimseyi almamasıyla birlikte kendi ülkesinin gazetecilerinden dahil yalnızca seçtiklerinin haber yapmasına izin vermiştir. Kamplara yapılan ziyaretlerin tümü gizli gerçekleştirilmesinin yanı sıra içerideki Uygur Türklerinin yakınlarına da hiçbir haber ulaştırılmamıştır. Çin’in dışında başka ülkelerde yaşayan Uygurların yaşamları da Çin’dekiler kadar sıkıntılıdır. Çin hükümetinin izin verdiği tek uygulamayla haberleşme vardır ve bu haberleşme yine Çin’in kontrolü ve izlemesi altındadır. Yurt dışındaki Uygurların içeride yaşananlarla ilgili bilgi vermemeleri için sürekli tehdit edilmektedirler. Af Örgütü de bu baskının sona ermesi için imza kampanyası başlatmıştır. İmza kampanyasının haricinde Af Örgütü’nün Çin’in Uygur Türklerine yaptıklarıyla ilgili bazı tavsiyeleri vardır ve bu tavsiyeler de şöyledir:

  • Yurt dışında yaşayan Uygur Türkleri ve diğer etnik kökenlere yapılan tehdit ve korkutma politikasının sonlandırılması,
  • Eğitim adı altında toplanan kampların kapatılması ve mağdurların derhal salıverilmesi,
  • Diğer ülkelerden Uygur Türklerini ve diğer etnik kökenli vatandaşları Çin’e geri çağırmaktan vazgeçmesi,
  • Kamplara iletişim ve ulaşım engellerini kaldırarak Birleşmiş Milletlerin bölgeye erişimini sağlamasıdır.

Af Örgütü tarafsız bir şekilde ülkemizde de insan hakları ihlali görülen durumlarda raporlar yayınlamış, kampanyalar başlatmıştır. Kadına şiddet, yapılması planlanan Onur Yürüyüşü ile ilgili yargılanmaların haksızlığı iddiası, gazetecilerin yanlış yargılanmaları veya çeşitli haksızlıklarla insan haklarının ellerinden alındığı iddialarıyla da çalışmaları vardır.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’dür. İnsanca, haklarımızla, ayrımcılığa, adaletsizliğe, eşitsizliğe uğramadan yaşayabileceğimiz yıllara!

KAYNAKÇA

Af Örgütü Tüzük

Af Örgütü Wikipedia

“ABD Polisinin Black Lives Matter Protestocularının Haklarına Yönelik Kitlesel İhlalleri” – Uluslararası Af Örgütü

Hiçbir yer güvenli değil: Uygurlar Çin’in yürüttüğü korkutma politikalarını anlatıyor” – Uluslararası Af Örgütü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir