Politika Ve Strateji

Yumuşak Güç Aracı Olarak Spor: Pinpon Diplomasisi Örneği

Güç kavramının oldukça farklı bakış açılarından, farklı olaylar üzerinden tanımlar bulunmasına rağmen genel geçer bir tanım yoktur. Var olanlar yorumlanacak olursa: “Güç bir aktörün sahip olduğu kaynakları kullanarak istediğini elde etme, kendinden daha az kaynağa sahip aktörlere de istediğini yaptırabilme yeteneğidir.” şeklinde ifade edilebilir.


Ülkeler kendi içlerinde belli bir hiyerarşik düzene ve yöneticilere, belirli hukuk kurallarına sahip olmasına karşın uluslararası arenada bunun aksine üst bir hiyerarşinin olmadığı, anarşik bir düzen vardır. Anarşik yapıda aktörlerin davranışlarını kısıtlayacak veya yönlendirecek bir yapı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu da her aktörün kendini farklı alanlarda yetiştirmesi kuvvetlendirmesi anlamına gelir çünkü kendi içlerinde kuvvetlenmeleri uluslararası arenada güçleriyle kendilerine bir güvenlik ortamı yaratabilmeleri demektir. Bu noktada da bazı aktörler gücü temel hedef olarak görürken bazı aktörler de gücü hayatta kalmak yolunda bir araç veya basamak gibi görmektedir.


Gücün çeşitleri sert güç, yumuşak güç ve akıllı güç olmak üzere üç gruba ayrılır. Sert güç ve uygulamaları bir aktörün başka bir aktör üzerinde yaptığı etkileme çalışmaları askeriye, silahlanma gibi daha somut olarak algılanan yöntemlerle gerçekleşmektedir. Günümüzde kaba kuvvetin yerini ikna, pazarlık, kamuoyu oluşturma, algı yönetimi gibi yöntemler almıştır ve bunlarla başka bir aktör üzerinde hakimiyet kurmaya veya istediğini yaptırabilmeye doğru evirilmiştir. Josep Nye, bu yumuşak güç fikrinin öncülerindendir ve zorbalık yerine işbirliğini önerir. Nye’ın ortaya attığı bu fikirden sonra yalnızca silahlanma yerine kültürel değerler, siyaset, ekonomi, diplomasi gibi yollar da uluslararası sistemde yerini almaya başlamıştır. Akıllı güç ise bu iki gücün başarılı olan yöntemlerinin alınarak veya iki gücü de ihtiyaca göre kullanarak daha işlevsel bir gücün oluşmasıdır.

YUMUŞAK GÜÇ
Yumuşak güç kavramı, Joseph S. Nye’ın kendi ifadesi ile ilk defa 1990 yılında yayımlanan “Liderliğe Zorunluluk: Amerikan Gücünün Değişen Doğası” adlı kitabında ve bu kitabından derlediği “Yumuşak Güç” adlı makalesinde ele alınmıştır. ABD’nin gücünün azaldığına dair konuşulmaya başlanması ve kendisine bu sorunun doğrultulması sonucunda yaptığı açıklamada uluslararası ilişkiler literatürüne girmiştir. ABD’nin gücünün azalmadığını söyleyen Nye; gücün yönünün değiştiğinin, artık askeri varlığın veya ekonomik nüfuzun yerine bu yeni terim olan
yumuşak güce yönelmeye başladığından bahsetmiştir. Joseph Nye yumuşak gücün kaynaklarını üç başlıkta toplamıştır. Bunlar kültür, siyasi değerler ve son olarak dış politikalarıdır.

Değişen ve gelişen küresel düzende insan haklarına özen artmış, bilgi paylaşımı kolaylaşmış, teknoloji gelişmiştir. İletişimin kolaylaşması da aktörleri kendi imajlarını daha çok düşünmeye itmiştir, dolayısıyla bu da aktörlerin kuvvet kullanımını sınırlandırma veya yeni bir güç anlayışına yönlendirmiştir. Yumuşak güç aktörlerin kendi potansiyelleri doğrultusunda uygulanabilir. Aktör bir devletse belli bir refah seviyesi, özgürlük, eşitlik gibi meselelerde başarılı olmalıdır veya aktör uluslararası örgütler, çok uluslu şirketler vb ise onların da belirli bir seviyede faal ve uluslararası sistemde nüfuzu yüksek olmalıdır ki yumuşak güç uyguladığında verim alabilmelidir. Aktörlerin yarattığı imajlar doğrultusunda insanların algıları şekillenmekte ve bu aktöre karşı olumlu veya olumsuz bir yargı yerleşmektedir. Bunlar doğrudan uluslararası ilişkiler veya küresel siyaset faaliyetleri olarak düşünülmemelidir. Sanat, spor, turizm, moda, eğitim kalitesi gibi faktörler küresel anlamda aktörlerin ilişkilerinde etkilere sahiptir. Örneğin dizi/film sektörü en belirgin yumuşak güç faktörlerindendir ve Hollywood sineması da ilk akla gelenlerdendir.

Kamu diplomasisi, yumuşak gücün iki politika çeşidinden biridir. Kültürel diplomasi ise yumuşak gücün önemli bir parçası olan kamu diplomasisinin en etkili olduğu yöntemlerdendir. Kültürel diplomasi, diğer ülkelerle olan ilişkiyi güçlendirmek, sosyo-kültürel ortaklıklar kurmak veya ulusal çıkarları geliştirmek amacıyla kültür veya kimliğin öğeleri olan fikir, değer, gelenek ve benzerlerinin kullanıldığı eylemler bütünü olarak tanımlanabilir.

Spor Diplomasisi
Geçmişte de oldukça önemsenen bir alan olan sporun popülerleşmesiyle birlikte kültürel diplomasi içerisinde yerini almıştır. Başlarda daha çok üst tabakanın vakit geçirmek için yaptığı spor sonradan yön değiştirerek farklı anlamlar yüklenmeye başlamıştır. Sporun halk arasında yaygınlaşmasıyla kışlalara da girdiği görülmüştür. Askerlerin dayanıklılığını ve kuvvetini arttırmak amaçlı yapılan spor zamanla siyasi bir anlam da kazanmaya başlamıştır.


İlerleyen zamanlarda spora ölümsüz savaş gibi farklı anlamlar yüklenmeye başlanmıştır. Madalyaların ve başarıların fazlalığı aynı oranda uluslararası alanda da üstünlük olarak algılanmıştır. Çünkü bu başarıları kazanan ülke hakkında hem bu yetenekli sporculara sahip oldukları hem de bu sporcuları eğitebilecek ve başarılı hale getirebilecek potansiyele sahip oldukları düşünülmektedir. Bu da bütün aktörler tarafından olumlu yaklaşılan bir durumdur çünkü kendi üstünlüğünü ispatlarken hiç can kaybı almamak veya tahribat görmemek savaşmaya göre çok büyük bir avantajdır. Spor diplomasisinin ülkelerin varlığının ve potansiyelinin kanıtı olması gibi bir etkisi de vardır. Bir diğer etkisi de markalaşma, endüstrileşme, ticaret ve ekonomi gibi alanlarda büyük avantajlar sağlayabilmesidir. Spor diplomasisinin anlaşmazlıkları çözdüğü, yeni işbirliği yarattığı durumlarla da karşılaşılmıştır. Ülke olarak da bizzat şahit olduğumuz Naim Süleymanoğlu’nun halterdeki başarısıyla Bulgaristan’daki zulme uğrayan Türklerin sesi oluşu da buna iyi bir örnektir.

PİNPON DİPLOMASİSİ
ABD ve Çin arasında gerçekleşen Pinpon Diplomasisi’nin iki ülkenin arasında olumlu gelişmelere öncülük etmesi iyi bir örnektir. ABD ve Çin arasında çeşitli olaylarda dolaylı olarak etkileşimleri olsa da Soğuk Savaş döneminin ortalarına kadar resmi olarak bir ilişki görülmemiştir. 1971’e kadar Birleşmiş Milletler’de Çin’i temsil eden de ABD’nin tanıdığı da Tayvan olmuştur. İki taraf da zamanla birbirine yaklaşma fikri kurmaya başlamışlardır. Perde arkasında iki ülke de birbirine yaklaştıracak olaylar yaşanmıştır. İkili arasındaki çekim artarken bir anda gerçekleşen küçük bir olay büyüyerek iki ülkenin birbirlerine resmi olarak adımlar atmasıyla sonuçlanmıştır.

Cowan ve Zhuang’ın Hediyeleşmesi

1971 Dünya Masa Tenisi Şampiyonası Japonya’nın Nagoya kentinde düzenlenirken şampiyona esnasında bir gün ABD’li sporculardan biri olan 19 yaşındaki Gleen Cowan yanlışlıkla Çin’in servislerine binmiştir. Kendilerine ABD’li sporcular ve ekipleri ile iletişime geçilmemesi söylenen Çinli oyuncular ilk etapta tepkisiz kalmıştır. Takım kaptanı olan Zhuang Zedong elini tokalaşmak üzere ABD’li oyuncuya uzatmıştır. ABD’li Gleen’in de güzel karşılık vermesiyle birlikte çevirmen kullanarak konuşmuşlardır, bununla da kalmayıp hediyeleşmişlerdir. Bu küçük iletişim beklenmedik bir şekilde şampiyonada ses getirmiştir. İlerleyen günlerde Mao, ABD’li masa tenisi ekibini ve eşlerini Çin’i gezdirmek üzere davet emiştir. Bu davet hem kurulduğundan beri kapalı bir politika yürüten Çin için hem de ABD için önemli ve barışçıl bir adımdır. Çin’e adım adım yaklaşmaya başlayan Nixon daveti kabul etmiştir. Çin’deki ziyaretin bitmesinin ardından Nixon da Çinli ekibi ABD’ye davet ederek ülkesinde ağırlamıştır. Bu karşılıklı gezilerin ardından ikilinin arasındaki ilişki gittikçe yumuşamıştır. ABD, Çin’e karşı olan ambargoları hafifletmiş, seyahat yasakları kaldırmıştır; aralarında ticaret gibi çeşitli kanallarla iletişim açılmıştır. Mao bununla ilgili “Küçük top büyük topu hareket ettirir.” gibi bir cümle kullanmıştır. Bu karşılıklı ziyaretler yaşanırken bir yandan da Çin ve Tayvan arasındaki anlaşmazlık farklı bir boyuta evirilmiştir çünkü BM’de Çin’i temsil eden Tayvan çıkarılmış yerine Çin’i temsilen Çin Halk Cumhuriyeti alınmıştır. Bu gelişmelerle birlikte ABD’nin Tayvan ile olan ilişkilerini durdurmasıyla Çin ile ilişkiler daha da ilerlemiştir. Pinpon diplomasisiyle başlayan sıcak ilişkiler Soğuk Savaş’ın sonuna kadar devam etmiştir.

Başkan Nixon ve Çinli Lider Mao Görüşmesi

KAYNAKLAR
Andrews E. (Oct 19, 2018), How Ping-Pong Diplomacy Thawed the Cold War,
https://www.history.com/news/ping-pong-diplomacy
Berkant ATASOY ve Füsun ÖZTÜRK KUTER, Küreselleşme ve Spor, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi 18 (1), 2005
Cengiz Özel, “Yumuşak Güce Bütünsel Bakış”, Güvenlik Bilimleri Dergisi, Mayıs 2018
HEYWOOD Andrew, Siyasetin ve Uluslararası İlişkilerin Temel Kavramları, Çev.: Fahri Bakırcı
İshak TURAN, ABD-Çin İlişkileri Bağlamında Tayvan Sorunu, Düzce Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl:6, Sayı:1
NYE Joseph, Soft Power The Means to Success İn World Politics
YAĞMURLU, A., Kamu Diplomasisi Bakışından Spor Diplomasisi, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 18(4), 2019

One thought on “Yumuşak Güç Aracı Olarak Spor: Pinpon Diplomasisi Örneği

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir