Politika Ve Strateji

YUNAN İSYANI

Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
Kosova’dan, Niğbolu’dan, Varna’dan, İstanbul’dan …
Arıyor her biri bir vak’ayı heybetle bu an;
Belgrad’dan mı ? Budin, Eğri ve Uyvar’dan mı?
Son hudutlarda yücelmiş sıra dağlardan mı ?

Artık bu devirler geride kalmış ve Avrupa, üstünlüğünü Osmanlı’ya iyice hissettirmektedir. Fransa’da başlayıp Napolyon Savaşları ile yükselişe geçen ulusçuluğun etkileri, Balkan coğrafyasını kasıp kavurmaktaydı. Büyük devletler ise Avusturya Şansölyesi Metternich sayesinde bir süre ulusçu akımlara karşı birlikte hareket etseler de söz konusu Osmanlı olunca karışmamaya hatta isyancıları desteklemeye karar vermişlerdir.

Napolyon mağlup bir şekilde Rusya’dan dönerken

Bu durumun oluşmasında Osmanlı’nın da çok büyük hataları olmuştur. Halen daha Avrupa’nın bir çok noktasında kalıcı elçiler bulunmamaktaydı. Osmanlı görüşme ve konferanslara katılım göstermeyip Avrupa’dan kendini soyutlamaktaydı. Tarafsızlık bazı durumlarda doğru olsa da masada parçalanma tehlikesi içinde olan bir devlet kendini savunmalıdır. Diğer Avrupa devletleri de bunu bahane ederek Yunan İsyanı konusunda konusunda buna benzer kararlar çıkartmaktaydılar: “Hiçbir vakit asayiş düşmanlarına yardım edilmeyecektir ve Yunan asilerine yüz verilmeyecektir. Fakat Bab-ı Âli Avrupa işlerine alâka göstermediğinden bizim de onun işlerine müdahale ve yardıma mecburiyetimiz yoktur.”

Denge Politikası

Yunan-Osmanlı İlişkilerinin Tarihçesi

Osmanlı Devleti’nin kurulduğu dönemde herhangi bir Yunan devleti mevcut değildi. Onun yerine karışık bir etnik nüfus yapısına sahip Bizans yani Doğu Roma vardı. Türkler ise bu kavme Rum demektedir. Yunanlılar da tıpkı Türkler gibi dinlerinin savunucusu konumundaydılar. Osmanlılar nasıl Sünni İslam’ın sancaktarlığını yapıyorsa Yunanlılar da Ortodoks Hristiyanlığının savunuculuğunu yapmaktaydılar.

İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilip Doğu Roma’nın fethi tamamlanmasıyla beraber, Fatih kendisini tüm insanlığın yöneticisi olarak konumlandırmaktaydı. Fatih Yunanca konuşan Ortodoks Rum Patrikhanesi’ni Bizans döneminde hiç olmadığı kadar güçlendirmiştir. Patrikhaneye siyasal ve toplumsal yekiler veriliyordu. İleride diğer Balkan cemaatlerinin de bu patrikhane çatısında birleşmesi sağlanmaya çalışılacaktır. Osmanlı’nın “Millet” siteminde ırk yerine cemaatler şeklinde bir örgütlenme vardı. Osmanlı ile beraber Patrikhane güçlenmiştir. Osmanlı’nın zayıflamasıyla birlikte ise Patrikhane de zayıflayacaktır. Hatta Patrikhane Yunan İsyanı olduğunda son ana kadar isyanın karşısında yer almıştır.

fa
Fatih Sultan Mehmet

Son zamanlara kadar ulusçu bir yaklaşımın olmadığını anlamak için Patrik Gennadius’un söylediklerine bir bakmamız gereklidir. “Dil itibariyle bir Helen olmama rağmen bir Helen olduğumu asla söyleyemem, çünkü inancım Helenlerin inandığı gibi değildir. Adımı inancımdan almış olmak isterdim, ne olduğum sorulduğunda ise, yanıtım Hristiyan’dır.”

Zamanla gelişen İstanbul ile birlikte gelişen bir Rum tüccar kesimi de oluşmaktaydı. Gelişen bu tüccarlar zamanla Devlet-i Aliyye’de tercümanlık ve baş tercümanlık görevlerini kapmışlardır. Daha sonra ise Baş mütercim olan Aleksander Mavrokordato, sırasıyla Buğdan ve Eflak’ın başına geçirilmiştir. Bununla birlikte Romen halkın başına Fener Rum Patriğinden yöneticiler atanması patrikhanenin zamanla güçlenmesine vesile olmuştur Böylece güçlenip semiren Yunanlı yöneticiler zamanla sekülerleşip kendi kültürlerini araştırmaya koyulmuşlardır. Zamanla güçlenip, serpilen Rum tüccarlar ve kiliseler Megali İdea fikrini gerçekleştirmeyi hedeflemişlerdir. Megali İdea ise eski Bizans’ı ve Helen kültürünü canlandırma anlamına gelmektedir.

İsyanın Oluşturulması

Bu isyanın ortaya çıkması Batı görüşleriyle ateşlenmiştir. Philike Hetairia, özellikle Rusya’nın desteğiyle Nicholaus Skouphas, Athanasios Tsakal (Çakal) ve Emanuel Xanthos isimli Yunanlılar tarafından Odesa’da kuruldu. Bu dernekle birlikte devrim için temel oluşturma gayesiyle pek çok şair ve entelektüel isyan için var güçleriyle çalışmışlardır.

Yunan devriminde sosyolojik temellerin yanı sıra Rusya İngiltere gibi devletlerin de rolü önemli ölçüde vardır. Hatta ilk Yunan İsyanı Çar’ın subaylarından biri olan İpsilanti tarafından Kırım’da başlatılmıştır. İsyanın ilerleyişi ise yine Osmanlı’ya bağlı Yunanlılar olan Fener yönetimi tarafından Eflak’ta bastırılmıştır.

İpsilanti

Esasen Rusya Napolyon’un yenilmesinde oynadığı rolden ötürü artık kendisini artık Avrupa’nın koruyucusu olarak görmekteydi. Rus Çarı Aleksandr, ilk başlarda Yunan İsyanı’nı destekleme niyetinde değildi. Buna rağmen dış politikasının dümeninde olan iki isimden biri Kapodistirya isimli bir Korfu’lu politikacıydı. Dolayısıyla ara ara Yunanistan’ın işine yarayacak politikalarda gütmekteydi. Kapodistirya sayesinde Eterya oldukça cömertçe bir şekilde desteklendi. Kapodistirya’nın düşüncesi ise Rumları destekleyerek Devlet-i Aliye’ye karşı bir enstrüman olarak kullanmak şeklindeydi.

Rus Çarı Nikolay

Aleksandr’dan sonra tahta geçen kardeşi Nikolay’ın şu sözleri ise oldukça ilginçtir:
“Rumlar, benim dindaşlarımsa da bana nefret ve ikrah veren bir kavimdir. Davranışları yalnız çirkin değil, aynı zamanda cinayettir. Onlara meşru hükümdarlarına isyan etmiş tebaa gözüyle bakarım. Müstakil olmalarını asla istemem, müstakil olmaya layık değillerdir.” Benzer şekilde Metternich de kitabında “Yunanlıların istiklal politikalarını Rusya’ya kabul ettirmek katiyen imkânsızdır.” demektedir.

Ne var ki bu politika en nihayetinde değişmiş ve Avrupalı devletler tutum değiştirmişlerdir. Yunan İsyanı bastırılmak üzereyken ve Yunanlılar mağlup olmuşken Avrupa son anda Yunanistan’ı desteklemiştir ve işler tamamen tersine dönmüştür. Aynı dönemde İtalya’da Karbinariler’in isyanını bastırmak üzere Avusturya ve Fransa hükümetleri İtalya’ya asker desteği vermiştir. Osmanlı’nın bu durumun dışında kalmasının nedeni olaraksa Avrupa’yla ilişki kurmaması gösterilmektedir. Başkaca nedenler ise eğer masaya oturulursa çeşitli imtiyazlar vermek zorunda kalınacağının düşünülmesi ve de toprak kayıplarının yaşanılmasından korkulmasıydı.

İngiltere ve bir çok ülkeden destekler gelmeye de devam etmekteydi. İngiltere’de hürriyet taraftarı Katin’in dış işlerine seçilmesiyle İngiltere resmi olarak da Yunanistan’ın arkasında yer almaktaydı. İngiltere, Yunanlılara bazı imtiyazlar verilirse isyanın kontrol altına alınabileceğini teklif etmiştir. Fakat dönemin Reisül Küttab’ı Pertev Paşa “Yunanistan’a imtiyaz verilirse, kötü bir örnek olur, başka yerlere de sirayet eder” diyerek teklifi kabul etmemiştir.

Büyük Devletlerin Müdahalesi ve Yunanistan’ın Bağımsızlığı

İngiliz, Fransız ve Rus temsilcileri Londra’da toplanıp 7 yıldır devam etmekte olan savaşın kendi ticaretlerini baltaladığını öne sürerek, Yunanistan’ın ayrıcalıklı bir eyalet konumuna getirilmesini talep etmişlerdir. Eğer ki bu karar kabul edilmezse zorla gerçekleştirilmezse güç kullanarak bunu sağlayacakları konusunda sözleşmişlerdir. Bab-ı Ali ise bu teklifi reddetmekle birlikte yabancı devletlerin müdahale için bir hakları olmadığını da iletti. Böylece bağlar kopma notasına geldi.

İş bitti bitecek haldeyken hiç olmazsa Sırplar için olduğu gibi müzakereyle toparlanılabilme noktasına gelme şansı olabilirdi fakat durumun vahametinin farkında olmayan Pertev Paşa ve ekibi durumu iyi yönetememiş sonuç olarak, 363 senelik tebaa Osmanlı’dan kopartılma noktasına gelmişti. Tüm bunlar olurken Navarin Baskını gerçekleşmekteydi. Donanma-yı Hümayun Navarin Limanı’ndan Çamlıca Adası’na doğru gidecekken, İngiliz ve Fransız filoları eğer Yunanistan’a karşı bir harekata girişilirse cevap vereceklerini ilan ettiler. Hemen akabinde limanı ablukaya aldılar.

Navarin Baskını

Limana giriş yapan İngiliz ve Fransız donaması sudan sebepler ve türlü hilelerle Osmanlı donamasına büyük bir zayiat verdirmişlerdir. Olay gerçekleştikten sonra ise Osmanlı’nın tahrikiyle oldu gibi bahanelerle suçu üstlerinden atmaya çalışmışlardır. Osmanlı olay sonucunda elçiliklere protestolar gönderdiyse de iş işten geçmişti ve protestolardan da bir sonuç çıkmadı. Hemen ardından Fransız askeri, Mora Yarımadası’na çıktı. Kavalalı’nın askerleri Mora’dan geri çekilmiştir.

Bu oldu bittiye sinirlenen Padişah II. Mahmut seferberlik ilan bildirgeleri yayınladı ve Rusya da bunu savaş sebebi saydı. Ruslar savaşa çok çabuk bir şekilde başlarken hemen Eflak ve Buğdan eyaletlerini işgal etti. Donanmanın Navarin’de perişan olması, ayrıca 1826 senesinde Vaka-i Hayriye ile Yeniçeri Ocağı’nın ortadan kaldırılmasından sonra yerinin henüz doldurulamamış olması gibi sebeplerle Osmanlı çok çaresiz bir durumdaydı. Ruslar da direnç gösteremeyen Osmanlı ordusuna karşı büyük bir başarıyla birlikte Edirne’ye kadar dayanmışlardır. Tüm bu yaşananlar sonucunda Osmanlı 1932 yılında İstanbul Antlaşması ile Yunanistan’ı tanımak zorunda kaldı.

Vaka-i Hayriye’de Yeniçerilerin Temsili

Edirne anlaşmasına kadar Avrupalı devletler Yunanistan için ayrıcalıklı eyalet planları kurarken, anlaşmadan sonra bağımsızlık fikri ağır basmıştır. İngiliz Lord Aberdin’in meclisinde yaptığı konuşma durumu açıklar niteliktedir. “Yunan İhtilâli’nin başında Yunanistan’ı bağımsız bir devlet hâline getirmek hususu hatıra bile gelmemişken Velington tarafından ve benim tarafımdan sadece Yunanistan’ın Eflak ve Boğdan gibi mahallî bir idareye nail olması fikri ileriye sürülmüştür. Ancak Edirne Antlaşması
haberi gelince Devlet-i Aliye’nin bakası o derece şüpheli görünmeye başladı ki artık Yunanistan’ı kendi başından emin olmayan bir hükûmete
bağlamak akla aykırı gelmiştir. Velington da bu görüşe katıldığından vakit
geçirmeksizin Yunanistan’ı bağımsız bir devlet seviyesine çıkarmayı müttefik devletlere teklif ettik. Onlar kabul ettikleri gibi Bâb-ı Âli de rıza
göstermiş olduğundan Yunanistan bağımsız ve hür bir devlet olmuştur. Bu bağımsızlık Edirne Antlaşması’ndan dolayı bizi kaplamış olan
korkudan doğmuştur.”

Kaynaklar

PAŞA, Ahmet Cevdet. Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, haz. Mustafa Gencer, C. I-II, İlgi Kültür Sanat Yayınları, İstanbul, 2011

KARPAT, Kemal H. Balkanlar’da Osmanlı Mirası ve Ulusçuluk,(Çev. Recep Boztemur). Đmge kitabevi, Ankara, 2004.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir